KORONA VİRÜSÜ BİR SALGIN MI, YOKSA SALDIRIMI?

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de Koronavirüsü kapsamında bir çok önlem hayata geçirilmekte olup , bu virüsün yaratacağı insani, maddi ve manevi kayıpları en aza indirgemede ülke olarak teyakkuz halindeyiz. Var olabilme ve yaşamımıza devam edebilmemiz için tek düşüncemiz, şahsımızı ve ailemizi bu virüse karşı nasıl koruruz. Bu doğal bir reaksiyondur. Kuşkusuz herkeste böyle düşünüyordur. Virüsün öldürücü olmasından daha etkili olan, basit yolla insanların birbirine bulaştırmasıdır. Diğer bir etkisi ise yaratmış olduğu korku ve paniktir.

Bu virüsün şimdiye kadar gelmiş geçmiş virüslerden farklı bir özelliği ise, özellikle belli bir yaş gurubunun risk gurubu olarak etkilenmesidir. Virüsün varlığı ve yayılması, bir sonuç olup, tüm önlemler ülkemizde ve dünyada bu sonuca yönelik üretilmek istenen çareleri kapsıyor. Asıl mesele; bu virüsün ortaya çıkışının nedenleri üzerine de düşünmemiz zaruretidir. Zira nedenler üzerine araştırma yaparsak sonuca daha çabuk ulaşırız. Bu gün dünyada var olan sistemleri kurgulayan kapsamlı temel dinamiğin nasıl çalıştığını bilmeden, içinde yaşadığımız bu ve buna benzer sorunlarla mücadele etmemiz ve yaşanacak olayları, anlamamız mümkün olmayacaktır.

Küresel oyunların nasıl planlanıp oynandığı günümüzde artık bir sır olmaktan çıkmıştır. Küresel farkındalık her geçen gün artmakta olup, dünya genelinde, küreselcilere karşı tepkiler büyümektedir. Dünyadaki güç dengeleri Batı’dan Asya’ya doğru kaymaktadır. İşte bu virüs tamda burada Asya merkezli güç odağı ve küreselcilerin güç dengesini bozmaya talip üç ülkeden biri olan Çin’de baş göstermiştir. Acaba neden? Çünkü Çin, Hindistan ve Rusya üçlüsü gelecekte küreselcilerin rakibi olma yolunda tek alternatiftir. ABD uygulamış olduğu ekonomik yaptırımlar Çin’in hızını kesmeye kafi gelmedi. Hal böyle olunca başka bir etkin yöntem denenmeliydi. ABD’nin Çin’e karşı askeri veya kimyasal bir silahlı mücadele şansı olmadığı için, bu yöntemi yani biyolojik müdahale yöntemini seçti. Bu yöntemle Çin’e hem insani, hem de ekonomik açıdan zarar vermek daha kolayı olmasının yanı sıra, kendisi de bu yöntemin mağduru olarak dünya kamuoyunca haksız duruma düşmeyecekti. Bu virüsün Çin’den sonra İran’a sıçraması da tesadüfi değildir. Zira Çin’le İran arasında stratejik bir anlaşmanın yanı sıra 400 milyar dolarlık bir ticari anlaşma söz konusudur. Çin’e yapılan bu saldırı aynı zamanda 1996 yılında kurulan Şanghay 5’lisine 2001 yılında dahil olan Hindistan’a da bir mesajdı. Bu güvenlik işbirliği teşkilatının omurgasını Çin, Hindistan ve Rusya temsil etmektedir. Dünya da yaşanan bu olay itibariyle ana gelir kaynağı petrol olan İran ve Rusya’da ekonomik anlamda zaafa uğratıldı. Bu virüs olayının diğer bir nedeni ise, aralarında Türkiye’nin de olduğu yarı dolarizasyon sisteminden çıkmayı hedeflemeleriydi. ( Yarı dolarizasyon, ülkenin kendi para biriminin yanında ABD dolarının da alternatif para birimi olarak kullanımıdır.) Dolar rezerv para biriminden çıkmak isteyen ülkeler arasında Avrupa birliği ülkeleri de yer almakta olup , bizim gibi onlarda Korona’dan nasibini aldılar. Bütün bu ülkelerin Dolar rezervinden çıkmaları, ABD için büyük bir risktir. Ve ABD bu ülkelerde yapmak istediklerini henüz tamamlamış sayılmaz.

Tüm saymış olduğum bu ülkeler de önümüzdeki süreçte daha farklı eylemlerin olması kuvvetle muhtemeldir. Zira ABD Black Waters’ın özel ordularını, yani düzenli ordu yerine, paralı asker kullanımı hem daha ucuz, hem daha etkili olan Erik Prince’nin önderliğinde bu ülkelerde iç savaş veya sokak çatışmaları olarak ortaya çıkaracaktır. Buna karşılık bu ülkelerin yönetimleri de yaratılmak istenen tehlikenin karşısında gerekli önlemleri almayı ve ABD’ye karşı yapacakları hamleyi planlamalıdır.

Görüldüğü gibi dünya da savaşlar hiç bitmeyecek gibi duruyor. Yapılması gereken toplumların bilimin ışığında öğrenerek, bilinçlenerek, düşünerek, kendilerinde var olan potansiyel gücü ortaya çıkarıp, şeytani düşünce ve eylemlere karşı koymaktır. Bizim ülkemiz dahil tüm konunun muhatabı olan ülkeler şu gerçeği öğrendiler; biyolojik silahlar, daha doğrusu müdahaleler sınır tanımıyor. Bu gibi durumlarda ortaya çıkan krizleri yönetebilme becerimizi geliştirebilmemiz uzak mesafeleri; yani birbirini anlamayan kafa ve zihniyetlerden kurtulmamızla mümkün olacaktır.

YORUM EKLE

banner45