Bir Düşünce İnsanı: Alija

Uluslararası Alija Düşünce Derneği Ahmet Sert, Alija İzzetbegoviç’in doğum gününü kutladı. Sert, Alija’nın bir düşünce insanı olduğunu belirterek tüm gençlerin Alija’nın düşüncelerini öğrenmesi gerektiğini vurguladı.

Bir Düşünce İnsanı: Alija

Uluslararası Alija Düşünce Derneği Ahmet Sert, “Uluslararası Alija Düşünce Derneği, tüm çalışmalarını öncü şahsiyetler, düşünür ve bilim adamlarının genç kuşaklar tarafından tanınması için çalışma yapmaktadır... Okumalardan seminerlere, panel ve sempozyumlara, Aliya toplulukları, kulüpleri kurarak okumayı düşünceyi teşvik etmektedir. İlçede, ülkemizde birçok noktaya Aliya’nın kitaplarını hediye kütüphaneler kurarak bu şahsiyetin bilgemiz Aliya İzzetbegovic’in anlaşılması, okunması için gayret göstermekteyiz ve inşallah göstereceğiz. Çünkü biz Alija’yı bir dünya düşünce filozofu olarak tanımlamaktayız. Eserlerine baktığınızda insanlığın cevap bulamadığı, bulmakta zorlandığı, insanı, vicdani, kültürel, sosyal, İslami, ahlak ve adalet birçok konuyu açıklamakla kalmaz, bizi bu konularda aydınlatır. Aliya’nın çok yönlü bir düşünür olması ona olan ilgi ve sevgiyi artırmaktadır, sadece bir devlet adamı değil, aynı zamanda cesur bir kişilik, doğru bir siyasetçi, iyi bir Müslüman, derin bir düşünür ve örnek bir babadır. Siz tarihte birçok kahramandan söz edebilirsiniz, ancak bir düşünür değildir, düşünürden söz etseniz devlet adamı siyasetçi değildir, işte bütün bu özellikleri kendinde toplayan çok yönlü bir İslam mütefekkiri, bir âlim, bir düşünce insanıdır Aliya… Yaz okulu öğrencilerimiz de bugün Aliya İzzetbegovic’i tanıma fırsatı buldular. Yeni dönem ilimiz, ilçemiz tüm okullarda seminerler, konferanslar, yarışmalar düzenleyerek Aliya İzzetbegovic’i ve Bosna Hersek trajedisini daha çok gencin tanıması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kısaca hayatını özetlemek isterim. Aliya İzzetbegoviç 8 Ağustos 1925 tarihinde Bosanski Samac kasabasında doğdu. Saraybosna'da bir Alman lisesinde eğitim gördü. Lise çağında üstün kabiliyetleriyle ve İslami konulara ilgisiyle öne çıktı. O dönemde arkadaşlarıyla birlikte dini konuları tartışmak amacıyla Müslüman Gençler Kulübü'nü kurdu. Kulüp kısa sürede büyüyerek bir yardım derneğine dönüştü. Özellikle 2. Dünya Savaşı zamanında ihtiyaç sahiplerine büyük yardımlar yapıldı. O dönemdeki komünist rejimin ülke yönetimini ele geçirmesiyle birlikte dinlerin toplumsal hayattaki varlığı giderek azaltıldı. İzzetbegoviç, İslami görüşü savunduğundan ve ateizme karşı olduğundan mevcut yönetimin hedefi haline geldi. Bu sebeple beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aliya İzzetbegoviç'in sıkıntıları 1953 yılında iktidara gelen Tito zamanında katlanarak arttı. Ancak 1974'te hazırlanan yeni bir anayasayla bazı geleneksel İslami kurumların yeniden işlev kazanmasına imkân sağladı. Bu olayın üzerine bazı camiler ve medreseler yeniden hizmete açıldı. 1980'de Devlet Başkanı Tito'nun ölümüyle federasyon Cumhurbaşkanlığı konusunda bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Bunun üzerine 6 federal eyaletin her birinin Cumhurbaşkanının sırayla bir yıl federasyon Cumhurbaşkanlığı yapması üzere anlaşma sağlandı. Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu. İzetbegoviç'in oğlu bu ortamdan yararlanarak babasının makalelerini bir kitapta toparlayıp, 1983'te ‘İslamî Manifesto’ adıyla yayınladı. Kitabın yayınlanması geniş çapta bir yankı uyandırdı. Mevcut rejim bu gelişmeye tahammül edemeyerek İzzetbegoviç'i Avrupa'nın ortasında İslam Cumhuriyeti kurmak istemesiyle suçlayarak, 14 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Daha sonra Yargıtay kararıyla hapis cezası 11 yıla indirildi. 1988'de çıkarılan bir afla da serbest bırakıldı. İzzetbegoviç tahliye olduğu dönemde dünyada bulunan komünist rejimler çöküş içerisine girmişti. Bu dönemde Demokratik Eylem Partisi'ni kurdu. Parti, 5 Aralık 1990 tarihinde Bosna'da gerçekleştirilen Genel Seçimleri kazandı ve İzzetbegoviç ülkenin Cumhurbaşkanı oldu. Ancak 14 Mart 1996'da hastalığı sebebiyle görevini bırakmak zorunda kaldı. 1990'lı yıllarda Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti içinde bir bağımsızlık hareketi içerisine girdi. Bosna-Hersek de 1 Mart 1992'de gerçekleştirdiği referandum sonrasında bağımsızlığını ilan etti. Fakat Sırplar hemen arkasından Bosna yönetiminde söz sahibi olan Müslümanlara karşı savaş açarak katliama başladılar. Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlık mücadelesine destek veren Avrupa Birliği ve ABD, Bosna-Hersek'i Sırp saldırıları karşısında yalnız bıraktılar. Müslümanlar bu savaşta askeri açıdan oldukça zayıf bir konumdaydılar. Bu yüzden Sırplar Bosna'nın önemli şehirlerini işgal ettiler. Ayrıca Sırplar ele geçirdikleri bölgelerde büyük katliamlar gerçekleştiriyorlardı. Özellikle camileri ve İslamî izler taşıyan tarihî eserleri tahrip ediyorlardı. 1995 yılında ABD'nin zoruyla imzalatılan Dayton Anlaşması'yla savaş sona erdi. Savaşın sonucunda 250 bin insan hayatını kaybetmiş, 1 milyondan fazla insan da mülteci konumuna düşmüştü. Bosna-Hersek topraklarının yüzde 51'i Müslümanlara ve Hristiyan Hırvatlara, yüzde 49'u da Sırplara verildi. Ülkenin yönetimi de bu 3 halk arasında paylaştırıldı. Bunun yanında Amerika Birleşik Devletleri, Müslümanlara ellerindeki silahları imha etmelerini ve ABD patentli silahları, yedek parçasız bir şekilde satın almalarını şart koştu. Aliya İzzetbegoviç bu olaydan ülkesini en az zararla kurtarmaya çalıştı. 19 Ekim 2003 tarihinde Saraybosna'da vefat eden Aliya İzzetbegoviç, yaşamı boyunca birçok eser yazdı” ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17

banner18