PEKİ YA BU YENİ NORMAL Mİ, YOKSA HALA ANORMAL Mİ?

2020 yılına dünyayı sarsan haberlerle başladık. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmesine sebebiyet veren yeni tip Covid-19 virüs salgını şüphesiz bu haberlerin en sarsıcı olanıydı. Emekli Mehmet amcayı, komşu Saadet teyzeyi, okula başlayacak olan Ali’yi evlere kapatan bu pandemi dönemi, işçi Yaşar ustayı ve işveren Saim beyi ise derinden etkiledi.

İthalat, ihracat ve turizmin durma noktasına gelmesi ile birlikte küresel anlamda yaşanan kilitlenme, ülkemizde de üretimin ana damarlarının tıkanmasına sebep oldu.

Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca, yeni normale bizleri babacan yaklaşımıyla alıştırırken, pandeminin çalışma hayatına etkilerini azaltmak amacıyla bir dizi önlemler alındı.

İş sözleşmesi fesih yasağı, kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin pandemi sonrası sıkça duyduğumuz kavramlar halinde geldi. Nasıl girdiler hayatımıza, etkileri neler biliyoruz, yaşadık. Hatta hayatımızdan nasıl çıkacaklarını da biliyoruz ama bunun için ne kadar özverili davranıyoruz orası meçhul.  

 Yasal dayanağı pandemi öncesine dayanan kısa çalışma uygulaması, korona etkisi ile bazı değişikliklere uğradı. Bu noktada kısa çalışma koşullarına ilişkin uygunluk tespiti tamamlanmadan işverenin beyanı ile kısa çalışma ödeneğinden faydalanma imkanı tanındı. Tabi burada esas olan işveren beyanı olduğundan, hatalı bilgi ve belgeye dayandığı tespit edilen yersiz ve fazla ödemelerin yasal faizi ile işveren tarafından geri ödenmesi söz konusu. Çalışanlar açısından en büyük sorunlardan biri de kısa çalışmadan tam zamanlı faydalanılmasına rağmen çalışılmaya devam edilmesi ve avans adı altında yapılan veya elden ödenen ücretler. İşyerlerinin dikkat etmesi gereken en önemli noktalardan biri, bordro ve İş-Kur bildirgelerin gerçeğe uyarlı girilmesi, çalışılmayan saatlere ilişkin ücret ödemelerin ve SGK primlerinin ödenekten karşılanması, çalışılan saatlere ilişkin ise işveren tarafından yapılması gerekliliğidir. Aksi durumların yaptırımları ağır; işyerinin ödenek kapsamından çıkarılması, yapılan ödemelerin faizi ile geri ödenmesinin istenmesi, işçinin tazminat talepleri ile iş akdini feshetmesi mümkün.

En son yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de kısa çalışma ödeneğinden faydalanma imkanı 31.10.2020 tarihine kadar uzatıldı. Tabi bu uzatma kararı hali hazırda Haziran ayı sonundan önce kısa çalışma başvurusunu yapmış olan işverenler açısından geçerli.

Kısa çalışma ödeneğinden faydalanmak için son 3 yılda 450 prim gün sayısı ve kesintisiz son 60 gün hizmet akdi şartı aranmaktadır. Çalıştığı işyerinde bu koşulu sağlayamayanlar açısından ise son işsizlik maaşı ödeneğinden kalan süre kadar faydalanma imkanı tanınmaktadır.  Kısa çalışma ödeneğinden faydalanamayan sigortalı açısından ise ücretsiz izin ile ücret nakit desteğinden faydalanma imkanı tanınmaktadır. Her ne kadar ücretsiz izin, kısa çalışmasının bu anlamda ikamesi gibi görünüyor olsa da aralarında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Kısa çalışma ödeneğinden faydalanan sigortalıya, on iki aylık prime esas kazancı dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ı ödenirken ki bunun tavanı 2020 yılı için brüt 4.414,50 TL’dir, Ücret nakit desteği olarak ise günlük 39,24 TL yani aylık brüt 1.117,00 TL ödenmektedir. Ücret konusunda ki bu ciddi farklılıkla birlikte işçinin kıdem süresi hesabı açısından da ayırt edici bir durum söz konusudur. İşçinin kıdem ve yıllık izin süresinin hesaplamasında kısa çalışma kapsamında geçirilen süreler hesaba dahil edilirken, ücretsiz izinde geçirilen sürelerin bu hesaplamaya dahil edilemeyeceği yönünde ciddi yorumlar bulunmaktadır. Ancak kısa çalışma ödeneğinde olduğu gibi ücretsiz izin uygulaması da pandemi nedeni ile işveren kararına tabi olduğundan bu konuda doğan ihtilaflar ile ilgili, ileride yargı ne karara varacak hep birlikte göreceğiz. Bu farklılıklar dikkate alındığında, İşverenin, tüm işçilere eşit davranma yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesi ile kısa çalışma - ücretsiz izin uygulaması veya çalışma saatleri açısından işçilerde bir ayrıma gidilecek ise bunun zorunlu ve gerekçeli olması esastır. Aksi durumlar işçi açısından tazminat talepli fesih sebebi oluşturmakla birlikte işveren tarafından 4 aylık ücreti tutarında tazminat ve mahrum kalınan hakların ödenmesi söz konusu olabilecektir.

Ücretsiz izne ayrıldı diye haklı nedenle iş sözleşmesini feshedemeyen işçinin, fesih yasağı kapsamında işveren tarafından da iş sözleşmesi feshedilemiyor. 17.04.2020 tarihinde getirilen iş sözleşmesi fesih yasağı, 17.09.2020 tarihinde son buluyorken son karar ile 2 ay süre ile yeniden uzatıldı. Fesih yasağı dönemi içerisinde; işçinin istifası, işveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışları ve birkaç istisna dışında iş veya hizmet sözleşmesi feshedilemiyor. Belirli süreli sözleşmenin sona ermesi, işyerinin kapanması, faaliyetinin sona ermesi, hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri yasak kapsamında değerlendirilmiyor. Bu haller dışında İşveren ben yaptım oldu der ise; sözleşmesi feshedilen her işçi için fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası ödemek zorunda kalıyor. Cumhurbaşkanının fesih yasağı süresini 30.06.2021 tarihine kadar uzatma yetkisi bulunmaktadır.

Uzatmalar ile birlikte bugüne kadar gelen bu uygulamaların arasına, 01.08.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bir teşvik de katıldı. Nedir bu teşvik hemen açıklayalım. Kısa çalışmadan çıkarak normal çalışma sürelerine dönen özel sektör işyerlerinde, kısa çalışma ödeneğinden veya ücret nakit desteğinden faydalanan sigortalının 31.12.2020 tarihini geçmemek üzere kısa çalışmanın sona erdiği ayı takip eden aydan başlamak üzere 3 aylık süre ile SGK primlerinin tamamı fondan ödenecektir.  Teşvikten faydalanmak için işyerinde çalışan sigortalıların tamamının normal çalışma süresine dönmesi gerekmiyor. Yalnızca normal çalışma süresine dönen çalışanlar açısından teşvikten faydalanmak mümkün. Burada önemli olan noktalardan biri de çalışanın sigorta numarasının değişmemesi. Yani şubesi bulunan işyerlerinde, çalışanın şube değişikliği yapması halinde teşvik imkanı sona eriyor. Yine kanunda bazı istisna işletmeler, ev hizmetlerinde çalışanlar ve yabancı ülkede çalışanlar açısından teşvikten faydalanmak mümkün değil. Söz konusu teşvik süresi, kısa çalışma ve ücretsiz izin desteği alınan aylık ortalama gün sayısını geçememektedir.  Kısa çalışma ve ücret nakit desteğinden yersiz faydalandığı tespit edilenler bu teşvikten faydalanamayacak ve yararlanmış olsa bile teşvik tutarı zamlı ve cezalı olarak işverenden tahsil edilecektir. Başvurular yine internet üzerinden yapılıyor ve bu teşvikten faydalanılması halinde başka herhangi bir teşvik ve destekten faydalanma imkanı ortadan kalkıyor.

İşçi- İşveren ilişkilerinde güncel durumlar ve uzatma kararları bize hastalığın halen aramızda olduğunun ve yarattığı ekonomik tahribatın giderilemediğinin en büyük göstergesi. Plastik Cerrah Dr. Maxwell Maltz yaptığı operasyonlar sonrasında zihindeki bir imajın çözülmesi ve yerine yenisinin gelmesi için en az 21 gün geçmesi gerektiğini tespit etmiş. Buradan hareketle geniş açılı bir yorum yaparak, o meşhur tespitimizi yapıyoruz. 21 gün boyunca aynı şeyi yaparsak onu alışkanlık haline getirebiliriz. Ama ne var ki izole yaşamı, maskeyi, öpüşüp koklaşmamayı alışkanlık edinemedik. Yeni normal ne yazık ki bize hala anormal. Sağlıklı günlerimize en kısa zamanda kavuşmak dileğiyle, sevgi ve saygılarımla.

                                                                                                          Av. Arb. Sevil KOYUNCU

                                                                                                         [email protected]

YORUM EKLE