Eylül´de yapılacak genel seçimler, mülteci krizi, Birleşik Krallığın Avrupa Birliği´nden ayrılma kararı (Brexit), terör korkusu ve Türkiye krizi nedeniyle daha da önem kazanıyor. Ben bu son şık üzerine dikkat çekmek istiyorum.

Bazı yapılan araştırmalara göre, Almanya´da yaşayan seçmen Türklerin sayısı yaklaşık 1,5 milyon kişi bulunuyor.
Hemen her seçimde siyasilere baktığımızda, camiler ziyaret edilmekte ve sivil toplum çatı kuruluşları ile toplantılar yapılmaktadır. Bu ziyaretlerinde çeşitli vaatler yapılıp oy toplamaktalar. Eğer varsa ellerinde, Türk kökenli milletvekili adaylarını yolluyorlar. Tabii ki, bunlarda baya bir üfürüyor, atıyor tutuyor ki, oylarımızı verelim. Şimdiye kadar hep böyle geldi geçti.

Peki, bu sefer değişen ne?
Her zaman olduğu gibi bu sefer de yine aynı taktikleri uygulayacaklar. İnsanımız bu konuda gözü açık olması lazım. Bu gün ise değişen çok şeyler var biz bunları tekrar hatırlatalım. Uyguladıkları siyaset ile Türkiye ve Avrupa Türk toplumunu sindireceklerini düşündüler. Tabii ki muvaffak olamadılar. Almanya, açıkça Türkiye aleyhinde yürüttüğü karalama ve iyi gün dostu siyaseti ile bu son bir kaç yılı burnumuzdan getirdi diyebiliriz. Bize ise şimdi fırsat doğdu. Seçim zamanı bizleri kandırmaya gelecek olan siyasilere takınacağımız tavrı bu kriterlere göre belirlememiz gerek.

• Asırlardır destek verdiğimiz Türk kökenli Milletvekillerini kendi oylarımız ile Alman meclisine kadar taşıdık. Haklarımızı doğru düzgün savunsunlar diye cami dernek demeden destek verdiklerimizin tümü bize faydalı olmak yerine, Ermeni Soykırımı Tasarısında, beklenmedik bir şekilde arkadan vurduklarını, unutmayalım.

• PKK´yı bir Terör örgütü olarak tanıyıp yasaklanmasını istedik ve başardık. Buna rağmen PKK hala silahları Almanlardan alıyorlar, hala Almanya PKK´ya kucak açıyor, Türk´e yasak olan PKK´ya serbest gibi olaylara şahit olduğumuzu, unutmayalım.

• 15 Temmuz Darbe girişimi başarılı olamayınca, Türkiye´nin yanında olacakları yerde, her fırsatta gerek Medya´da gerekse siyasi alanda Türkiye aleyhinde oldular. Bu yetmezmiş gibi FETÖ´cülere kanat gerip, haklarında tutuklama kararı olmasına rağmen iade etmeyip, kimilerine alman pasaportu bile veriyorlar ve hatta Cumhurbaşkanı tarafından ağırlandıklarını, unutmayalım.

• 31 Temmuz 2016´da Köln şehrinde yapılan Demokrasi mitingini türlü türlü engelleme ve caydırma politikasına rağmen, 40 bin kişinin katıldığını hem beklemeyip sindiremeyen Almanya, gurbetçilere, “Ya yaşadığınız ülkeye sadık olun, ya da bu ülkeyi terk edin” diyerek, ırkçı bir şekilde bizleri dışladıklarını, unutmayalım.

• Türkiye AB´ye giriş kapısını, mülteci krizi vesilesi ile lehimize yapılan güzel anlaşmalar ile aralarken, darbe girişimi sonrasında, “ne de olsa bunlar yıkıldı bir de biz vuralım” dercesine, yapılan anlaşmaların %80´i yerine getirilmedi. AB´nin yaptığı açıklamalara baktığımızda sanki biz başka bir ülkeyi işgal etmişiz, zorbalık yapmışız gibi, bizi dışladıklarını ve buna devam ettiklerini, unutmayalım.

• Referandumda yapmış ve destek oldukları “Hayır” kampanyaları yetmezmiş gibi, Hayırcılara serbest olan toplantıları “Evet” için Türkiye´den gelen Bakanlarımıza engel koyduklarını, unutmayalım.

• Bu ve daha fazlasını yaptıktan sonra incirliğe Babasının malı gibi girmek istediler. Kafa tuttular sonunda çekilmek zorunda kaldılar. Ama demediklerini bırakmadılar.

• Can Dündar ve 500´ün üzerinde olan Fetöcülere sığınma hakkı verip, Almanya doğumlu Türklerden daha fazla hak tanıdılar.

• Camilerimiz yakıldı, evlerimizi içinde çoluk çocuk kadın demeden yaktılar ve bunları unutturmak için elinden geldiğini yaptılar. Iş adamlarımızı, esnafımızı öldürdüler ve bu olayın şahitleri bir bir yok edilip kesin deliller bulunmasına rağmen NSU davasını sonlandırmayıp ertelemelerini unutmayalım.

• Okullarda iş yerlerinde başörtülerine yasak getirdiklerini, unutmayalım.

• Son olarak da, G20 zirvesi sonrasında Cumhurbaşkanımızın gurbetçilere seslenmesini engellediklerini, unutmayalım.

İnşallah bu sefer ki seçimlerde her zaman olduğu gibi, Almanya seçimlerinin malzemesi olmayız ve tavrımızı ona göre belirleriz.

Şu an Almanya´nın tavrı, Türkleri ve Türkiye´yi karalamak ile bunun üzerinden seçim kampanyası yapmaktalar. Seçim sonrası ise yine Türkiye´ye karşı ılımlı davranacaklar. Görürsünüz.
Zamanında kaç kez demiştim; Türkiye´deki mültecilere sınır kapısını açmamız gerekir diye. Antlaşmayı, tavır ve tutumları ile Avrupa bozmuştur. İkide bir bunu tehdit edip yapmazsan Avrupa önlemini alır ve almış görünüyor ki, kafa tutup duruyor. Şimdi ise Türkiye bunlara cevap olarak 1 aylığına mültecilere sınırı açması kâfidir. Ancak o zaman Türkiye´nin önemini ve kızdırmamayı öğrenirler. Almanya çeşitli krizler ile seçimi atlatmak isteyip Türkleri malzeme olarak kullanmaktalar.

Zira yine malzeme olursak, seçimden sonra gurbetçileri hiç ama hiç ciddiye almayacaklar, bu kesin.