“Çevre tehlikeye girer”

-Abdullah Büyükışıkl

“Çevre tehlikeye girer”
-Abdullah Büyükışıkl

-Abdullah Büyükışıklar Sülüklügöl ve Çevre Köylerde Altın Çıkarma İzni Verildiğini İddia Etti-


Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkan Yardımcısı Abdullah Büyükışıklar yaptığı açıklamada Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Ankara merkezli bir firmaya İnegöl’e bağlı Sülüklügöl köy merkezli Eymir, Babaoğlu, Karahasanlar, İskaniye, Tekke, Bayramşah ve Olukman köylerini de kapsayan altın çıkarma amaçlı 09/06/2008 tarihinden itibaren 10 yıllık işletme ruhsatı verildiğini belirtti.

Dün saat 15.00'de Elektrik Mühendisler Odasında, İlçe Koordinasyon Kurulu (İKK) Üyelerinin de katıldığı basın toplantısında, İnegöl'e bağlı Sülüklügöl köy merkezli olmak üzere Eymir, Babaoğlu, Karahasanlar, İskaniye, Tekke, Bayramşah ve Olukman köylerini kapsayan altın çıkarma amaçlı bir maden işletme ruhsatı duyumu aldıklarını belirten Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkan Yardımcısı Abdullah Büyükışıklar, "Bu kapsamda TMMOB olarak İnegöl halkının ve tarafımızın bilgilenmesi amacıyla MTA Marmara Bölge Müdürlüğüne, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü, Bursa Çevre ve Orman Müdürlüğü, İnegöl Kaymakamlığı ve İnegöl Belediyesi ile görüştük. Bu görüşmeler neticesinde İnegöl Belediyesi, İnegöl Kaymakamlığı ve MTA Marmara Bölge Müdürlüğü konu hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ve görüşmemiz gereken kurumları işaret etmişlerdir. Bursa Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından 'Söz konusu alanda ilgili firma tarafından gerçekleştirilmesi planlanan  Altın Maden Ocağı projesine Valiliğimiz (İl Müdürlüğü) tarafından 08/06/2009 tarihli ve 291 nolu 'Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı' verildiği bilgisi gelmiştir. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 'İnegöl Sülüklügöl köyü sınırları içerisinde kalan ruhsat sahası için 21/12/2001 tarihinden geçerli arama ruhsatı düzenlendiği, Genel Müdürlüğümüze 21/12/2006 tarihinde verilen işletme projesi ile işletme ruhsatı ve altın arama izni talep edildiği, talebin uygun bulunması nedeniyle  09/06/2008 tarihinden geçerli 10 yıllık işletme ruhsatı düzenlendiği tespit edilmiştir' bilgisi gelmiştir. Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği’ne göre proje ile ilgili olarak başvuru yapıldığına dair Çevresel Etki Değerlendirmesi başvuru dosyasının bir nüshası Bakanlık tarafından ilgili Valiliğe gönderilir. Valilik, halka yörede proje ile ilgili olarak başvurunun yapıldığını, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin başladığını ve Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci tamamlanana kadar projeye ilişkin görüş, soru ve önerilerinin değerlendirilmek üzere Valiliğe veya Bakanlığa verilebileceğini anons, askıda ilan, internet gibi herhangi bir yöntemle duyurur. Ayrıca Bakanlık halka projeye ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin başladığını ve Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci ile ilgili bilgilerin alınabileceğini internet aracılığı ile de duyurur. Halk projeye ilişkin görüş, soru ve önerilerini yukarıda belirtilen mercilere ulaştırabilir. Yine aynı yönetmeliğe göre, yörede bakanlık ile mutabakat sağlanarak ilgili firma tarafından halkın katılımı toplantısı düzenlenir. Ayrıca halkı bilgilendirmek için anket ve seminer çalışmaları yapılır. Bu toplantıların ilanları hem yerel hem de ulusal basında yayınlanmalıdır. Tüm bu toplantı ve anketlere, İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün görevlendireceği bir yetkili başkanlık eder. Kurulacak tesisin personel alımlarında bölgesellik dikkate alınıp, halk bilinçlendirilip, teknik raporda açıkladığımız olumsuzlukların giderildiği konusunda kamuoyu ikna edilir. Sürekli kamusal bağımsız denetim sürdürülür ise ve İnegöl’de altın varsa ülke ve bölge ekonomisine tabiî ki kazandırılmalıdır" dedi.

Yine halktan bir şeyler saklanarak 2006’dan beri ülke ve bölge zenginlikleri üzerinde çalışmalar yapıldığını ifade eden Abdullah Büyükışıklar, "Bu çalışmalardan habersiz olan İnegöllüler başına gelecekleri bekler vaziyette bırakılmaktadır. TMMOB İnegöl İlçe Koordinasyon Kurulu, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve TMMOB İnegöl İKK üyesi Jeoloji Mühendislerinin yaptığı teknik değerlendirme sonucunda, altın arama ve çıkarma, ayrıştırma işlem aşamaları sırasıyla eleme, öğütme, çökertme, liç, yıkama, siyanür bozdurma ve kazanım olduğu tespit edilmiştir. Eleme, yer altı madenciliği yöntemi ile üretilecek cevher, cevher stok sahasına, oradan kırıcıya aktarılır. Öğütme, kırılmış cevher, çubuklu değirmen ile akabinde siklonlarla kapalı devre çalışan bilyeli değirmenle yapılır ve öğütme devresi içinde siyanür mevcuttur. Çökertme, burada liç işleminin bir kademesi gerçekleşir. Liç, çöktürme tankında ve liç tanklarında da gerçekleşir. Liç, Liç ünitesi tanklardan oluşur, birinci ve ikinci liç tanklarına siyanür (NaCN) ilave edilerek altın ile bazı gümüş minerallerinin çözünmesi sağlanır. Yıkama, yüklü çözelti liç edilen cevher ters akımlı çöktürme yıkama devresinde ayrıştırılır. Siyanür seviyesi de böylece bir miktar düşer. Siyanür bozundurma devresi bir seri liç tankından ibarettir. Siyanür, sodyum metabisulfit (Na2S2O4) eklemesiyle bozundurulur. Tanklara, tepkime için lazım olan oksijenin sağlanması için kompresör ile hava basılır. Siyanür-demir komplekslerinin oluşumunu önlemek için çamura bakır sülfat (CuSO4) formunda bakır eklenir. Kimyasal eklemesi, atıktaki Siyanür seviyelerini %0,001 in altında tutacak şekilde ayarlanması gerekir. Siyanür bozundurmanın tamamlanmasından sonra atık, Atık Depolama Tesisinde (ADT) depolanır. Kazanım, yüklü çözelti çökeltme filtrelerinden havasızlaştırma kulesine gönderilmelidir. Çökeltme ile havasızlaştırmadan sonra çinko tozu çözeltiye eklenir. Çinko, altın ile gümüşün çökelmesini sağlar” diye konuştu.

HAVAYA KARIŞAN SİYANÜR GAZI BİNLERCE KİŞİYİ ZEHİRLEYEBİLİR

Bütün bu yapılan Altın çıkarma işlemleri sırasında bölgede oluşabilecek olumsuzlukları, yüzey ve yer altı suyu kirliliği, toprak  kaybı ve kirliliği, toz ve gaz emisyonu oluşumu, yer altı su seviyelerinde düşme, doğal afetler nedeniyle oluşabilecek sıkıntılar, siyanürün havaya karışma riski şeklendi belirten Büyükışıklar,  “Havaya karışan hidrojen siyanür gazı yüzlerce kişiyi zehirleyebilir, öldürebilir, hayvanlar ölü ya da sakat doğurabilir. Siyanürün zehirleyici olan bölümü de budur. Bu oluşmasın diye siyanürlü suya sönmemiş kireç atılır ki, pH değeri 10,5’a yakın olsun. pH=10,5 olduğunda bile suda çözünmüş olan siyanürün %15’i Hidrojen Siyanüre dönüşüp havaya karışır. pH’ı 10,5’a çıkarmak ve orada tutmak çok kolay değildir. pH düştükçe Hidrojen Siyanür gazı oluşumu ve havaya karışımı artar. Alınabilecek önlemler ise, geçici su kanalları ve havuzlar ile askıda katı madde kontrolü, kirlenen toprak yüzeyinin sıyrılarak alınması, yüzey toprağının sıyrılarak ayrı depolanması, personel kaynaklı suların fosseptik çukurlarında depolanması, proses kaynaklı arıtılmış atık suların ADT’ye deşarjı (yüzey sularına sıfır deşarj), ADT tabanının kil ve jeomembran tabaka ile kaplanması, savurma yapmadan yükleme-boşaltma, nemlendirme, bant konveyörlerin ve aktarma noktalarının üzerinin kapatılması, Pulp ve liç tanklarında pH’ın 10,5 ve üzerinde tutulması, ısı kazanlarının sürekli bakımı, uygun yakıt seçimi, yeraltı su seviyelerinde düşmenin kabul edilebilir seviyelerde olması, suların arıtılarak deşarjı ya da proseste kullanılması, ADT etrafına yapılacak kuşaklama kanalı ile ADT içine sel sularının girişinin engellenmesi, ADT’de yağmur sebebi ile taşmayı engellemek için hava payı bırakılması, Proses ünitelerinin ve ADT’nin deprem ve diğer yükleri altında hasar görmemesi için en tutucu kabuller ile inşası ve personel alımında bölgesel denge sağlanması şeklinde sıralanabilir" diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 19 Ocak 2011, 03:38
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER