Tekstil ve hazır giyimde başlayan “Mısır’a üretim göçü”, Türkiye’nin köklü ve stratejik sektörlerinden mobilyaya da yavaş yavaş sıçrama belirtileri gösteriyor. Yüksek üretim ve işçilik maliyetlerinden çıkış arayan sektörde, henüz Mısır’a yönelik büyük bir akış gözlemlenmese de, Mısır’ın Türk mobilya üreticilerini yatırım yapmaya davet etmesi, alternatif bir seçenek olarak gündeme geliyor. İşçilik maliyetlerinin 170 dolar civarında olduğu Mısır’ın “üretim merkezi” olma yolunda adımlar attığını belirten sektör temsilcileri, küçük çaplı Türk üretici göçlerinin başladığını vurgulayarak, Türkiye’nin üretim gücünün kaybolmasından duydukları endişeyi dile getiriyor. Türk mobilya sektörünün yıllık hacmi 12 milyar dolar civarında bulunuyor. Kağıt ve orman ürünlerini de kapsadığında sektör, 2024’te 7 milyar 891 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, 2025’te yüzde 1,2 artışla bu rakamı 7 milyar 987 milyon dolara yükseltti. Sadece mobilya ihracatı ise 2025’te yaklaşık 4,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
“Mısır’a gidersek kendi rakibimizi yaratırız”
MODOKO Başkanı Koray Çalışkan, Mısır’ın tekstilden sonra mobilyada da bir “üretim üssü” kurmaya çalıştığını belirterek, bunun Türkiye için uzun vadede ciddi bir risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. Mısır’dan heyetlerin Türkiye’ye gelerek “Burada üretim yapın” çağrısı yaptığını aktaran Çalışkan, şunları söyledi:“Mobilyada gitmeyi deneyenler var. “Mısır’da asgari ücret 170 dolar civarlarında, Türkiye’de ise 700 dolar. Arada 4 kat fark var. Sanayicimiz maliyetten kaçmak için Mısır’a gidip oradaki işçiyi eğitiyor. Zamanında Amerika sanayisini Çin’e taşıdı, Çinliler işi öğrenince Amerika’ya rakip oldu. Şimdi sanayiyi geri getiremiyorlar. Biz de Mısır’da aynı hatayı yapıyoruz. Kendi ustalığımızı, kendi know-how’ımızı ellere veriyoruz. Yakında Mısır, Türk markalarına rakip markalar çıkaracak ve biz üstünlüğümüzü tamamen kaybedeceğiz”
Çalışkan, Türkiye’nin hala sunta ve MDF gibi hammadde avantajına sahip olduğunu ancak Mısır’ın bu konuda çalıştığını ve çözümler bulduğunda önlerinde engel kalmayacağını belirtti. Bu nedenle içeride üretimi verimli hâle getirecek çözümler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Mobilyada üretimin yurt dışına kaçışını önlemek için farklı bir model öneren Koray Çalışkan, “İmalatı yurt dışına götürmek doğru değil ama satış kanallarını sınır ötesine taşımalıyız. Irak yeniden kuruluyor ve devasa bir mobilya talebi var. Irak, mobilyada en çok ihracat yaptığımız pazar. Fason olarak oradaki mobilya mağazalarına çok ucuza ürünler veriyoruz. İki gün sonra adam Çin’den ya da farklı bir yerden daha ucuzunu bulunca ya da kendi üretirse bizden vazgeçiyor. Dolayısıyla ürün satmak için Suriye sınır bölgelerinde İKEA, MODOKO gibi 200-300 tane firmanın olduğu siteler kursak. Çinli firmaların girmesini engelleyip oranın piyasasına hakim olacak şekilde ele geçirmemize olanak sağlar. Böyle bir şey kurduğunuz zaman hemen yan sanayisi ve üreticileri de etrafına geliyor. Yani oraları beslemek için otomatikman üreticiler de gelmiş oluyor. Yani sadece üreticileri götürüp ‘ben orada mal satacağım’ demek zor. İkisini entegre vaziyette götürdüğümüz zaman başkalarının dışarıdan gelmesini de engellemiş oluyoruz. Pazarı ele geçirelim ama üretimi, ustalığı kendi topraklarımızda tutalım” dedi.
“Fabrikaları kiraya verme dönemi başlıyor”
Maliyetler ve kârsızlık nedeniyle sektördeki köklü firmaların bile üretimden uzaklaştığını vurgulayan Çalışkan, “50 yıldır üretim yapan sanayici arkadaşım ‘Tesisimi kiraya versem ayda 5 milyon alırım. Şu an bu stresle, bu maliyetle 1 milyon zor kazanıyorum’ diyor. Sektörde sessiz bir yorgunluk var. Borcu olan, sermayesi güçlü olmayan firmalar konkordato sürecine giriyor. Mobilya, konkordato ilan eden sektörler arasında ilk 4’te. Bu, sektörün kan kaybettiğinin en net göstergesi. Üretimden kaçan sanayici, ya tesisini kapatıyor ya da Mısır gibi ucuz iş gücü olan bölgelere yatırım yapmaya çalışıyor” dedi.
İhracat pazarlarındaki fiyat baskısına da değinen Çalışkan, “Temmuz ayında bin dolara sattığımız ürünü, maliyet artışı yüzünden bin 300 dolara çektik. Yabancı müşteri ‘Çin’de fiyat artmadı, sende neden yüzde 30 arttı?’ diye soruyor. Enflasyonu anlatamıyoruz. 2025 yılı ihracat yapanların da yurt dışındaki bağlantı yaptığı firmalarla sürekli fiyat tartışması yaşadığı bir süreç oldu. Zor şartlarda 5-6 yılda kazandığımız müşteriyi kaybetmemek için bu yıl çoğu firma zararına satış yaptı. Ama bu sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı.
Mobilya sektörünün 2025’i yüzde 1,2 artışla 4,6 milyar dolar ihracatla kapattığını hatırlatan Çalışkan, ancak kur farkından dolayı adetsel anlamda ihracatta yüzde 10–15’lik bir düşüş görüldüğünü de belirtti.
“Ölçek büyütmek için düzenleme gerekiyor”
Koray Çalışkan, 45 bin üreticinin bulunduğu Türkiye mobilya sektöründe 39 bin firmanın ‘tek kişilik’ olduğunu savundu. “Yani firma sahibi aynı zamanda çalışan” diyen Çalışkan, bu tür yapılanmaların sektördeki iş hacmini daralttığı yorumunu yaptı. Mobilya gibi sektörlerde firma kurarken minimum yeterlilik talep edilmesi gerektiğine işaret eden Çalışkan, “En az beş kişi çalıştırmak, en az 500 metrekare bir imalathane, belirli makineler ve bankada belirli bir sermaye olması gibi kriterler konulmalı” dedi. Düzenleme yapılmasıyla mobilya sektöründeki haksız rekabetin de ortadan kaldırılacağını söyleyen Çalışkan’a göre, böylece personel sorunu çözülür ve kayıt dışı önlenir. Dolayısıyla da sektör çok daha hızlı büyümüş olur. 12 milyar dolar olan yıllık üretim hacminin, çok hızlı şekilde 20 milyar dolarlara çıkabileceğini dile getiren Çalışkan, “Bu ufak ama çok önemli düzenlemenin mutlaka çıkması gerekiyor” dedi.
Vitrinlerde Çin istilası başladı
Türkiye’nin cari fazla veren ender sektörlerinden biri olan mobilyada ibrenin tersine dönmeye başladığını ifade eden Koray Çalışkan, Çin tehdidine dikkat çekti. “Üretim maliyetleri o kadar arttı ki sanayici ‘ithalatçı’ şapkasına büründü” diyen Çalışkan, şöyle devam etti: “Eskiden Çin fuarlarına mal satmak için 10 firma giderdi, şimdi mal almak için 100 firma gidiyor. Neden? Çünkü içerideki üretim maliyetlerimiz o kadar şişti ki, gümrük vergilerine rağmen Çin’den bitmiş ürün getirip satmak daha kârlı hale geldi. Mağazaların vitrinlerinde artık daha önce görmediğimiz Çin mallarını görüyoruz. Sanayiciyi koruyamazsak, üretici kimliğimizi kaybedip ithalatçı bir ülkeye dönüşürüz.”
Mobilyada ‘aile yılı’, düşüş yılı oldu
İç pazarda mobilya satışlarının düştüğünü söyleyen Koray Çalışkan’a göre, “aile yılı”nın etkileri sektörde hissedilmedi. Sektörün iç piyasada canlanması için en somut talebin “taksit sayısı” olduğunu belirten Çalışkan, “Mobilya evliliğin en büyük kalemi. En ucuz paket 1 milyon TL tutuyor. Gençlerin bunu peşin alma şansı yok. Mobilyaya özel taksit sayısının artırılması hem sosyal bir ihtiyaç hem de sektör için can suyu” dedi. Mobilyanın acil ihtiyaç olmadığı için ötelendiğini ve yüz değiştirme gibi yenilemelere gidildiğini anlatan Çalışkan, faizlerin geri gelmesiyle alım gücünde bir hareketlenme beklediklerini söyledi. Çalışkan’a göre, asıl iyileşme ise 2027’de hissedilecek.
Mısır’da üretim, pratikte hiç kolay değil
Mobilya imalatında yurt dışında çok büyük Türk yatırımı olmadığını söyleyen Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç de, “Daha çok küçük ve orta ölçekli firmalar var. Bunların pazar ve koleksiyonları belli. Belli bir büyüklüğü aşınca o pazarların tedarik ve pazar gücünden istifade etmesi anlamlı olabilir. Her ülkenin kendi mobilya sektörü zaten güçlü ve var. Belli bir ölçek ekonomisini aşmak lazım. Lojistik kaynaklı maliyetler yüzünden yatırımlar gündeme geliyor. Bir de korumacılık arttığı için yatırım bir zorunluluk haline gelecek. Yurt dışında doğrudan yatırımı olan yok ama ilerde gündeme gelecek. Yatırım yapılacak ülkelerde Latin Amerika öne çıkıyor. Mısırlılar ‘fabrikalar hazır, makineleri getirin başlayın’ diyor ama pratikte çok kolay değil” dedi.





