ÇOCUK İSTİSMARLARI YIKILAN HAYALLER

Çocuklara cinsel istismarla ilgili çok haber duyuyor veya okuyoruz. Hepimizi endişe ve üzüntüye, özellikle çocuk sahiplerini korkuya sevk eden normal dışı bu sapıklıklar büyük suç olmakla birlikte aynı zaman da psikolojik vakalardır. Ama ne olursa olsun duyunca vicdanlarımız sızlıyor, insanlığımızdan utanıyoruz.

Bu vakaların duyulmasında, gündeme taşınmasında basının rolü büyüktür. 115 hamile kız çocuğu haberini duyuran ve ortaya çıkmasına neden olan hastane çalışanı takdirimizi kazanmış, gururumuz olmuştur. Bu haberin karşılığını kendisi görev yerinin değiştirilmesi cezasını almakla yaşamıştır.
Oysa ki idare bu görevliyi ödüllendirmesi gerekmez miydi?
Duymamış olsaydık, gündeme taşınmasaydı edenin, yapanın cezalandırılması mümkün olmazdı. Çocuk istismarları, çocukların hayallerinin yıkılmasına, ruhsal rahatsızlıklarına, bazen de hayatlarına mal olmaktadır. Bu istismarı yapanlar ahlaksız, cani, psikopat, şehvet düşkünü erkeklerdir. Bunlara insan demek de caiz değildir. Toplumdaki protesto ve tepkiler sonucunda yetkililer ve meclis harekete geçmiştir.
Günümüzde en sık görülen cinsel sapkınlıkları sınıflandıracak olursak; teşhircilik, fetişizm, fortçuluk, pedofili (çocukçuluk), mazoşizm, sadizm, röntgencilik, transvestik olmak üzere ruhsal bozukluklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çocuk istismarı, sadece cinsel tecavüzler midir? Dövülerek öldürülen çocuklar, sokağa, cami avlusuna bırakılan çocuklar, doğar doğmaz satılan çocuklar, kaçırılan, organ mafyasınca kurban edilen çocuklar. Hepsi körpe çocuk vücutlarına karşı işlenmiş tecavüz ve cinayetlerdir. Bunlarla birlikte kadına karşı işlenmiş tecavüz ve cinayet olayları da, bize, toplumda ahlak çöküntüsü olduğunu göstermektedir. Gerek çocuklara gerek kadına karşı işlenen tecavüz ve cinayet suçlarının, bu fiili işleyenlerin elbette cezası olmalıdır. Ceza konusuna gelmeden önce sebeplerine bakmamız gerekmez mi? Cinsel istismar nedenlerini tek bir sebebe bağlamak doğru değildir. Kötülüklerin anası yokluktur.

Hangi yokluk aklınıza gelirse gelsin hepsinin sonucunda toplumun tasvip etmediği sapkınlıklar ortaya çıkar. Eğitim yokluğu, yanlış eğitim sistemleri, cinsel açlık, çaresizlik sonucu intikam hırsı, bunların dışında daha fazla sebep sayabilirisiniz. Bazı sarıklı ve cübbelilerin, sözde din adına fetva veren yobazların, sosyal medyada, televizyonlarda ve gazetelerde okuduğumuz ve duyduğumuz şu sözlerinin ne kadar tahrik ve teşvik edici olduklarına bakar mısınız.

-Çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapar,

-Dekolte giyene tecavüz ederler,

-Hamile kadının sokakta dolaşması terbiyesizliktir,

-6 yaşındaki, 9 yaşındaki kız çocuğuyla evlenilir deniliyor, çocuk evliliklerine kayıtsız kalınıyorsa,

-Erkek çocukla seksi cilveleşmek bademlemek, kız çocuğu ile cilveleşmek kabaklamaktır, diyen varsa,-3 yaşındaki, 6 yaşındaki kız çocuklarını kara çarşafa sararsan, erkek çocukların başına sarık sarar sırtına cübbe giydirip karşı cinsi öcü gösterip sürekli telkinlerle onlar zararlı mahluklardır, onlardan daima uzak dur der daha çocukların neyin ne olduğunu bilmeden birbirleriyle dahi oynamalarını yasaklarsan, bu çocukta karşı cinse karşı müthiş bir merak uyandırır ve ilk fırsatta saldırgan olur.

–Merdiven altı eğitimlerde yapılan yanlış telkinler.
Devlet çocuklarla ilgili asli görevlerini vakıflara, cemaatlere bırakırsa sonunda olacağı da budur. Bütün bunların cinsel istismara davetiye çıkarmadıklarını söyleyebilir misiniz?

Uykun gelmeden yatağa girersen yorgan ve battaniye seni cinsel yönden uyarır, tahrik eder gibi sapık düşünceleri söyleyenler var olduğu sürece sapıklıkların olması da muhtemeldir.

Çocuk istismarlarının, cinayetlerinin, kadın tecavüz ve cinayetlerinin önünü almak, toplumdaki ahlak çöküntüsünü düzeltmek ancak ve ancak eğitimle olur. O da karma eğitimle olur. Haremlik-selamlıklarla, pembe vagonlarla bunu önleyemezsiniz. Demokratik, laik eğitim şarttır. Hiçbir siyasi mülahazaya meydan vermeden, bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış eğitim sistemini bizde uygulamalıyız.

Bütün bunları söyledikten sonra ceza konusuna gelelim. Tecavüzcüler ve katiller elbette cezalandırılmalıdır. Ağır ceza almaları müstahaktır. Ancak bu istismar ve tecavüz olaylarını cezalarla önleyebilir misiniz? Yüce kitabımız Kur´an-ı Kerim Lut kavminin sapkınlıkları sonucu helak edilmiş olduklarını bize haber veriyor. Osmanlı sarayların da ki harem ağalarının hadım edilişleri cinsel ilişkilerini önleyebilmiş midir?

Buradan şunu anlıyoruz. Tecavüzcüler ve katiller elbette hak ettikleri cezayı almaları gereklidir. Kesin sonucu ancak ve ancak eğitimle alabiliriz.

SEÇİM İTTİFAKLARI
Meclisin seçim ittifaklarına harcadıkları emek kadar, zeytinliklerin korunması, kıyıların talan edilmemesi, doğal kaynakların, devlet mallarının, şeker fabrikalarının korunması için, üreticiyi, çiftçiyi, işçiyi,memur,emekliyi korumak için, adam kayırmaların önlenmesi için, savurganlığın önüne geçilmesi için, eğitim kalitesinin yükseltilmesi için de emek harcamaları gerekmez mi? Siyasilerin kendi ikballeri için dolambaçlı yollara girmesine ne gerek var. Seçimlerdeki % 10 ülke barajını kaldırın olup bitsin. Geçmişteki YSK şaibeli işlerine yasal zemin hazırlamak bu ülkeye ve demokrasiye ihanet değil midir?

YORUM EKLE

banner17

banner18