ŞEYTANIN HİLELERİ VE ONDAN KORUNMA YOLLARI

Şeytan kimdir ya da nedir, ne iş yapar, ne yer ne içer, dostları düşmanları kimdir, nasıl çalışır, takdikleri ve hileleri nedir? Bu gün bu konu üzerinde durmaya çalışacağım. İblis ile aynı olan şeytan, insana kötülüğü, adaletsizliği ve hayasızlığı emreden, cin taifesinden olan varlıktır. İnsanlardan da yardımcıları vardır.

Şeytan, Hz. Âdem´e saygı ve tazim göstermediği için Cennetten kovuldu. Sonra da Âdem´in nesline musallat oldu, onları şaşırtma ve yanıltma görevini üstlendi.

Şeytan, Kıyamete kadar Âdemoğlunun peşini, izini, zaaflarını, takiple memur, gölge varlık… Her türlü kılığa girerek, kötülükleri, günahları ve türlü kepazelikleri allayıp süsleyerek insanı yanıltan azgın bir varlık… O, Âdemoğlunun zihnine, gönlüne, aklına, hatta kılcal damarlarına nüfuz ederek, onu aşağıların aşağısına itmek, yoldan çıkarmak ister… Dost görünüp arkadan vuran sinsi düşman, yalancıların şahı, apaçık hasım… (Yâsîn, 36/60)


            Öfke, kin, haksızlık, zulüm, tembellik, bedavacılık, rehavet, dedikodu, yalan, gıybet, haset, gayri meşru şehvet… Hep onun eseri, onun dürtüsüdür. Olumsuz her tabloda, negatif her duygu ve düşüncede, ahlâksız her teklifte, hırsızlık, yolsuzluk, karaborsacılık gibi haksız her kazançta, yıkıcı-bölücü her eylemde, her türlü cinnet ve cinayette, yeryüzündeki sömürgeciliğin ve emperyalizmin temelinde onun etkisi vardır… O, insanı aldatmak için boş vaadlerde bulunur, haksız uygulamalara ve kuruntulara sürükler… (Nisa, 4/ 120)
 İçki, kumar, uyuşturucu, esrar vb. melanetlerle, her türlü pislikleri cazip göstermek suretiyle toplumu tahrip eder, insanların arasına kin ve düşmanlık sokar; onları Allah´ı anmak ve namazdan alıkoymak için akıl almaz hilelere başvurur. (Mâide, 90-91)
 Gerek insanlardan gerek cinlerden olan şeytanlar, Âdemoğlunun ayağını kaydırmak için yaldızlı sözler fısıldarlar…(En´âm, 6/112) Âdem ile Havva´yı kandırıp, yasak ağacın meyvesinden yedirten şeytan, onların neslinden gelen, Âdem´in tüm evlatlarını aldatmak, yanıltmak, şaşırtmak ister… (A´raf,7/22)

 İnsana, yanlış yaptığı işleri süsleyerek güzel gösteren (Enfal, 8/48); Âdem´e secde etmeyip Allah´a asi olan ve bu yüzden ilahi huzurdan kovulan, lanetlenen, yeryüzünde ihlâsa erdirilmiş kullar hariç, insanlara kötülükleri güzel göstererek onları azdıracağını ilan eden şeytanın, kendine uyanlar dışındaki kullar üzerinde hiçbir hâkimiyeti söz konusu değildir. (Hicr, 15/ 32-42) 

 Kötülüğün ve şerrin temsilcisi olan şeytan, cinlerden bir varlık olup ateşten yaratılmıştır.  İnsanları saptırmaya çalışan cinlere, şeytan adı verilir. İlk şeytan İblis olup Âdem´den önce yaratılmış, Allah´a ibadet etmiş ve melekler arasına karışmış; ne var ki Allah meleklere;“Âdem´e secde edin, onun önünde yerlere kapanın, saygı ve tazim gösterin” emrini verince, melekler bu emre uymuş, şeytan ise başkaldırmış; “Ben ondan daha hayırlıyım, çünkü beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın” (Araf, 7/12) diyerek baş kaldırmıştır. Bunun üzerine Allah Tealâ: “Öyle ise oradan çık, çünkü artık kovuldun” buyurarak, onu rahmetinden uzaklaştırmıştır. İnsanların yeniden diriltileceği güne kadar yaşamak için istediği mühlet kendisine verilmiş, o da, tüm imkânları kullanarak insanları Allah yolundan saptıracağını söylemiştir. (Araf, 7/13-17)

Şeytan´ın adı Kur´ân´da İblis olarak geçer. Melekler ve cinler gibi duyu organlarıyla algılanamayan, fakat varlığı Kur´ân-ı Kerim ve sahih hadislerde kesin biçimde haber verilen şeytan, ateşten yaratılmıştır. İblis, Hz. Âdem´in çamurdan, kendisinin ise ateşten yaratıldığını söyleyerek, ondan daha üstün olduğunu iddia etmiş, Âdem´e secde etmekten kaçınmış, bu sebeple Allah´ın huzurundan kovulmuştur.  Cinlerden iman etmeyenler de şeytanın yardımcılarıdır.“Her insan için, onu doğru yoldan çıkarmaya çalışacak, kötü şeyleri iyi ve cazip gösterip, iyi şeyleri de kötü göstererek yanıltmaya çalışacak bir şeytanın var olduğu” Hz. Peygamber (as) tarafından bildirilmiştir. (Müslim, Münafikûn 11)
 
Hz. Peygamber´in (as) dahi bir şeytanı vardı… Fakat Efendimiz (as), onu etkisiz hâle getirmeyi başardı…

“Herkes gibi benim de bir şeytanım vardı; fakat bana boyun eğip de teslim oldu.”
(Tirmizi, Rada 17)

“Sizden hiç kimse yoktur ki ona, biri şeytandan diğeri melekten olmak üzere yanından ayrılmayan iki “karin” verilmemiş olsun!”

“Size de mi ya Resûlallah?” denildi.

“Bana da” buyurdular. “Ancak, Allah ona karşı bana yardım etti de o bana teslim oldu. Artık o bana hayırdan başka bir şey emretmiyor.”  (Müslim, Münafikûn 69)

Allah´a itaat edip, onun Resûlü´nün izinden giden, niyeti halis, kalbi temiz insanlara şeytan herhangi bir zarar veremez. Şeytanı etkisiz kılmanın yolu ve formülü iyi Müslüman olma, Yüce Kitabımız Kur´ân´a sarılmadır…

Allah (c.c.), müminleri şeytana uymama konusunda pek çok yerde uyarmıştır.
 “Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın. O kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır.” (Fâtır,35/6)“Ey Âdemoğulları! Ben size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi? Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”(Yâsîn, 36/60-62)

İyiliğin yanında melek, kötülüğün yanında şeytan vardır. Başka bir ifadeyle, iyi düşünceler meleklerden, kötü düşünceler ise şeytandandır. Şeytanın, ihlâslı ve içtenlikle Allah´a ibadet eden, yasaklarından sakınan Müslümanlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti ve etkisi olamaz. Onun etkisi, onu dost ve arkadaş edinenleredir. “Kim Rahmân´ı zikretmekten gafil kalırsa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar, onları doğru yoldan men ederler de onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf, 43/36-37) “Kur´ân okuduğun zaman kovulmuş olan şeytandan Allah´a sığın. Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktur. Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah´a ortak koşanlar üzerindedir.” (Nahl, 16/98-100)

Şeytanı daha iyi tanımak için şu hadisi şerifi de ifade etmek istiyorum.. İbni Abbas (r.a) şöyle anlatır:  Resulullah ile beraber iken biri izin isteyip içeri girmek istedi. Resulullah (O İblistir) dedi. Hazret-i Ömer, (Ya Resulallah izin verin onu öldüreyim) dedi. (Ya Ömer , biliyorsun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir. Kapıyı açın gelsin) buyurdu. Şeytan, içeri girince (Ben buraya mecburen geldim. Allah gönderdi beni. İnsanları nasıl kandırdığımı doğru olarak anlatacağım) dedi. 
Resulullah efendimiz sordu:

- Sevmediğin ve düşman olduğun kimseler kimlerdir? 

- Dünyada en çok sevmediğim ve düşman olduğum kimseler, başta sensin, sonra adil sultanlar, tevazu sahibi ve şükreden ve zekatını veren zenginler, halinden şikayetçi olmayan sabırlı, kanaatkâr ve ihtiyacını bildirmeyen müslüman fakirler, doğru sözlü tüccarlar, ihlas sahibi ve ilmi ile amel eden, şüpheli işlerden kaçan âlimler, din-i İslamı yaymaya çalışan mücahidler, emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapanlar, insanlara karşı merhametli olanlar, tevbe-i nasuh ile tevbe edenler, haramdan kaçınanlar, takva ehli gençler, daima abdestli bulunanlar, daima hayır ve hasenatta bulunan cömertler, hayâ ve edep sahibi güzel huylu olan ve insanlara faydalı olan müslümanlar, Kur´an-ı kerimi tecvide uygun olarak okuyan hâfızlar, namazı vaktinde kılanlar ve herkes uyurken namaz kılan kimselerdir. Muhtaçları bulup sadaka verenleri de sevmem.


- Sevdiğin ve dost olduğun kimseler kimlerdir?

- Zalim idareciler, kibirli zenginler, hain tüccarlar, içki içenler, kötü yerlerde teganni eden, şarkı söyleyen, fuhuş yapanlar, yetim malı yiyenler, cimriler, yalan söyleyenler, gıybet edenler, kovuculuk edenler, hırsızlar, Allah´tan gayrisi üzerine yemin edenler, şart olsun diyerek ikide bir nikah üzerine yemin edenler, böylece nikahları gider, çocukları veled-i zina olur. Farz borcu dururken nafile ile iştigal edenler, zekat vermeyip sadaka verenler, namaza önem vermeyen ve geç kılanlar, temizlikte, abdestte, namazda vesvese edenler, tul-i emele [uzun dünya arzularına] sahip olanlar, hemen öfkelenip öfkesini yenemeyen kimseler benim dostum, sevdiğim kimselerdir.

- Kimleri nasıl aldatmaya çalışırsın? 

- En kuvvetli adamlarımın bir kısmını âlimlere gönderirim. Bazısını gençlere, bazısını şeyhlere, bazısını da ihtiyar kadınlara musallat ederim. Bir kısmını âbidlere, bir kısmını da zahitlerin başına dert ederim. Önceki ümmetlerden bir âbid, tam 70 yıl ihlas ile Allah´a ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle bir hâl ihsan edilmişti ki; dua ettiği her hasta, şifaya kavuşurdu. Onun peşine takıldım. Ona öyle numaralar yaptım ki, içki içirdim, zina ettirdim ve katil yaptım, sonunda küfre soktum onu.

 

- En çok neyi seversin?

Yalanı ve kibri. Çünkü ilk yalan söyleyen ve ilk kibirlenen benim. Yalan söyleyen ve kibirlenen benim dostumdur. Yalan ve kibir benim sıfatlarımdandır, kimde ne kadar varsa, o kadar bana benzemiş olur.

- Sana göre en büyük günah hangisi?

- Dünya sevgisi ve baş olma sevdası…

- Bir müslüman namaz kılınca, Kur´an okuyunca, tevbe edince ne yaparsın? 

- Namaz kılarken adeta beni bir sıtma tutar. Kur´an okuyunca, o zaman eririm, tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi. Tevbe edince, belim kırılır, saçımı başımı yolarım, bütün emeklerim boşa gitti diye feryat figan ederim.

Şeytanın tuzakları;

İmâm-ı Gazâlî´nin (rahmetullahi aleyh) naklettiğine göre de, bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
İblis yeryüzüne indiği zaman Allahü teâlâya sordu:

- Ya Rab, beni kovdun ve yere indirdin.

-  Benim evim yok. 
- Evin hamamlardır.
- Toplantı yerlerim neresidir? 
- Sokak, çarşı ve pazarlar.
- Yemeğim nedir?
- Besmelesiz yenilenler.
- İçeceğim nedir?
- Alkollü içkiler.
- Ezanım nedir?
- Çalgı aletleri.
- Kitabım nedir? Ne okuyacağım?

- Uygunsuz şiirler.
- Benim hadislerim nedir?
- Yalan sözler.
- Av aleti ve tuzağım nedir?                                                                                                            - Kötü kadınlar.
- Yatak arkadaşım kimdir?
- Besmelesiz yatağa girenler ve sarhoşlar.
- Yol arkadaşlarım kimlerdir?
-
 Yola çıkarken, benim rızamı kazanmak değil de nefsinin peşinde gitmeyi düşünenin yol arkadaşı olursun.

- Yardımcılarım ve elçilerim kimdir? 
- Bid´at ehli senin yardımcılarındır, büyücüler elçilerindir.
- Kardeşlerim kim? 
- Mallarını israf edenler ve kötü yolda harcayanlar senin kardeşlerindir. (İhyâu Ulûmi´d-Dîn)

Felak ve Nas sureleri, sığınma sureleri olarak bilinir. İnsanların, şeytanların, cinlerin, nazarın ve sihrin şerrinden korunmak isteyenler bu sureleri okuyarak Allah´a dayanmalı ve O´ndan yardım istemelidirler. 

Saîd b. Müseyyeb´in (637-715) rivayetine göre, bu surelerin okunması halinde insanlar, nazardan ve cinlerin kötülüklerinden korunmuş olurlar. Muavvizeteyn (korunma sureleri) denilen bu surelerin nazil olmasının sebebi şöyledir:“Kureyş; ‘Gelin bir açlık riyazeti yapalım da Muhammed´e göz değdirelim´ dediler, öyle de yaptılar. Sonra da geldiler; ‘Ne sağlam pazun, ne kuvvetli sırtın, ne güzel yüzün var?´ diye göz değdirmek istediler. Bunun üzerine Allah Tealâ Kul eûzü birabbil felâk ve Kul eûzü birabbinnâs sûrelerini indirdi. (Elmalılı M.H.Yazır, Hak Dini Kur´ân Dili,X,131)

 Bu surelerin fazileti ve indirilişi ile ilgili başka rivayetler de vardır… Ashabdan Ukbe b. Amr, bir gün Cenabı Peygamber´in yanına geldi, Peygamber (as) ona: “Ey Ukbe! Cenabı Hak bu gece öyle âyetler indirdi ki bunlar gibi faydalı bir şey görmedim. Bunlar benzeri asla görülmemiş âyetlerdir! Sana, insanı muhafaza edecek olan en hayırlı sureleri öğreteyim mi?” buyurdu. Sonra bana, “Kul eûzü bi rabbil felak, kul eûzü bi rabbin nâs” surelerini öğretti. (Müslim, Müsâfirîn 264)

Bir gün Cenabı Peygamber, kırdan gelirken, bir fırtına oldu. Cenabı Peygamber bu sureleri okumaya başladı… İnsanın başı bir sıkıntıda kalınca bu sureleri okursa, Allah ona yardım eder ve sıkıntısını giderir. “De ki: Yarattığı şeylerin kötülüğünden; karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden; düğümlere üfleyen üfürükçülerin kötülüğünden; haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının (bütün yaratıkların) Rabbine sığınırım.” (Felak, 113/1-6) “De ki: Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Meliki´ne, insanların İlâhı´na sığınırım.” (Nas, 114/ 1-6)  Başlarında bulunan “eûzü” kelimelerinden dolayı “Felâk” ve “Nâs” surelerine “Muavvizeteyn” ismi  verilmiştir.  Felâk - Nâs surelerinin birlikte, devamlı okunması, cin, şeytan, sihir ve büyüden gelebilecek zararları önlemede son derece tesirlidir…

Bir defasında, Cenabı Peygamber´e Yahudiler sihir yaptılar. Hz. Peygamber Efendimiz´in hane-i saadetlerine ziyaret maksatlı gelen bazı kadınlar, onun tarağından mübarek kılını aldılar; on bir düğüm yaparak sihir yaptılar. Efendimiz (as), sihrin tesirinden bir süre rahatsızlandı. Sonra Allah Teâlâ bu sureleri gönderdi. Bu sureler on bir âyettir. Her bir âyette düğümler çözüldü. Cenabı Peygamber de böylelikle hastalıktan kurtuldu.
 Her türlü sinsi tuzağına rağmen şeytanın hilesi çok zayıftır. O, ancak kendisine tabi olanlara zarar verebilir. Dolayısıyla onu etkili ve güçlü kılan, aslında insanın zaaflarıdır, hırslarıdır, bitmek bilmeyen arzularıdır. Bu yüzden tarih boyunca bütün şeytani fikirler ve uygulamalar insan üzerinden gerçekleşmiştir. Yakmalar, yıkmalar, yağmalamalar, istismarlar, harpler, zulüm ve vahşetler hep insan eliyle gerçekleşen şeytani eylemlerdir. Şeytan sadece müminin ibadetiyle uğraşan bir düşman değil, tüm insanlığın felaketi için çabalayan bir bozguncudur… Uyuşturucu ve alkol gibi tüm insanlık için tehlike arz eden hastalıkların temelinde de şeytanın bir anlık aldatması ve ayartması yatmaktadır.

 İnsan, ancak imana, irfana, özüne dönmek suretiyle şeytanın sanal nüfuzundan kurtulabilir. Elbette Yüce Yaratıcının yardımı ve inayeti olmadan bu kurtuluşun gerçekleşmesi mümkün değildir. O halde, “Âyetül-kürsi”, “Felak” ve “Nâs” surelerini daimi bir dua olarak dilimizden eksik etmeyelim. (Hadislerle İslâm, DİB, c.1, s, 279)
 Vesvese ve tedirginlik veren şeytanın şerrinden korunmak için Ayetü´l- Kürsî, Felak veNâs surelerinin yanı sıra, aşağıdaki duayı okumak da Efendimiz (sav) tarafından tavsiye edilmiştir:
Okunuşu: “Eûzü bi kelimâtillâhit tâmmâti min gadabihî ve ıkâbihî ve şerri ıbâdihî ve min hemazâtiş şeyâtîni ve en yahdurûn.” .” (Tirmizî, De´avât, 94)
 Anlamı: “Cenâbı Hakk´ın gazabından ve azabından, kulların şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve önümüze çıkmalarından, Cenâb-ı Hakk´ın ismine sığınırım.

                                                                    Şevket BOYRAT

                                                         Çeltikçi Mah. Camii İmam Hatibi

 

YORUM EKLE

banner17

banner18