ÜNİVERSİTELİLERİN İŞ BULAMAMA, İŞVERENLERİN PERSONEL BULAMAMA KAYGISI

Her yıl üniversitelerden, meslek yüksekokullarından ve meslek liselerinden binlerce kişi mezun oluyor. Ancak bunların pek çoğu mezuniyetlerine göre işe yerleşemiyor. Sonucunda da adaylar iş bulamıyor, işverenlerde bazı sorunlardan dolayı hedefteki gerçek adaya ulaşamıyor. Aslında sorun bu. Bu konuda birçok başlık altında süregelen açıklamaları yapmaya çalıştım.
Üniversiteli İşsizliğin Sorunu: Üniversite ve Sanayi İşbirliği Yapılamaması
Her yıl üniversiteler yüzlerce mezun veriyor. Yıllardır üniversitelerde işletme, halkla ilişkiler, gıda mühendisliği, makine mühendisliği vb. bölümler var. Bu bölümlerin kontenjanları belirlenirken muhakkak istihdam alanı eşleştirmesi yapılarak belirlenmeli. Aksi halde istihdam alanı oluşmayacağı için sürekli üniversiteli işsizler ordusu kurulur. Örneğin Türkiye´de 58 iletişim fakültesi olduğu ve sadece ve sadece Halkla İlişkiler bölümünden yılda ortalama 500 kişi mezun olarak iş hayatına atılmak istediği söyleniyor. Peki yılda 500 halkla ilişkiler mezunu için açık iş istihdam alanı var mı? Tabi ki yok. Yıllardır üniversitelerde istihdam alanı olmaması sebebiyle kapanan bir bölüm duymadık. Bölgesel ve sektörel bazda sanayi ve üniversite işbirliği yaparak kontenjanlar belirlenmeli. Yıllardır iktisadi idari bilimler fakülteleri, Ziraat fakülteleri mezun veriyor ancak istihdam gerçekleşemiyor. Aynı şekilde Gıda mühendisliği, kimyager, mimar vb. Birçok bölüm örnek verilebilir. Bu bölümlerin bir çoğu son yıllarda mesleklerini yapamayıp, İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanı olarak iş fırsatı bulmaya çalışıyorlar. Birçok üniversitelerde öğretim görevlileri, akademisyenler zaman zaman sosyal medya yardımıyla iş dünyası profesyonellerine ulaşmaya çalışıyor ve bölümleriyle ilgili anket doldurulmalarını istiyor. Ancak bir çok iş dünyası profesyoneli 10 dakikasını ayırıp buna destek vermiyor. Aslında herkesin buna destek vermesi gerekiyor ki doğru planlama, faydalı ders kitapları yazılabilsin. Bu konu özel sektör için zorunlu anket şeklinde yapılabilir.
Sigortalı Meslek Kodları Çok İşe Yarayacak: Üniversite kontenjanlarında dikkate alınabilir
01.01.2018 tarihi itibari ile sigortalı meslek kodlarını doğru olarak bildirme zorunluluğu geliyor. Her işveren bunu doğru bildirirse sadece 1 ayda ülkemizde hangi meslekten kaç kişi var, hangi meslekten kaç kişiyi ihtiyaç var, hangi meslek dalında okul veya bölümler açılmalı gibi birçok analiz verileri meydana çıkacak. Bu saya de istihdam planlaması, üniversite yani eğitim öğretim planlaması yapılabilecek. Ülkemizde kaç makine mühendisine, kaç doktora, kaç öğretmene ihtiyaç var hepsi planlanabilecektir. Ancak sigortalı meslek kodu doğru bildirilecek dendiğinde herkes bildirmeyene ceza verileceği konusunu anlatıyor. Aslında bu konuda hedeflerin sadece meslek kodlarına göre ücretlerin düşük gösterilmesinden ziyade, işverenlere konunun ana hedef ve amaçları hepsi birlikte anlatılmalı.
Yeni Mezunlara Şans Verilmeli: Devlet mali destek veriyor
Deneyimsiz personel işe alımında Türkiye İş Kurumu, işbaşı eğitim programı kapsamında işverenlere destek, üniversite ve meslek yüksel okulu mezunu işe alımlarında Kosgeb destek veriyor. Üstelik işverene hiçbir maliyeti olmadan 6 ay, sonrasında maaşının yarısı ve işveren sigortası da ödeniyor. Ancak yeni mezunları veya deneyimi olmayan işsizler, üniversiteliler buna rağmen işe alınmıyor. Yeni mezunlara şans verilmeli. Henüz iş hayatına atılmayan kişileri alıp yetiştirmek, onların enerjisinden faydalanmak ve yapabileceklerini görmek gerekiyor.
Herkes Beyaz Yaka Olmak İstiyor: Her meslek değerlidir
Yıllardır küçüklüğümüzden beri oğlum kızım büyüyünce ne olacaksın sorusu sorulur? Aslında hepimizin duymak istediği cevap genelde doktor, hemşire, avukat, öğretmen, subay vb. Başka cevap gelirse hemen ona okuyup doktor ol, öğretmen olur vb. meslekleri söyleriz. Bu aynı bir futbol takımında ileri uç oyuncusu (forvet) olmak istemek gibidir. Aslında her meslek çok değerlidir. Bir ülkenin fayans ustasına, terziye, boyacıya, kalorifer tesisatçısına, mobilya ustasına, elektrikçiye, tornacıya, araba tamircisine de ihtiyacı var. Daha ilkokuldayken öğrencilere her mesleğin değerli olduğunu, her mesleğe saygı duyulması gerektiğini ve her mesleğin zevkli olduğunu anlatıp, yetenekli olabilecekleri mesleği sevdirmeye başlayarak, sevdikleri meslekte akademik eğitim almasını sağlamalıyız.
İşe Alım Süreçleri Doğru Kullanılmıyor: Yöneticinin istediği, işverenin istediği, insan kaynaklarının istediği
İşe alım sürecinde, işveren bir an önce açık pozisyonun doldurulmasını ve bölüm yöneticisinin personelim yok mazeretini üretmemesi için hızlı bir işe alım süreci istiyor. Bölüm yöneticileri deneyimli olmasını ve hemen verim vermesini istiyor. İnsan kaynakları ise açık pozisyon için mesleki ve akademik eğitimini tamamlamış, enerjisi yüksek (deneyim kazanarak enerjisi tükenmemiş), iş fırsatı bekleyen, zeki,yetenekli aday seçip, doğru işe vermek ve uzun vadeli bir çalışma hayatı oluşturmak istiyor. Kısa vadeli çözümler hiçbir zaman verimli olmamıştır.
İnsan Kaynakları Yöneticisi Her Kuruluşta Bulunmalı: İnsan kaynaklarına bölümüne önem verilmiyor
Günümüzde birçok alımlar çevreden yani referanslı olarak tanıdık vasıtası ve önerilerle işe alım seçiliyor. Dolayısıyla bu şekilde alımlar da fazla dikkat edilmeden mülakat yapılıyor. Diyelim bu fasılı geçtik. Tam her şey yolunda derken, iş görüşmesi yani mülakat için gidildiğinde karşınızdaki insan kaynakları yöneticisi de profesyonel olmalı. Karşınızdaki yönetici yetkin veya yetersiz ise, egoları var ise, insan kaynakları yöneticisinde olması gereken öncelikli özellikler adaletli olma, eşit davranma, insana saygı ve diğer özelliklerden işe uygunluk, diğer meslek gruplarını tanıma (iş analistliği), doğru adayı seçebilme vb. yetenekleri yok ise görüşme yani mülakat olumsuz geçecektir. Burada da İnsan Kaynakları Yöneticilerinin seçiminin de ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla insan kaynakları yöneticisini seçen işverende bu derece dikkat etmeli. Düşünün kuruluşun insan kaynağını seçen kişi yani insan kaynakları yöneticisi ne kadar önemli. Ülkemizde insan kaynakları yabancı ülkelerdeki kadar gelişmedi. İşverenler insan kaynakları bölümlerini kurmak istemiyor veya kurulsada yeterli değer verilmiyor.
İşi Bulduk,Ama Bulmak Yetmiyor: Yetersiz yöneticiler, eskiler ve de yeniler
Günümüzde iş bulmak da çözüm olmuyor. İşin istikrarlı olması yani devamlılığı sağlanması için büyük çaba da bazen yeterli olmuyor. Günümüzde iş ortamları yetersiz yöneticiler ve eski çalışanlar diye tabir edilen eskiler arasında büyük mücadele etmesi gerekiyor. Ancak iş hayatına yeni atılan kişi işe alışma sürecinde daha başlamadan pes ediyor ya da ettiriliyor. Evet günümüzde özellikle son yıllarda “Mobbing” kavramı çok gelişti. Zorda kalan işveren, yönetici veya çalışma ortamındaki çalışanlar tarafından, mobbing yapılarak yeni işe başlayan mücadele edemiyor veya mücadele etmemesi için engel olunuyor. Yetkin olmayan yöneticinin olduğu iş ortamında, bilgi eksikliği ve yetkinliklerin olmaması, yöneticide koltuk korkusu yaşatıyor. Yeni gelenin eğitimli, kültürlü ve zeki olması, yeni gelenin işe alıştırma sürecinde eski çalışanlar tarafından engelleniyor. Sonuç olarak yeni nesil bu nedenle üretim ve imalattan kaçarak AVM´ler de, şehir merkezlerinde çalışmak istiyor. Dolayısıyla üretememe ve kalite sorunları yaşıyoruz.
Geriden Gelen Nesil Umutsuz: Ama hayatı da ciddiye almıyorlar
Yeni nesil iş bulmadan yakınıyor ancak yeterli çabayı göstermiyor. Eskiler ne demiş “emeklemeden yürümek yok” bu gerçekten çok doğru bir söz. Dolayısıyla yeni nesil emeklemeden yürümek istiyor. Merdivenler basamak olarak çıkılmalı. Özellikle beyaz yaka olarak başlamak isteyen bazı üniversite mezunları başlangıç ücretini beğenmiyor, mavi yakadaki usta, kalfa ve orta düzey yöneticilerle kıyaslama yapıyorlar. Öncelikli olarak aradıkları işi bulmak ve sonrasında gelişim göstererek başarı kazanarak ilerledikçe ücret tatmini oluşacağını bilmeliler. Çabuk pes etmeyerek hayata bu gözle bakmak lazım. Yoksa boşuna mı okudum deyip dövünüp dururlar. Umutsuz bakmadan azimle hedefe ulaşmak çok da zor değil.
Nesil Teknolojiyi Etkin Kullanmıyor: Sosyal medya ilkokuldan başlayarak zorunlu ders olmalı
Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesi ondan uzak kalmamamızı engelliyor. Evet engellemek diyorum çünkü yanlış kullanılan ve anlaşılan sosyal medya, geriden gelen yeni nesli kullanımı öğretilmediği için boş ve anlamsız kullanmalarını sağlıyor. Sürekli gelişen teknolojinin gerisinde kalmamak önemli ancak kontrollü gelişim sağlamalıyız. Ancak bunun okullarda başlayan hatta ve hatta ilköğretim ders kitaplarında dahi öğretilmesi, sosyal medyayı doğru anlayıp onun olumlu ve verimli yönlerinin anlatılması ilerisi için çok faydalı olacaktır. Eğer bu konuda tedbir alınmazsa kültür ve sosyal yaşam düşünceleri de, örf adet geleneklerde git gide yok olma aşamasına gelecektir.
İşverenler Hem Patron Hem Yönetici: Patronlar parayı yönetmeli
Parası olan patron olabiliyor. Evet düzen, doğa kanunu bu. Ancak patronlukta bir meslek gibidir. Parayı yönetmek de bir sanattır. Günümüzde patronlar parayı değil de her şeyi yönetmek istiyorlar. Aslında işveren yani patronlar kuruluştaki ihtiyaçlara ve bölümlere göre mesleğinde akademik eğitimi almış, profesyonel, güvenilir yöneticiler istihdam ederek kuruluşun yönetimini onlardan beklemeli ve onların işlerini yapması için fırsat, zaman ve destek vermelidir. İşveren yani patronda para yönetimi, ekonomi ile ilgilenerek yöneticilerini yönlendirmeli.
Doğru İşe Doğru İnsan: Diplomaya, Mesleki Beceriye Göre İşe Alım Yapılmalı
Her meslek değerlidir. Diploma deyince sadece üniversite diploması anlamına gelmiyor. Bir boyacı, fayansçı, su tesisatçısı hepsi oto tamircisi her meslekte diplomalı kişilerle çalışırsak hem daha iyi üretir hem de daha kaliteli üretiriz. Hangi meslek olursa olsun doğru işe yerleştirmeliyiz. Günümüzdeki bir diğer sorun da budur. Müşteri temsilcilerinin kaçı iletişim okumuş? Kaç fayansçı bu meslek için eğitilmiş. Kalite işler çıkarmak istiyorsak muhakkak her meslekte mesleki eğitim ve gelişim eğitimleri almalı ve ustalaşmalıyız. Muhasebe bölümüne muhasebe bölümü okumuş veya bu meslekte eğitim kursa görmüş kişileri almak uzun vadede çok daha faydalı olacaktır.
Halk Eğitim Merkezleri, Mesleki Eğitim Merkezleri, Belediye Meslek Edindirme Kursları Var: İş hayatıyla İlgili eğitim yok
Bu konuda çok basit bir örnek vereceğim. Her firmada muhakkak olmazsa olmazı olan ücret yani bordo hesaplaması doğru yapacak bir kişi olması lazım. Bu ne okullarda ders olarak var nede bu kurumlarda. Bu meslek kurumlarında muhakkak bordo ve ücret hesaplama eğitimi veya kursu olması gerekiyor. Örneğin fayansçı, su tesisatçısı vb bunların hepsi özendirilerek kurslar açılmalı. Talep gelmesi beklenirse süreç çok uzar. Bölgesel ihtiyaçlara göre araştırma yapılarak belirlenmeli. Özellikle imalat sektöründeki fabrikalardaki bölümlerin taleplerine göre kurslar açılarak iş hayatına hazırlayan kişisel gelişim, iletişim eğitimleri, Bilgisayar Kullanımı, Sosyal Medya, Excel kullanım vb. eğitim ve kursları açılmalı.

Ülkemizde genel olarak iş dünyası bu şekilde. Umarım bu sorunları atlatarak daha üretken ve daha kaliteli bir üretim süreci oluşturarak sosyal hayatımızı da düzene oturtmuş oluruz.

YORUM EKLE

banner17

banner18