Nisan bir şakası hakkında farklı kültür, inanç ve dillerde değişik efsaneler bulunmaktadır. Şaka gününde insanların birbirlerine şaka yapması gelenek haline gelmiştir. Bu şakaların, komik ve eğlendirici olmalarının yanında korku dolu şakalarında yapılıyor olması, şakayı şaka olmaktan çıkarıp eşek şakasına da dönüştüğünü göstermiştir.

Nisan şakası ile ilgili bazı rivayetler söylenmektedir. Bunlardan birine göre, antik çağlarda insanlar hiç yalan söylemezlermiş. Hep doğru konuşur, doğru söylermişler. Bir gün, muzipliği ile bilinen birisi demiş ki “biz hep doğru konuşur doğruyu söyleriz, gelin yılın bir gününde yalan konuşup birbirimiz kandıralım, şaka yapalım.” Toplumu bunu kabul etmiş ve bir Nisan gününü bu gün için belirlemişler. O tarihten itibaren 1 Nisan´da bir günlükte olsa yalan söyler, yaptıkları şakalarla eğlenir olmuşlar. Zamanla şakaya dönüşmüş ve eğlenceli bir hal almıştır. Pagan kültüründe Fous bayramı olarak da kutlamalar var olmuş. (Paganizm: Hıristiyan inancına göre, köylü, taşralı, Hıristiyan olmayan, çok tanrılı inanca mensup, kafir anlamlarına gelmektedir.)

Bir rivayete göre, 1 Nisan geçmişi 16. Yüzyıla kadar gidiyor. En yaygın olanı Fransa´ya ait olanıdır. Avrupa´ da daha önce yıl başlangıcı 25 Marttı. 1564 yılında Fransa Kralı IX.Charles yıl başlangıcını ocak ayının 1. Gününe almış. Bu kararı fazla yayılmamış. Duyanlar ise protesto amaçlı eski adetlerine devam etmişler. 1 Nisan´da partiler düzenleyip eğlendiler. Bu partilere katılmayanlar ise, bu partilere katılanları nisan aptalları olarak nitelendirdiler. 1 Nisan´a aptallar günü adını verdiler. Bu günde herkes birbirlerine sürpriz hediyeler verip gerçek olmayan haberler üretip eğlendiler. Fransızlar bu güne Poisson d´avril derler. Yani nisan balığı. Bu günde şaka yapıp karşısındakini kandırdıklarında nisan balığını yuttun diye gülüp eğlenirler.

Öğrencilik yıllarımızda bizde sınıflarımızı değiştirerek öğretmenlerimizi şaşırtıp 1 Nisan şakası yapıp eğlenirdik. Hatta bir seferinde okulumuz yakınında bulunan kız meslek lisesi öğrencileriyle anlaşıp okullarımızı ve sınıflarımızı değiştirerek öğretmenlerimizi şaşırtmıştık, o gün hep birlikte çok eğlenmiştik. O günü hiç unutamıyorum. Zamanla bu şakaya düşmemek için öğretmenlerimizden tecrübe edinmiş olanlar o gün sınıfa gelmez oldular. Bu durum bizim daha da hoşumuza gitmişti.

NİSANDA GELEN ZAMLAR

Elektriğe gelen zam 1 Nisan şakası gibi geldi. Ama bu şaka hiçte hoş olmayan bir şakaydı. Şaka olmayan bu gerçek zam haberi 3 ayda elektriğe gelen ikinci zamdır ve elektrik %12 zamlanmış oldu. Nisanın 2 sinden itibaren uygulanacaktır.

Taşeron işçilerinden kadroya geçmiş olanlar 2 Nisandan itibaren kadrolu olarak işe başlayacaklar ve maaşlarını da % 10 zamlı alacaklar. İşte bu zam ve kadroya geçiş haberi nisan şakalarının en güzeli. Kadro hakkı kazanmış olan emekçileri kutluyorum. Hayırlı uğurlu olsun. Ya kadroya geçemeyenler ile işsiz kalanlara Nisan şakası çok kötü oldu.

Bir kötü şaka da çiftçilere yapıldı. Tarlasında kullandığı sulama suyuna su sayacı takılacak haberi üreticiyi şoke etti. Sulama suyundan alınmak istenen ücret beraberinde yeni sorunları da getireceği kanısındayım. Hükümetin kendi ayağına kurşun sıkması gibi bir şey. Bence pek doğru olmayan bir uygulamanın arifesindeyiz. Doların, Türk Lirası karşısında değer kazanmasına bağlı olarak sürekli artmakta olan akar yakıt ve artan üretim girdileriyle kara kara düşünen köylü ve diğer üreticiler suya ödeyecek olmaları paralarla daha da sıkıntıya düşecekleri gerçeği bu günden bellidir. Burada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Sularımızın pervasızca kullanıldığını boşa akıtıldığına da şahit olmuşumdur. Ancak bunun önlenmesi su sayaçlarının takılmasıyla değil, etkin denetimlerle yapılması daha iyi sonuçlar getirir kanısındayım.

Tarlada pahalıya üretilen mahsulün, pazarlarda marketlerde de pahalıya satılması gerçeğini beraberinde getirecektir. Bu durum işçiyi, dar gelirliyi, memuru, emekliyi daha da zor duruma sokacaktır. Bir gecede kendi maaşlarına yaptıkları zamlarla gelirlerini daha da artıran sayın milletvekillerinin tuzu kuru, bunlar elbette etkilenmez. Tatil ve bayram harçlıkları da cabası. Oh ne ala memleket.

Dolar almış başını gidiyor, dur diyeni yok. Zamlar yağmur gibi yağmaya başladı. Biz de %7,4 büyüdük. Arkadaş bu martavala inanacağımı sanma. Madem %7,4 büyüdük de biz niye küçüldük. GSYİH den kişi başına 10.787.61 USA doları düşüyorsa, benim niye 10.787.61 dolarım yok. Büyümeden bizim şansımıza düşen lokma yok mu? Kim ve ya kimler büyüdü? Birde bu açıklansın. Acun Ilıcalı prodüksiyonu olan survivor yarışmasındaki Cumali kardeşimiz “ben hayatımda hamburger ve pizza yememiştim, onları burada gördüm” samimi itirafı size ne ifade eder.? Kalkınmış ve uçan Türkiye. Ben canı gönülden ülkemin söylenenler gibi büyüdüğünü görmekten onur ve zevk duyarım. Ancak birileri büyüyor birileri küçülüyorsa sizce bunda bir terslik yok mu? Ülkemin göklere uçmasını beklerken dereye uçmasından korkarım. Şunu da belirteyim benim adayım CUMALİ kardeşimdir. Ona başarılar diliyorum.