EĞRİ OTURUP DÜZ KONUŞMAK GEREKİRSE

 

Belki birçoğumuz sanat galerine gitmişizdir. Bir resim sergisini gezip, ressamın yaptığı resimleri hayranlıkla izlemiş üstüne üstlük bir de yorum yapmışsınızdır.

Yâda bir heykel tıraş’ın yaptığı heykele hayranlıkla bakıp:

“Adamda ki sanata bakın! Yaptığı şu eserin bir eşine rastlamak mümkün mü?”Diye ahkâm kesip etrafınız da kilere hava atmışsınızdır.

Bu sadece resim ve heykel için geçerli değil. Diğer el sanatlarında da bu söylediklerim böyledir.

Hani bir operaya gidip saatlerce kendini yırtan bir opereti izleyip salondan çıktıktan sonra bir şey anlıyormuş gibi yorum yapanları düşüne biliyor musunuz?

Bu konu ile olmuş bir olayı anlatmak istiyorum.

Kenan Evrenin Devlet Başkanı olduğu dönemde, Kenan Paşa, Elazığ ilinde bir opera salonu açılmasını istemiş. O dönemin Valisi ve Belediye başkanı hemen kolları sıvayıp bir opera salonu yapıyorlar. Ankara’dan da Devlet Opera sanatçılarını da ayarlayıp Kenan Paşa’yı da davet ediyorlar.

Programın yapılacağı gün için davetliler ayarlanmaya çalışılıyor. Ancak salonun yarısı bile dolmayınca Vali ile Belediye Başkanın etekleri tutuşuyor. Vali Belediye Başkanına:

“Başkan ne yap ne et şu salonu doldur. Birazdan Evren Paşa geldiğinde salonun boş olduğunu görürse yanarız Valaa!” Belediye Başkanı ıkına sıkıla çıkıp Belediye binasının yolunu tutar ve hemen belediye hoparlöründen anons vermeye:

“Sevgili Elazığlı hemşerilerim! Ankara’dan ilimize büyük sanatçılar gelip yeni açtığımız salonda konser verecekler! Bütün hemşerilerimiz davetlidir. Salona girişler bedavadır!” diye anonslar yaptırır. Neticede halk bedava konser lafını duyunca salonu doldururlar. Tabiri caizse iğne atsan yere düşmez. Koltukların dışında yerlerde bile oturup programı izleyecek kadar insan salonu doldurur.

Vali bu ilgiyi görünce Belediye Başkanına:

“Yahu Başkan, Elazığ da ne kadar opera meraklısı varmış da haberimiz yokmuş!” der Başkan:

“Öyledir Sayın Valim. İçeride yer kalmadı. Dışarı meydana da hoparlör taktırdım. Dışarıda ki vatandaşlarda yararlansınlar diye!” der ve Kenan Paşanın yolunu gözlerler. Bir zaman sonra Kenan Paşa’nın kortej eşliğinde aracı görünür. Kenan Paşa dışarıda ki kalabalığı görünce hayli duygulanır. Valiye:

“Bak vali, kim demiş doğu insanı modern sanattan anlamaz diye?” der ve salona girerler. Yaklaşık bir saat sonra salonda protokolün dışında kimse kalmaz. Basın mensupları bu durumu fark edince bir kısmı dışarı çıkıp halk ile röportaj yapmak ister. Ve dışarı çıkan bir gazeteci yaşlı bir adama mikrofonu uzatarak:

“Bey amca operayı beğendin mi?” diyince yaşlı adam ellerini dizine vurup:

“Oğul, oğul Elaziz, Elaziz olalı bele bir zulum görmedi!” der.

Şimdilerde bakıyorum da bizler her seçimde yaşadığımız parti araçlarının çığırtkanlığı ve yerlere atılan onlarca el ilanları, dağıtılan broşürler vesaireler.

Bunca israfa ne gerek var diye düşünmüyor değilim. Herkesin bir görüşü var ve insanlar oylarını ne yönde kullanacaklarını çok iyi bildiği halde, bunca çabanın abartılması insanları düşündürmüyor değil.

Bende yukarıda anlattığım Traji komik olay gibi, şöyle demek istiyorum:

“İnegöl İnegöl olalı böyle zulüm görmedi”