“Dini Eğitim manevi kültür açısından önemli”

İnegöl Eğitim Sevenl

“Dini Eğitim manevi kültür açısından önemli”
İnegöl Eğitim Sevenl

İnegöl Eğitim Sevenler Derneği (İNESDER) ile İnegöl Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği “Din Eğitimde Yeni Yöntem ve Yaklaşımlar” konulu seminer geçtiğimiz cumartesi günü saat 10.30’da Oylat Aşiyan Otel’lin konferans salonunda gerçekleştirildi.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlileri Prof. Dr. Yurdagül Mehmedoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Emine Keskiner ile Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi Prof Dr. Hüseyin Algül ve Din Eğitimi Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Öcal’ın konuşmacı olarak katıldığı seminere, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Şen, Müftü Vekili İsmail Yıldırım, İlçe Vaizlerinden Hasan Tanrıkulu, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Baştürk, Din Kültürü ve Ahlak Dersi İlçe Zümre Başkanı İbrahim Kaygısız ile okul müdürleri, Din Kültürü Ahlak Bilgisi Öğretmenleri ve bazı camilerin imamları katıldı.

Seminerin başlangıcında ilk olarak İmam Hatip Lisesi Öğretmenlerinden Ahmet Ordu, Kur’an-ı Kerim tilavetini sundu. Programın açış konuşmasını yapan İNESDER Başkanı Metin Kuş, “İNESDER olarak bizler şuna inanıyoruz, Çok zeki insanlar vardır ki başarıyı, yakalayacakları ortamı bulamazlar. Zira sağlıklı düşünmek, düşünme kabiliyetinin geliştirilmesine bağlıdır. Eğitim sistemimize baktığımızda başarının çok dar kapsamda ele alındığını görmekteyiz. Bugünlerde eğitimde bir yığılma ve tıkanma söz konusudur. Öğrenciler adeta notlarla sınırlandırılmış, bir başarı-başarısızlık değerlendirilmesiyle karşı karşıyadır. Bu durumda olan öğrencilerimizin başarısı sadece notla değerlendirilmektedir. Oysa insanoğlu üstün meziyetlerle yaratılmıştır. O her zaman yükseklere taliptir. Kişilerin gaye ve hedefi küçük olmamalıdır. Sınav başarısının yanında ahlaki gelişimini tamamlamış, kendini bilen, kendi yaratılışında var olan üstün meziyetleri ortaya çıkaran, tanıyan ve bunları toplum hayatında uygulayan olmalıdır. Şayet böyle olursa toplum topyekûn felaha ulaşacak ve toplumun refah seviyesi artacaktır. Ancak, bu göz ardı edilirse toplumda ahlaksızlığın getirmiş olduğu kargaşa, hayatı yaşanmaz kılacak ve biz eğitimciler bu kadar çabaya rağmen başarıyı neden yakalayamıyoruz diye şaşırıp kalacağız. Uzakdoğu ülkelerinin birinde Zen Dergâhı diye bilinen yerden mezun olan öğrencilere diplomalarının yanında bir de kitap hediye edilirmiş. Öğrenciler bu kitabı ellerine alınca çok şaşırırmış. Çünkü kitabın içinde her iki sayfasına yerleştirilmiş birer ayna bulunurmuş ve altında bir not; ‘Bu dergâhta öğrendiklerin sadece ve sadece senin aynaya yansıyan gerçek yüzündür.’ Kısacası, Yunus Emre'nin dilinden ifade etmek gerekirse, ‘İlim ilim ilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsen, Ya, nice okumaktır.’ Doğru öğretilmiş ahlaki hayatın dünyaya getireceği sonuç, neşe ve sevinç olacaktır. Bunu yaparken de kesinlikle ayırmadan, ayrıştırmadan yapmak ve sevgi ile yoğurmak zorundayız” diye konuştu.

Mevlana'nın ‘gel, ne olursan ol gel’ felsefesiyle hareket ettiklerini ifade eden Dernek Başkanı Metin Kuş, “Her insanın geleceği, çocukluk ve gençlik çağlarındaki intiba ve tesirlerle sımsıkı alakalıdır. Çocuklar ve gençler, yüksek duygularla coşup şahlanacakları bir iklimde yetişiyorlarsa, zihni ve fikri durumları itibarıyla diri, ahlak ve fazilet itibarıyla da örnek olmaya namzet sayılırlar. İnsan, duyguları temiz olduğu ölçüde insandır. Kalbi, kötü duyguların baskısı altında, ruhu nefsanîliğin cenderesine takılmış kimseler, sureta insan görünseler de düşünmek icap edecektir. Terbiyenin bedene ait olan kısmını hemen hemen herkes bilir ama asıl işe yarayan fikri ve hissi terbiyeyi anlayan çok azdır. Oysaki birinci şıkta, kas güçleriyle beden insanları, ikinci şıkta ise ruh ve mana insanları yetişir. İnsan yetiştiren biz eğitimciler bunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Çocuklara okutulacak kitaplar, şiir olsun, nesir olsun, düşünceye kuvvet, ruha metanet, ümit ve azme fer verecek mahiyette olmalıdır ki, iradeleri güçlü, fikirleri sağlam nesillere sahip olunabilsin. Terbiye başlı başına bir güzelliktir ve kimde olursa olsun takdir edilir. Evet, cahil dahi olsa, terbiyeli olduğu takdirde sevilir. Milli kültür ve milli terbiyeden mahrum milletler, kaba, cahil ve serseri fertlere benzerler ki, bunların ne dostluğunda vefa, ne de düşmanlıklarında ciddiyet olur. Böylelerine güvenenler, hep inkisar-ı hayale uğrar; bunlara dayananlar, er geç desteksiz kalırlar. Okullarda en az diğer dersler kadar terbiye ve milli kültür üzerinde de durulmalıdır ki, vatanı cennetlere çevirecek sağlam ruh ve sağlam karakterli nesiller yetişebilsin. Talim başka, terbiye başkadır. İnsanların çoğu muallim olabilir ama mürebbi olabilen çok azdır” dedi.

Milli kültür ve milli terbiye gibi önemli derslerinin üzerinde az durulduğunu kaydeden Metin Kuş, “Ruhları aynalar gibi parlak, fotoğraf makineleri kadar süratli kayıt yapan çocukların ilk mektepleri, kendi haneleri, ilk terbiyecileri de anneleridir. Annelerin sağda solda harcanmadan iyi birer terbiyeci olarak yetiştirilmeleri, bir milletin varlığı ve bekası için en mühim bir esastır. Anne-babaları yetiştirenler de unutulmamalıdır ki, yine biz eğitimcileriz. Bizler İNESDER olarak eğitim dünyasına bu konuda bir şeyler katmak amacıyla yola çıkmış gönüllü öğretmenleriz. Derneğimiz, bu konuda sizlerin destek ve görüşlerinizi beklemektedir. Kapımız, eğitime gönül veren herkese sonuna kadar açıktır” şeklinde konuştu.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi İlçe Zümre Başkanı İbrahim Kaygısız’da yaptığı kısa konuşmasında, bu seminer fikrinin zümre olarak kendilerinden geldiğinde çok olumlu sonuçlar alınabileceği kanaatine varıldığını belirterek, organizasyona katkısı olan İNESDER’e, İnegöl İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne ve İnegöl’de eğitim olunca katkılarını esirgemeyen Belediye Başkanına teşekkür etti.

Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Şen’de konuşmasında, eğitim seviyesinin toplumun gelişmişliğinin göstergesi olduğunu belirterek, “Din eğitimi manevi kültürümüz açısından büyük bir öneme sahiptir. İnegöl Belediyesi olarak Milli Eğitimimizin öneminin bilincindeyiz. Her vesileyle eğitim faaliyetlerine katkıda bulunuyor ve gereken desteği ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu seminer de böyle bir katkının sonucu ortaya çıkmıştır. İnegöl Eğitim Sevenler Derneği, kısa sürede İnegöl eğitim camiasına yeni bir açılım, taze bir heyecan kazandırmıştır. Eğitim döneminin başlangıcında zümre toplantılarının etkinliğini dikkate alarak böyle anlamlı bir seminer düzenlemişler. Bizde Belediye olarak böyle önemli bir seminere ev sahipliği yapmanın onurunu taşıyoruz. Burada Milli Eğitimimizin temel taşlarından din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerimizi ağırlamaktan büyük şeref duyuyoruz.” dedi.

Konuşmaların ardından Prof. Dr. Yurdagül Mehmedoğlu, Prof Dr. Hüseyin Algül, Yrd. Doç. Dr. Emine Keskiner ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Öcal sunumlarına başladılar.

İlk olarak konuşan Prof. Dr. Hüseyin Algül, Asr-ı Saadetteki eğitimin Mekke ve Medine dönemindeki örneklerinden hareketle din eğitiminin önemi üzerinde durdu. Profesör Algül, Cenab-ı Allah’ın Kuran-ı Kerimde, kaleme ve kalemin yazdıklarına yemin ettiğini belirtti. Hz Peygamberin birinci yönünün öğreticiliğinin olduğunu, kendisine gelen taleplerde önce eğitim-öğretime dair meselelere öncelik verdiğini dile getirdi. Aygül, konuşmalarında Asr-ı saadetteki din eğitimi örneklerine genişçe yer verdi.

İnanç Öğretiminin önemi üzerinde duran Prof. Dr. Yurdagül Mehmedoğlu, İnsan kişiliğine şekil veren inancın, duygusal boyutuna ve inancın dünya tasavvurunu nasıl değiştirdiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Mehmedoğlu, inancın farklılıkları birleştiren unsur olması gerekirken medeniyetler çatışmasını ortaya çıkarmasının önemine vurgu yaptı. Çocukların dine ilgilerinin okula başlarken daha fazla olduğunu, fakat okul bittiğinde ilginin giderek azaldığının görüldüğünü ifade eden Mehmetoğlu, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersine neden ilginin azaldığını ve bizlerin eğitim öğretim merdivenlerini tırmanırken neden irfan değerlerimizi kaybettiğimizin iyi bir şekilde etüt edilmesinin gerektiğini üzerine durdu.

Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi müfredatının 2002 ve 2006 yılarındaki değişikliğine, AB ülkelerinde uygulanan din eğitimine ve Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi öğretmenlerinin misyonuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Emine Keskiner, Din öğretimi ile ahlak öğretiminin paralel bir şekilde işlenmesinin doğru olacağını, din öğretiminde teknolojik imkânlardan üst düzeyde yararlanılmasını, kullanılacak yöntemlerin iyi planlanması gerektiğini ve sonuçların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Din eğitiminin anayasanın 24. maddesi gereğince güvence altına alındığını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Mustafa Öcal ise konuşmasında, Avrupa ülkelerinin anaokulunda dini eğitime başladığını, ülkemizdeyse 4. sınıfta din eğitimine başlanarak din eğitiminde geç kalındığını ileri sürdü. Öcal, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin görsel materyallerle zenginleştirilmesi ve öncelikle uygulanacak eğitim yönteminin, öğretmen tarafından bulunması ve yöntemin öğrenci seviyelerine uygun olmasına özen göstermek gerektiğini kaydetti.

Üç oturumda gerçekleştirilen seminere verilen aralarda Atatürk İlköğretim Okulu müzik öğretmeni Metehan Uyar ud, İmam Hatip Lisesi Edebiyat öğretmeni Şahin Aktaş ise ney çalıp ilahiler söyleyerek, programa renk kattılar. Sabah saat 10.30’da başlayıp akşam saat 17.30’da sona eren seminerin bitiminde Prof. Dr. Yurdagül Mehmedoğlu, Prof Dr. Hüseyin Algül, Yrd. Doç. Dr. Emine Keskiner ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Öcal’a birer şükran plaketi verildi.

Güncelleme Tarihi: 26 Ekim 2009, 05:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17

banner18