SON KALEMİZ ÇATIRDIYOR

SON KALEMİZ ÇATIRDIYOR

İnegöl’de evlenen her 4 çiftten 1’i boşanıyor. Son 1 yılda İnegöl’de bin 864 çift evlenirken, 402 çift ise mahkemeye başvurarak boşandı. Yüzde 20’ler seviyesinde olan boşanma oranları ise, her yıl yüzde 2-3 arasında artıyor.

BU GİDİŞATA DUR DEMEMİZ GEREKİYOR

İnegöl’de bu konuda önlem alınmazsa ilerleyen günlerde bu oranın daha da artacağını belirten Aile Hayatını İyileştirme Derneği (AHİD) Başkanı Naci Köseoğlu, Aile Haftası nedeniyle bir açıklama yaparak yetkililere uyarılarda bulundu. Köseoğlu, “İnegöl’de son bir yılda evlenen çift sayısı bin 864. İnegöl nüfus müdürlüğünün verdiği bilgilere göre ise boşanan çift sayısı 402. Eski yıllara oranla 1,8 artış göstermiş durumda. Yani her geçen yıl maalesef aile kurumumuz ciddi yaralar almakta. Aile toplumun çekirdeğidir. Önemli kalemiz olan ve son kalemiz olan aile çatırdamaktadır. Çanakkale boğazını geçemeyen düşmanlarımız maalesef bugün çanak antenle evlerimize kadar girmiştir. Kızlarımızın sokaktaki kıyafetlerini hep beraber maalesef üzülerek şahit oluyoruz. Tesettürden uzak, tamamen nefsani, uygun olmayan kıyafetlerle gençlerimiz sokaklarda günah işlemektedirler. Nefsin, hevanın, şehvetin hakim olduğu çarşı pazarları görmekteyiz. Başı örtülü, fakat altı daracık kıyafetlerle kızlarımız sokaklarda gezmekte ve maalesef her geçen sene toplum tarafından bunlar artık uyarılması ikaz edilmesi, ıslah etmeye çalışmamız gerekirken duyarsızlaşmakta ve bu kızlarımıza sahip olmakta zorlanmaktayız. Namazın kötülüklerden alı koymadığı, tesettürün örtmediği, ölümün ibret olamadığı, nasihatin tesir etmediği, dünyevileşmenin tavan yaptığı bir çağda yaşıyoruz. Bu ümmetin hastalığı Allah resulü (s.a.v.) Efendimizin de tespit ettiği, buyurduğu gibi dünya sevgisi ve ölüm korkusudur. Her geçen yıl daha da dünyevileşen bir toplumla karşı karşıyayız. Yani Kuran’ın ölçülerini, İslam’ın ölçülerini ikinci plana atan, dünyayı, parayı, dünya hırsını, malı, makamı öne çıkaran bir toplum olmaya doğru gidiyoruz. Bu gidişata dur demek için başta devlet kurumlarımızın, STK’ların, Diyanet İşleri’ne ve Milli Eğitim Bakanlığına çok büyük görevler düşüyor. Toplumumuz manevi konularda daha da ciddi eğitime, bilinçlendirmeye ve nasihate ihtiyacımız var. Bütün devlet kurumlarının, STK’ların, bürokrasinin kendi içinde uygulaması, bu ahlaksızlığa, bu gidişata dur demezsek maalesef 10-15 sene sonra annelik yapacak kız çocuklarımız gittikçe azalacaktır. Çünkü kızlarımız çalışmaya özendiriliyor. Ev hanımlığı, annelik ikinci plana atılıyor. Tamamen sokağa, çarşıya, nefsi hevaya ve çalışma ortamına, haram helal demeden, İslami midir, inancıma uygun mudur, namusuma, iffetime, edebime, uygun mu demeden, erkeklerle karışık bir ortamda, tesettürsüz, daracık kıyafetlerle, her türlü ortamda çalışmaya özendirilmekte. Kapitalist bir toplum olma yolunda her geçen gün ilerlemekteyiz. Buda aile kurumunu ciddi bir şekilde yaralamaktadır. Televizyon kanallarında yayınlanan gündüz kuşağı yayınları, diziler, gazetelere röportajlar veren ünlülerin söylemleri ve sıra dışı yaşam biçimleri göklere çıkartılması, toplumsal değerlerimizi dejenere ediyor. Ulusal kanallardaki bir çok dizide bekaret kavramları basitleştirilirken, gayri meşru ilişkiler doğal hale getirilmiştir. Eş cinsel karakterler sinemada ve özellikle sosyal medyada aktif hale getirilerek sapkınlık meşrulaştırılıyor. Boşanmalarını partiler düzenleyerek magazin programları aracılığıyla duyuran kimi ünlüler ise, evlilik kavramının içini boşalttı. Gelinim mutfakta, yemekteyiz, yaparsın aşkım, survivor gibi programlarda ise değerlerimiz ayaklar altına alınıyor. İşte evlerimizde kızlarımız, annelerimiz bu programları, bu ahlaksız dizi ve evlilik programlarını seyrederken, aslında neleri kaybettiğinin farkında değil. Biz bir yandan Kuran ve sünnet ölçüsünde İslami aile yapısını genç kızlarımıza veremezsek, okulda da yeterli dini eğitimi almayan, sosyal medyanın, televizyondaki bu ahlaksız programların etkisinde kalan kızlarımız, elbette ki ahlaktan, edepten yoksun, tesettürsüz, haram-helal çizgilerini dinlemeden, tamamen sokağa özendirilerek böyle bir hayatın içine itilecek ve bunlar ileride anne olmakta, ev hanımı olmakta zorlanacaklar. Toplum olarak, duyarlı Müslümanlar olarak, STK’lar ve devlet kurumlarıyla bu gidişata bir dur dememiz gerekiyor” diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER