17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 18 yıl geçmiş. İnegöl´de de şiddetle hissedilen depremi dün gibi hatırlıyorum. 45 saniye süren 7,4 şiddetindeki deprem 17 bin 480 kişinin ölümüne, 43 bin 953 kişinin yaralanmasıyla son bulmuştu.

Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremde, 16 milyona yakın insan değişik düzeylerde etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

Bir çok insan yakınlarının cenazesine bile kavuşmuş değil.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener bir kaç gün önce “Marmara´da yakın bir gelecekte tarih veremiyoruz ama yedinin üzerinde bir deprem olacak” açıklaması yaptı.

Peki İnegöl´ün deprem ile yakınlığı nedir ve bir depreme hazır mı?

21 Aralık 2015´de ilçe kaymakamımız sayın Ali Akça İnegöl´ün birinci derece deprem kuşağında bulunduğunu belirterek “İnegöl´den geçen fay hatları var. İşin teknik kısımlarını Jeoloji Mühendisleri daha net bilirler. Oylat´tan geçen bir fay hattı var. Yine Eskişehir üzerinden gelen Mezit tarafından geçen bir fay hattı daha var. Bunlar tabi zaman zaman geçmişte İnegöl´de de deprem üreten fay hatları” diyerek İnegöl´ün deprem riski altında olduğunu belirtmişti.

Ali Akça, alınacak tedbirler ile ilgili ise okul bahçeleri ve park alanlarını toplanma yerleri olarak belirlendiğini söyledi.

Açıklamaya göre, Kulaca çayırı, şehrimizin kuzey, güney, doğu ve batı istikametlerinde tespit edilen alanlar toplanma yeri olarak kullanılacak.

Olası depremin ardından lojistiğin sağlanacağı, gelen malzemelerin toplanacağı ve seri bir şekilde vatandaşlara ulaşacağı alanlar ise Kapalı spor salonları olacak. Soğuk hava depoları ise gelecek ürünlerin korunacağı yerler olarak belirtildi.

Alanyurt Pazaryeri alanı, Yunus Emre, Kafkasspor kompleksinin olduğu alanlar acil çadır alanları olarak belirlendi.

63 dönümlük botanik park, 300 dönümlük Hikmet Şahin Kültürparkı çadır kent alanı olarak açıklandı.

İnegöl´ün eski yapıları biraz daha riskli görünüyor ancak çok katlı binaların olmaması riski azaltıyor. İnegöl merkezde bina kat sayısının 3 ile sınırlandırılması bu anlamda önem arz ediyor.

Akça yaptığı açıklamanın sonunda ise, Belediye binasının ve İnegöl fuar merkezinin Kriz Merkezleri olarak belirlendiğini ve olası depremin ardından güvenli ve çadır ile konteynır evlerin konuşlandırılacağı 100 civarında noktanın tespit edildiğini belirtiyor.

1999 depreminden sonra yapılan binalarda fazla risk gözlenmiyor. Özellikle hazır beton kullanılan, 3 kat ile sınırlandırılan ve kaçak olmayan denetimli binaların yıkılma ihtimali diğerlerine göre daha az.

Maden Teknik ve Arama Genel Müdürlüğü´ne göre İnegöl´den geçen iki fay hattı var. İnegöl merkezin zemininin %95´i alivyonlu toprak olması (sıvı zemin) hasar oranını artırıyor. Bu sebeple binaların depreme dayanıklı olması gerektiği daha da önem kazanıyor.

Uzmanlar, Ege Denizinde meydana gelen 6.3 ölçeğindeki depremin İnegöl´de de hissedilmesinin sebebi olarak zemin kalitesizliğini gösteriyor.

Jeoloji Mühendisi Ümit Bostancı´ya göre fay hatları Kurşunlu, Kınık, Ortaköy, İsaören, Hocaköy, Cerrah, Yeniceköy ve Esenköy´den geçiyor.

Alanyurt, Baykoca, Akhisar ve Yeniceköy bölgelerinin zeminlerindeki sıvılaşmanın sıfıra yakın olması sebebiyle İnegöl´ün en güvenli bölgeleri olarak gösteriliyor.

İnegöllü Jeoloji Mühendisinden İnegöl Deprem Analizi

İnegöl´ün deprem riski ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için yakinen tanıdığım, İnegöl´ü bilen, konusunun uzmanı İnegöllü Jeoloji Mühendisi Ayhan Çamlıdağ´dan bilgi aldım.

Çamlıdağ, “Zemin sıvılaşması sebebiyle İnegöl´ün birinci derecede deprem kuşağında bulunduğunu, güneyinde aktif fay hatları ve yine güneyinde heyelanlar ile kuşatıldığını ve merkezin zemin sıvılaşmasının olduğu yere kurulduğunu” belirtiyor.

Ayhan Çamlıdağ birinci derecede deprem riski taşıyan şehrimizi risk derecesini düşürmek için şunlara önem veriyor.

-Fay hatlarını, zemin sıvılaşma özelliklerini vb.. jeolojik parametreleri plan notlarına işlemeliyiz.

-Zemin iyileştirmelerine yönelik yönetmelik ve altlıklarını oluşturmalıyız.

-Belediyemizde zemin etüd raporları ve zemin iyileştirme projelerini, gerek proje gerekse uygulama aşamasında teknik kontrollerini sağlayan denetim mekanizmaları oluşturmalıyız.

-Bunlar olmaz ise kağıt üzerinde hiçbir sorunun olmadığı ancak uygulamada katliamların yaşandığı nice 17 Ağustos´lar görürüz.

Bu demek oluyor ki deprem ile ilgili mücadelede en büyük iş belediyelere düşüyor. İmar programları tam anlamıyla başarılı götürülürse can ve mal kaybı en aza indirilebilir.

Kentsel Dönüşüm Tek Çare Mi?

Ayhan Çamlıdağ, Kentsel Dönüşümün depreme karşı son çare gibi algılandığı fakat kentsel dönüşüm projelerinde uygulamadaki önceliğin deprem önlemesi olmadığını belirtiyor.

Bu iddiayı ise İnegöl´de iki uygulama ile örneklendiriyor. Çamlıdağ;

“Birincisi şehrimizin girişinde bulununca altı katlı binalardır. Bu alanda daha önce ikamet eden kimse var mıydı? Nasıl oldu da o proje kentsel dönüşüme tabi oldu?

İkincisi ise yakın zamanda devlet hastanesinin acil girişinin karşısında bulunan zemin sıvılaşmadı olan alan. Kentsel dönüşümle yıkılıp yeniden yapılması planlanan bölgede şuan 90 daire mevcut. Bu daireler yıkılacak ve yerine 190 daire ve işyerleri yapılacak.” diyerek iki projeyi haklı bir şekilde eleştiriyor.

Bu projeleri yapan firmaları tanımam, Kimdir neyin nesidir bilmem ancak göründüğü üzere bu iki proje de Kentsel Dönüşüm anlamında sıkıntılar içeriyor.

Ayhan Çamlıdağ ikinci örnekte verdiği 90 dairelik Kentsel Dönüşüm projesinde farklı sorunlara da değiniyor.

“Zemin sıvılaşmasının olduğu ve ‘seyreltilmiş nüfus yoğunluğu´ uygulaması yapılması gereken yerde 90 daireyi yıkıp yerine 190 daire ve işyerleri yapmak akıl tutulmasıdır. Depreme karşı planlama yapabilme kapasitesinin iflasıdır.” diyerek konunun vehametini ortaya koyuyor.

“İnegöl´de itfaiye girmeyen sokaklar ve 50-60 yıllık mühendis görmeyen yapılar dururken neden böyle yerler kentsel dönüşüm olarak adlandırılıyor?” diyen Çamlıdağ konuyu şu iki maddeyle özetliyor.

-”İnegöl zemin sıvılaşmasını da göz önüne alırsak en birinci derecede deprem kuşağında yer almaktadır.

-Ülkemizde haksız rant elde etmenin en kolay yolu alt yapı işlerindendir.”

Deprem İle Samimi Mücadele Gerekiyor

Yazımın başında belirttiğim İlçe Kaymakamız Ali Akça´nın söylediği deprem sonrası çalışmalar çok başarılı. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Devletimiz Bursa iline bağlı İnegöl ilçesinin Mesudiye Mahallesindeki Ferik Sokağında ikamet eden İsmail Durmuş´un deprem sonrasındaki tuvalet ihtiyacına kadar düşünüp programlamış.

Deprem öncesi alınacak tedbirler de en az bunun kadar profesyonel ve gayretli olmalı.

Deprem İnegöl´ün kaderidir. Bizler kaderimize boyun eğeriz. Ancak önlem almak da boynumuzun borcudur. Deprem ile samimi bir şekilde mücadele eden yöneticiler ile doğacak bir çok sorunun önüne geçilebilir. Bugüne kadar yaşananlardan ders alırsak daha iyi bir gelecek için güzel projelerle şehrimize değer katabiliriz. Ayhan Çamlıdağ´ın deyimiyle “Aksi takdirde 17 Ağustos gider 22 Ağustos gelir.”

Vatandaşları deprem ile korkutup, evlerini yıkıp, üzerine para alıp, yerine eskisini aratan sağlıksız fakat süslü daireler vererek deprem ile mücadele olmaz. Deprem ile mücadele bilgi ile, bilim ile, konunun uzmanlarıyla istişare ederek, şirketlerin kârını değil vatandaşın çıkarlarını gözeterek yapılır.

Aksi takdirde bunun adı ‘Deprem İle Mücadele´ değil ‘Şirketlerle Mübadele´ olur.

Aksi takdirde bunun adı ‘Kentsel Dönüşüm değil ‘Rantsal Dönüşüm´ olur.


Velhasıl...

Birinci derece deprem riski taşıyan, zeminin %95´i sıvı zemin olan şehrimizin önceliği KENTSEL DÖNÜŞÜM olmalıdır.

Tabi bunu RANTSAL DÖNÜŞÜM haline getirmeden..