“Dimdik durduk, başımızı öne eğmedik”

Başbakan Yardımcısı

“Dimdik durduk, başımızı öne eğmedik”
Başbakan Yardımcısı

-Arınç, Siyaset Akademisinde “Deneyim Paylaşımı” Dersi Verdi-
“Dimdik durduk, başımızı öne eğmedik”
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, geçtiğimiz Cuma günü geldiği İnegöl’de Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin temelini atıp, Belediye Alanyurt Ek Hizmet binasını hizmete açtıktan sonra, AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından İnegöl’de düzenlenen Siyaset Akademisi'ne de katıldı. Aynı  akşam saat 20.30'da Sani Konukoğlu konferans salonunda düzenlenen siyaset akademisinde kursiyerlere, 'Deneyim Paylaşımı' dersi veren Bülent Arınç, siyasetin toplum için gerekli olan bir yönetim sanatı olduğunu söyledi.
AK Parti Bursa Milletvekilleri Hüseyin Şahin, İsmet Su, Mustafa Kemal Şerbetçioğlu, Mustafa Öztürk, Önder Matlı, Hakan Çavuşoğlu, AK Parti Bursa eski Milletvekili Sedat Kızılcıklı, AK Parti Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın, İnegöl İlçe Başkanı Bülent Temelli, bazı ilçe yöneticileri, İl Genel ve Belediye Meclis üyeler ve kursiyerlerin  katıldığı Siyaset Akademisinde konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "40 katrilyonla 20 bankayı batırdılar 2001'de. Biz bu 40 katrilyonun onda biriyle bütün Türkiye'ye su getirdik. KÖYDES'ten Hükümet olarak verdiğimiz para 4,5 katrilyondur. O hainlerin çaldığı paranın tamamını biz Anadolu'ya gönderme imkanımız olsaydı, her yer Paris gibi olurdu" dedi.
AZİZ ALLAH
Konuşması sırasında yatsı ezanı okununca Arınç, 'Aziz Allah' diyerek katılımcılara, 'konuşayım mı' diye sordu. Arınç daha sonra, "Ben bir yerde demiştim. 'Fetva alıp konuşmaya devam edebilirsiniz' diye. Kısmen beni eleştirdiler, kısmen beni haklı bulanlar oldu. Ne dersiniz, ezanı dinleyelim mi?" dedi. Katılımcılardan bazıları 'ezanı dinleyelim', bazıları ise 'konuşmaya devam edin' demesi üzerine Arınç, 'Tamam konuşayım ama kulağınız da ezanda olsun. Aziz Allah. Caminin yanında konferans salonu olursa, böyle olur" diye konuştu.
SABIR HER ŞEYİN İLACIDIR
Toplumsal barışın Türkiye'de yeniden kurulduğuna dikkat çeken Arınç, ayrımcılığı kaldırdıklarını söyledi. Eskiden kıyafete göre ayrımcılık yapıldığına işaret eden Bülent Arınç, "Senin kıyafetin böyle, sen gericisin. Benim kıyafetim böyle, ben ilericiyim, denirdi. 'Sen gerici, yobazsın, sıkma başsın. Ben laiğim, şöyleyim, böyleyim' denirdi. Bunların hiçbirinin temeli yok. Bir bayanın kıyafetini belirleme hakkı, bizde değildir. Her kadın kendi kıyafetini kendisi tercih eder. Başörtüsü örtecekse de kendisi karar verir. Bize düşen başı açık olanlara gösterdiğimiz saygıyı, başını kendi iradesiyle örtene de göstermektir. Bunu bir ayrımcılık olarak görenlere karşı mücadele verdik. Bu işin mağdurlarından birisiyim. Meclis Başkanı seçildim. İki gün sonra eşimin başında örtü var diye bombardıman edildim. Sizler biliyorsunuz. Ama sabrettik. Sabır her şeyin ilacıdır" şeklinde konuştu.
TÜRKİYE'DE BİR ARINMA DÖNEMİ BAŞLADI
Türkiye'de artık darbecilerin yargılandığını anlatan Arınç, "'28 Şubat'ta, biz bu işi silahlı darbe yapmadan başardık?' diyenler vardı. Onlarla da ilgili bir yargı süreci başladı. Biz kendimizi hakim ve savcı yerine koymuyoruz. Hakim ve savcılar 'bu işte bir suç vardır' derlerse, gereğini yaparlar. Türkiye'de bir arınma dönemi başladı. Artık kanunlar karşısında, kim ne yapmışsa, karşılığını mutlaka ödeyecek" dedi. Son seçimlerde 21 milyon 500 bin oy aldıklarını, bunun istikrarın ve milletin duyduğu güvenin sonucu olduğunu kaydeden Arınç, AK Parti'nin Meclis'teki kadın milletvekili sayısının diğerlerinin 10 misli olduğunu, toplumun bütün kesimlerine hitap ettiklerini, siyasette gençleşmeyi başlattıklarını anlattı.
SİYASETÇİYE GÜVEN KALMAMIŞTI
Arınç, 2001'in çok yakın tarih olduğunu belirterek, "Siyaset denen kurum iflas etmişti. Siyasetçiye hiç güven kalmamıştı. 'Bunlar yalancı, kendi menfaatlerini bilirler, çıkarlarından başka bir şey söylemezler, yalan konuşurlar' şeklinde iktidara ve muhalefete aynı damgayı vurmuştu millet. Ortalıkta hırsızlık, yolsuzluk sözleri var. Arkasından üç, beş partili koalisyonlar. Millet bunlardan bir fayda görmedi" diye konuştu.
AK PARTİ TÜM SIKINTILAR ARASINDA KURULDU
Büyük sıkıntılar sırasında AK Parti'nin kurulduğunu vurgulayan Arınç, 2001-2002'de çok büyük ekonomik kriz yaşandığını, gecelik faizlerin fırladığını, doların değerinin arttığını belirterek, AK Parti'nin kurulduğu günden bu yana girdiği bütün seçimler ile Anayasa maddelerinin değişikliği ile ilgili  referandumdan başarıyla çıktığını, bugüne kadar hizmet siyasetini esas aldıklarını bildirdi. Hizmeti tercih ettiklerinı, başka partiler gibi buyurgan bir devlet yada Hükümet olmadıklarını dile getiren Arınç, "Herkes elini vicdanına koysun. Sağlıkta 10 yıl öncesi neyse 10 yıl sonrası, adeta ak ve kara gibidir. 10 yıl önce hastane, doktor, ilaç, ameliyat, tomografi yoktu. Hastane tercihi yoktu. Yoktu derken rezalet anlamında kastediyorum" ifadelerini kullandı.
KÖYE SU GELDİ
Emniyet, güven, adalet alanında da önemli hizmetler yaptıklarını anlatan Arınç, "Hükümet konakları bu dönemde oldu. KÖYDES diye proje yaptık. Bugün yolu, içme suyu olmayan köy kalmadı, eskiden vardı. Parke taşlarıyla köy meydanlarını donattık. Tozdan, çamurdan kurtardık, köyleri. Yeşil alanlar yaptık. Kadınlar ve çocuklar için vakitlerini geçirecekleri yerler yaptık. Güneş enerjisi gitti. Kanalizasyonları yaptık. Köyler yüzde 80 oranında AK Parti'ye oy vermeye başladı. Şehre gidenler, yeniden geri dönmeye, köye ev yaptırmaya başladılar. Hatta köyler o kadar kalkındı ki, beldeler kıskanmaya başladı. BELDES yapın dediler, yaptık. Su nimeti çok önemlidir. Yaşanmış bir hikaye size.. Erzincan mı, Ağrı tarafından mı bilmiyorum. Köylüler toplanmışlar. Çeşmeden su aktığını görecekler. Evlere de dağıtılmış. O tarihe kadar görülmüş değil. Konuşmalar olmuş, çeşmeyi açmışlar, millet bayılacak neredeyse. Anadolu insanı suya hasretti. Muhtar valiye demiş ki, 'açılışı yaptık bir ricam daha var sizden. Kabristana gidelim.' 'Aklını mı kaçırdın sen, Köye su geldi çeşmeyi açtık, kurdeleyi kestik burada böyle bir adet mi var?' 'Sayın valim beni üzmeyin kabristana gidelim ziyaret yapalım.' Bin kişi gitmişler. Muhtar duvarın üstüne çıkmış, 'Ey burada yatanlar, babalar, anneler, dayılar, teyzeler, Hacı Ali, Kazım, Hüseyin haberiniz olsun, köye su geldi' demiş. Muhtar valiye, 'Bunların hepsi, suyu göremeden öldü. Su beklediler ama göremediler. Belki duyarlar da sevinirler diye buraya geldik' demiş. Muhtarın bu sözleri hizmetlerin nereden nereye geldiğini gösteriyor” şeklinde konuştu.
OYUMUZU TEYYİBE VERECEĞİZ
Geçmişte Erzurum'un Karaçoban ilçesine giden DTP'lilerin vatandaşlara, 'Biz sizdeniz, siz bizdensiniz, bize oyunuzu vereceksiniz değil mi' diye sorduğunu belirten Arınç, "Yaşlı kadının biri çıkmış, 'vermeyeceğiz, biz oyumuzu Teyyibe vereceğiz' demiş. Teyyip kim, biliyorsunuz. 'Neden bize vermiyorsun, biz şuyuz.' Göstermiş, tepede su deposu var. Köye oradan su geliyor. 'Ben 16'lık gelinken su taşımaya başladım, 80 yaşıma kadar 2 kilometre öteden tenekeyle su getirdim. Bu Teyyip geldi, köye su getirdi. Bundan sonra size oy yok, hepsi oraya' demiş. Manisa'nın merkeze bağlı 21 köyünde su yoktu. Yağmur suyu biriktirir onu içerlerdi. Biz su getirdik. Bu muhteşem bir şey. Çeken bilir. Herkes 5 yıldızlı otelde oturmuyor. 40 katrilyonla 20 bankayı batırdılar 2001'de. Biz bu 40 katrilyonun onda biriyle bütün Türkiye'ye su getirdik. KÖYDES'ten Hükümet olarak verdiğimiz para 4,5 katrilyondur. O hainlerin çaldığı paranın tamamını biz Anadolu'ya gönderme imkanımız olsaydı, her yer Paris gibi olurdu. Biz yolsuzluk yapmadık, hizmet yaptık" dedi. Arınç, göreve geldiklerinde sadece 9 ilde doğalgaz bulunduğunu belirterek, şimdi 71 ilde, ilçelerin çoğunda ve sanayide doğalgaz kullanıldığını söyledi.
SABREDEN ZAFERE ERER
Ekonomide büyük başarılar elde edildiğini, toplumsal barışın yeniden kurulduğunun altını çizen Arınç, milletin yeniden kaynaştığını, kucaklaştığını anlattı. Ayrımcılıkları kaldırdıklarını vurgulayan Arınç, "Mesela, 'senin kıyafetin böyle sen gericisin, benim kıyafetim böyle ben ilericiyim. Sen gerici, yobazsın, sıkma başsın, ben laikim, şöyleyim, böyleyim', bunların hiçbirinin temeli yok. Bir bayanın kıyafetini belirleme hakkı bizde değil. Her kadın, her hanımefendi, kendi kıyafetini kendi belirler. Başını açacaksa da örtecekse de kendi karar verir. Bize düşen, başı açık olana karşı gösterdiğimiz saygıyı, başını kendi iradesiyle örten insana karşı da göstermektir. Bunu ayrımcılık olarak kabul edenlere karşı mücadelemizi verdik" diyerek, bu konuda mağdur olanlardan biri olduğunu anımsatıp, şöyle devam etti;  "Meclis Başkanı seçildim, iki gün sonra eşimin başında örtü var diye nasıl bombardıman edildiğimizi gördünüz. Sabır ettik. Sabır, her şeyin ilacıdır. Sabreden, zafere erer. Sabredeceksiniz, neye karşı, haksızlıklara zulme karşı, bir derviş gibi başınızı, boynunuzu bükerek değil, 'bu bana inancımdan dolayı yapılıyor, buna sabrederim, bu yanlışlığı düzeltmek için de bütün gücümle mücadele ederim' diyerek. Biz bunu yaptık. Sadece Allah'tan korktuk. Milletin iradesine sahip çıktık. Yoksa, bizi ortadan kaldırmak için yok etmek için neler yapıldığını, yazılıp çizilenlerden okuyorsunuz. Dimdik durduk. Başımızı öne eğmedik. Hep doğrulardan yana olduk. Allah’da 10 yıl boyunca en büyük zaferleri nasip etti. Türkiye’de eski hastalıklar var. İlerici gerici, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, doğulu-batılı, laik-yobaz kavgası gibi. Bunlara yenileri eklenebilir. Türkiye'de böyle kavgalar yok, artık olmayacak. Bu ülkede yaşayanlar, kendini hangi kimlikle ifade ediyorsa, hepsi bizim kardeşimizdir."
3 Y İLE MÜCADELE EDECEĞİZ
Arınç, AK Parti'nin kuruluşunda 3 temel ilkeyi benimsediğini söyleyerek, "3 Y ile mücadele edeceğiz. 'Bol bol ye' demek istemiyorum. Yolsuzluk, Yoksulluk, Yasaklar. Hepsiyle mücadele ettik" diyerek, 'Türkiye'de darbe olmayacak, hür seçimler olacak, siyaset alanı genişleyecek, TBMM güçlenecek, sivil asker ilişkileri batı ülkelerindeki gibi olacak' dediklerini anımsatıp, bunların gerçekleştiğini belirtti.
Referanduma giderken, CHP ve MHP'nin de 'bunlar, yalan söylüyorlar, darbecileri yargılayamaz' dediklerini vurgulayan Arınç, "Biz yargı değiliz, mahkeme bizim işimiz değil. Görüyorsunuz ki, darbeciler bugün yargılanıyor. 'Biz silahlı darbe yapmadan bu işi başardık' diyenler vardı 28 Şubat'ta. Şimdi onlarla ilgili de bir yargı süreci başladı. Biz kendimizi hakim, savcı yerine koymuyoruz. Hakim ve savcılar, 'bu işte suç vardır' derlerse gereğini yaparlar. 'Suç yoktur' derlerse de hepsine 'buyurun çıkabilirsiniz' diye söyleyeceklerdir. Türkiye'de arınma dönemi başladı. Artık, kanunlar karşısında kim ne yapmışsa karşılığını mutlaka verecek" diye konuştu.
MUHTAR DA OLDU, BAŞBAKAN DA
Arınç, şuan itibariyle kamuoyu yoklamalarında AP Parti'nin oylarının yüzde 54 olduğunu vurgulayarak, "Diğerlerini söylemeye gerek yok. Bu biraz daha yukarılara doğru çıkacak. Yeter ki, yolumuzdan sapmayalım. Yeter ki, yanlış yapmayalım, halka sırtımızı dönmeyelim" dedi. Bugünlere kolay gelinmediğini anlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü; "2002 seçimlerine gidiyoruz. Aday listeleri açıklandı. Kurucu genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'un bir bölgesinden liste birincisi, gümbür gümbür geliyoruz. Son ana kadar hile üstüne hile yaptılar. Genel Başkanımızın adaylığını iptal ettirdiler. Yeri boşaldı. Çıktılar alay ettiler, 'sizin Başbakan adayınız kim' diye. Demek istiyor ki, 'Tayyip Erdoğan milletvekili olamayacağına göre, Başbakan da olamayacak.' Nasıl zil takıp oynadılar, görseniz. Çok şükür bu şartlarda bile tek başımıza iktidara geldik. Muhtar bile olamaz demişlerdi. Muhtar da oldu, Başbakan da oldu inşallah Rabbim, en güzelini, hayırlısını nasip etsin, halk bizi sevdi. Öbürlerine baktı, sırtını çevirdi."
HELAL OLSUN
Bugüne kadar karşılaştıkları imtihanların hepsini başardıklarını ifade eden Arınç, "27 Nisan bildirisi diye, birisi kalkıyor, Hükümete, parlamentoya 'siz bunu seçemezsiniz, seçtirmem' diyor. Bütün gözler 'acaba Hükümet buna nasıl cevap verecek' diye hükümete çevriliyor. Geçmişte buna benzer çok şeyler söylemişlerdi. Ama o zaman siyasetçiler ezikti, korkuyordu, endişe ediyordu. Kötü örnekler vardı gözlerinin önünde. Arkalarındaki millet desteği zayıftı. Kimse cevap veremiyordu. 27 Nisan sabahında Hükümet cevabını verince, millet bizi ödüllendirdi. Biz yüzde 40 oy beklerken yüzde 47 verdi. Hiçbir parti kalmadı. Bize oy vermemeye karar vermiş binlerce insan, 'Helal olsun bu cesarete, ne kadar güzel insanlarmış, ağızlarının payını verdiler' deyip sandığa gittiler" ifadelerini kullandı.
Arınç, İstişareler sonucunda hazırladıkları listelerin Türkiye genelinde yüzde 50, Bursa'da yüzde 54, İnegöl'de de yüzde 67 oranında oy aldığını da sözlerine ekledi.
Bülent Arınç, konuşmasının sonundaki soru-cevap bölümünde gelen "Üniversite öğrencilerinden alınan harçların ne zaman kaldırılacağı konusunu merak ediyorum. Asgari ücretle çalışanlar, çocuklarını okutmakta zorluk çekiyor. Hükümet böyle bir çalışma yapacak mı" sorusu üzerine, "Çocukları üniversitede okuyanlar için önemli. Başbakanlık, burslarından tutun, bütün kredilerde 5-6 misli artışlar yaptı. Yemek yardımı konusunda eskiden 10-20 lira olanları 200 liranın üzerine çıkardık. Her yere yurt yaptık. 5 yıldızlı otel gibi yurtlar var. Tamamen kaldırmak belki güç olabilir. Ama Yüksek Öğretim Kanunu değişecek. Yüksek Öğretim Kanunu değişirken bu meseleler nasıl ele alınabilir. Anayasa değişikliği sırasında böyle bir hüküm, eğitimle ilgili konulabilir mi? Bekleyip görelim" diye konuştu.
AĞANIN ELİ TUTULMAZ
AK Parti'ye destek veren en çok İnegöl'ün olduğunu, Milletvekili konusunda İnegöl'ün daha çok milletvekili ile temsil edilemez mi sorusuna yanıt veren Arınç, "İnegöl'den daha çok milletvekili çıkacak bir temsil bekliyorsunuz. İnşallah oda olur. Ama ağanın eli tutulmaz. Oda olur inşallah" dedi.
Programın sonunda Arınç'a plaket ve hediyeler takdim edildi.

 

Güncelleme Tarihi: 16 Nisan 2012, 02:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17

banner18