“Hıristiyan ve Yahudi’nin reçetesini bırakın”

Seçim çalışmalarını

“Hıristiyan ve Yahudi’nin reçetesini bırakın”
Seçim çalışmalarını


Seçim çalışmalarını sürdüren Saadet Partisi (SP) İnegöl İlçe yöneticileri ve Milletvekili adayları dün Tahtaköprü Beldesini ziyaret ederek, vatandaşlardan destek istediler. Yapılan ziyarette konuşan Milletvekili adayı Salih Berber, şuanda Yunanistan'ın kiliselerinin Türkiye'de bankaları satın aldığını ve bu bankalar aracılığıyla vatandaşın toprağına ipotek konulduğunu belirtti.

Önceki akşam saat 21.00'de gerçekleşen ziyarete SP İlçe Başkanı Bahri Urgun, SP Bursa Milletvekili Adayları Salih Berber, Necmettin Çamlıdere ile SP İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri ve çok sayıda partili katıldı.

Tahtaköprü'de bulunan kahvehaneleri gezerek 12 Haziran'da yapılacak olan seçimler de destek isteyen SP Bursa Milletvekili Adayı Salih Berber,  10 sene önce görülmeyen bazı huzur bozucu olayların köylerde ve beldelerde görülmeye başlandığını ifade ederek, "Önümüzde bir seçim var. Demokratik sistem gereği seçtiğimiz insanlar, doğumumuzdan, ölümümüze kadar, hatta ölümümüzden sonra ki miras hukukuna kadar karar veriyorlar. Bundan dolayı bu işi hafife almamamız lazım. Verilen oylar sadece 4 yıl için değil, 40 yıl için de etkili olabilir. Tahtaköprü Beldemizin 10 yıl öncesini düşünelim. Eğer 10 sene öncesine göre, borç sıkıntısına düşen insan sayısı azalmışsa iyiye gidiyoruz demektir. Ama kredi kartı borçlarından dolayı, telefon, su ve vergi borcundan dolayı insanlarımız sıkıntıya düşmüşse demek ki, kötüye gidiyoruz. Eğer insanlarımız arazilerini, evlerini ipotek olarak verme zorunda kalıyorsa, sıkıntı var demektir. 10 sene önce görülmeyen bazı huzur bozucu olaylar köylerimizde ve beldelerimizde görülmeye başladıysa sıkıntılar var demektir. Ben hukukçuyum, adliye teşkilatının içindeyim. Boşanma oranları ilçemizde artış gösteriyorsa, sıkıntılar var demektir. Şuanda mazot 3,5 lira, bununla çiftçilik yapmaya kalkan kardeşimiz zorlanıyor. Maalesef bu mazotun 1,5 lirası maliyettir. Gerisi ise vergidir. Faizden dolayı bu sıkıntıyı yaşıyoruz. 2002 yılında 1 kilo armudu 1 liraya satarken, 2010 yılında 70 kuruşa sattık. 2002 yılına göre armudun fiyatı düştü. Ama 2002 yılında 80 kuruşa aldığımız mazot şuan da 3,5 lira olmuş. Şuan suyun bir litre fiyatı 1 lira, 1 litre sütün fiyatı ise 62 kuruştur. Bizler beldeleri geziyoruz. Mustafa Kemalpaşa'ya gittim. Vatandaşlar beldeye jandarma geldiği zaman kahveden insanların kaçtığını görüyoruz dediler. Şuan burada 30-40 kişinin borçlarından dolayı hapislik durumda olduklarını öğrendik. Gece jandarma gelir diye evlerine gidemiyorlar” dedi.

Şuan da Bursa'da ve Türkiye'de yaşanan olaylara bakıldığında, büyük sıkıntıların olduğunun görüldüğüne işaret eden Salih Berber, “Çocuklar kaçırılmış, ırzına geçirilmiş. Cezaevinden yeni bırakılan bir daha suç işlemiş. Ailesini, polisi kurşunlamış. Evlerden, çöplerden insanların kolu bacağı çıkıyor. Bir dengesizlik ve huzursuzluk var. Sorun ne, niye böyle oluyor? Maalesef şu Avrupa Birliği, Amerika, yani bozulmuş Yahudilik, Hıristiyanlık üzerine bina edilmiş batı düzeni ve onların kurduğu kuruluşlar, iyi reçeteler sunmuyor. İyi yol göstermiyor. Bu batıya uyanlarda ülkenin gemisini Avrupa Birliğine, İMF'ye, Dünya Bankasına çevirenlerde, iyi niyetli olsalar da maalesef ülkemize de, kendilerine de iyilik yapmıyorlar. Yani anayola girip ters istikamete gitmek gibi bir şey. Rahmetli Erbakan hocam 1996 yılında geldi. Faiz sisteminin yerine havuz sistemini kurdu. Şuanda Türkiye'de, Yunanistan'ın kiliseleri bankaları satın almış durumda. Bankalar aracılığıyla vatandaşın toprağına ipotek koyuyor. Hocam geldi o zaman faize giden paranın yönünü vatandaşa çevirdi. Çiftçi o zaman kazancını katladı. Memur, işçi ve esnafın yüzü güldü. Çünkü paranın musluğu faize giden bankaya, Avrupa’ya ve Amerika’ya değil, vatandaşa çevrildi. Bu güzelliği yine yaşayabiliriz. İnegöl'de vatandaş diyor ki, Refah-Yol dönemindeki 11 ayda aldığım arabaları, yaptığım daireleri 15 senedir sattım sattım bitme noktasına geldi. Rahmetli Erbakan Hocamız tarafından 1974 yılında Türkiye’nin dört bir yanına 200 tane fabrika serpiştirildi. O fabrikalar şuan maalesef birer birer satılıyor. Yazık oluyor. Şuan da AK Partinin gazetelere verdiği ilanda diyor ki, özelleştirmede rekor kırdık, onlar 1986 ile 2002 arası 16 yılda 8 milyar dolarlık özelleştirme yapmışken, biz geldik 2002-2011 yılları arasında 34 milyar dolarlık özelleştirme yaptık, rekor kırdık diyorlar. Ben şimdi soruyorum, 34 milyar dolarlık özelleştirme yaptınız. 2011 yılında ödeyeceğiniz faiz miktarı ne kadar? 47.5 milyar dolar yani başa baş. 8 sene de bu kadar sattılar ya bunun karşılılığında sadece 1 yıllık faizi karşılamış. Havuz sistemi yok, bundan dolayı devlet kendi parasına faiz ödüyor. İşte bunun sonucu da, çiftçi sıkıntıda ve halen asgari ücret 600 lira.  90 yıl önce denize döktüğümüz Hıristiyan ve Yahudi’nin reçetesi reçete değil" diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2011, 03:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER