“Müminiz diye kimseye pabuç bırakmıyoruz ama”

Aile Hayatını İyileş

“Müminiz diye kimseye pabuç bırakmıyoruz ama”
Aile Hayatını İyileş

Aile Hayatını İyileştirme Derneği (AHİD) tarafından, Peygamberimizin doğumunun 1441'nci yılı münasebetiyle, geçtiğimiz akşam 'Kutlu Doğum Gecesi' programı düzenlendi.
Geçtiğimiz akşam saat 20.30'da Belediye Kültür Sarayı eski sinema salonunda Araştırmacı-Yazar Ömer Tuğrul İnançer'in konuşmacı olduğu programa, Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Yel, AK Partili bazı  Belediye Meclisi üyeleri, bazı dernek başkanları ile çok sayıda davetli katıldı.
Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından programın açılış konuşmasını yapan AHİD Başkanı Naci Köseoğlu, katılan herkese teşekkür ederek, bir kıssa anlattı.
Mustafa Yılmaz'ın 'Gel ey' isimli kasidesini seslendirmesinin ardından, Hz. Peygamberimizin hayatını anlatan Araştırmacı-Yazar Ömer Tuğrul İnançer, Resulullahın başın tacı değil, gönlün içinde olması gerektiğini vurguladı.
MÜMİNİZ DİYE KİMSEYE PABUÇ BIRAKMIYORUZ AMA
Araştırmacı-Yazar Ömer Tuğrul İnançer, "Takvimler insan icadıdır. Ben alışılmış şeyleri tekrar etmem. Her alıştığımız bilgi doğru değildir. Sadece slogan bilgi olarak tekrar ederiz, ama doğru olup, olmadığını tetkik etmeyiz. Bize verilenlerle yetiniriz. Doğruluğunu araştırmayız. Bu Müslümanların yeterince yükselememelerine ve yeterince ilerleyememelerine sebebiyet veriyor. Peygamberimizin dünyada yaşayış tarihini, kendi yaşantımızla mukayese etmemiz için, 61 sene bir ay 18 günü bilmemiz lazım. 63 sayısı papağanlıktır. Birilerinin bilgilerini birilerine aktarmaktır. Hz. Peygamberimiz 61 sene yaşamıştır. Bizim cemiyetimizin Hz. Peygamberimizi hiç tanımadığı kanaatindeyim. Tanısaydık O'dan örnek almayı becerebilirdik. O'ndan örnek almayanlar ne ilerleyebilirler, ne de yükselebilirler. Müminiz diye kimseye pabuç bırakmıyoruz. Boynumuzu Kaf dağından indirmiyoruz ama Müminlerin annelerini tanımalarından vazgeçtim, onların isimlerini sayamıyorlar" dedi.
PEYGAMBERİMİZİ, DOĞRU DÜRÜST DEĞİL, HİÇ TANIMIYORUZ
Peygamberimize gelen ilk “Oku” Emrinden bahseden İnançer, "Cebrail ayeti getirdi, Resülullaha ‘Oku’ dedi. Rasülullah ‘Ben okuma bilmem’ dedi. Peygamberimiz, böyle bir şey demedi. ‘Okuyamıyorum’ dedi. Bu inceliği anlayabildik mi? Okunacak olan şey neydi. Dinde ayıp yoktur, her şey açık konuşulur. Gusül abdesti almamış kimseye kirli deniyor. Vallahi billahi yalan. 'Lailahe İllallah, Muhammeden Resulullah' diyen ne kadın ne erkek, pis olmaz. Pis olsalardı, toprakla teyemmüm caiz olur muydu? Demek ki pis değiller. Peygamberimize gelen ‘İkra (Oku)’ emri, oku manasında değildir. İdrak et manasındadır. Peygamberimiz Hira mağarasında zaman geçirirdi. Orada tefekkür ederdi. Tefekkür İslam’ın asgari görevlerinden biridir. Dinimizi evde seccadenin üstüne, sokakta cami duvarlarının arasına hapsetmişiz. Zaman itibariyle de ramazandan ramazana. Bayramda alkol kullanmaya başlayanlar yok mu? Sanki bayramda müsaade var. Adetini din zannediyor. Tefekkür etmesini bilsek, elbette bu gün böyle olmazdı. İşte Hz. Peygamberimiz tefekkür ediyor, idrak etmesi razı geldiği şeyi çözemiyor, okuyamıyor. Cebrail Aleyhisselam 'Rabbinin adı olmazsa okuyamazsın' dedi. Seni yaratının adını anmazsan, anlamazsın. Her okuyan okuduğunu anlasaydı, bu cemiyet böyle olmazdı. Hz. Peygamberimizi, doğru dürüst değil, hiç tanımıyoruz" diye konuştu.
HİÇ BİR ZAMAN ALLAH'IN KANUNLARI DEĞİŞMEZ
Hz. Peygamberimiz Medine'ye gittiğinde, hemen mescit ve oda inşaatına başlandığını kaydeden İnançer, "Çünkü Efendimiz, Mekke'den Medine'ye gittiği zaman Hz. Sevda ile evliydi. Hz. Aişe ile de nikahlıydı. İki tane hücre yapıldı. İki kadını için oda yapıldı. Efendimiz, bir akşam Aişe'nin, bir akşam da Sevda'nın yanında istirahat ederdi. Odaların metre karesi kaç? Eni 2.88, boyu 3 metreydi. 9 metrekare bile yoktu. Şimdi 'evim küçük, banyo dar geliyor, dolap sığmıyor' deniliyor. Doğduğu zaman kızlarımızın ismine Fatıma ismini koyuyoruz. Ama Fatıma gibi yetiştirebiliyor muyuz? Günümüzde hiç kaynanası ile oturan kalmadı. Bazılarınca, 'O zaman öyleymiş' deniliyor. Hiç o zaman öyle bu zaman böyle değil. Hiç bir zaman Allah'ın kanunları değişmez" şeklinde konuştu.
ÇEKİRDEK AİLE MODASI
Günümüzde çekirdek aile modasının olduğunu ileri süren İnançer, "Çekirdek aile olunca, o çekirdeğin ne meyvesi var,  nede kabuğu var. Çekirdek, çekirdek oturuyoruz. Meyve yemek yok. Hiç güle güle oturan yok. Kur'an başka bir şeydir. Kur'an’ın yazılı sayfalar halinde ciltlenip tek kitap haline getirilmesi başka bir şeydir. Neyin sünnet, neyin sünnet olmadığını doğru anlamak lazım. 'Efendimizden sonra olan her şey bidattir' diyen bazı adamlar var. Efendimizden sonra olan her şey bidat olsaydı, Mushaf-ı Şerifler bidat olurdu. 1989 yılında Kutlu Doğum Haftasını icat edenlerden Allah razı olsun. Ancak, Efendimizi ne senede bir hafta ile ne de bir kandil günüyle anmak yetmez" ifadelerini kullandı.
RESULULLAH BAŞINIZIN TACI OLMASIN
'Resulullah başınızın tacı olmasın' diyen İnançer, "Çünkü, başının üstündeki tacı uyurken çıkarırsın, tuvalete giderken de çıkarırsın. Resullahın yeri başının üstü değildir. Neresidir? Gönlünün içidir. Gönlünün içinde olacak" diye konuştu.

 

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2012, 02:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17

banner18