1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla İshakpaşa Camii Uzman İmam Hatibi Mehmet Nuri Memiş, din görevlilerinin yaşadığı sorunlara, camilerin toplumdaki önemine ve din hizmetinin kapsamına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
25 yıldır din görevlisi olarak görev yaptığını belirten Memiş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın yalnızca din görevlilerini hatırlama günü olmadığını, camilerle toplum arasındaki bağı güçlendirmek açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.
“BÖYLE BİR GÜNE İHTİYACIMIZ YOK”
Haftanın 1986 yılından itibaren kutlandığını, 2003 yılında ise “Din Görevlileri” ifadesinin eklenmesiyle bugünkü halini aldığını belirten Memiş, “Bizim tabi ki böyle bir güne ihtiyacımız yok. Ancak insanların camiler ile buluşmasına, önemli konuları tema olarak belirlemek suretiyle farkındalık oluşturması yönüyle bu haftayı son derece önemsiyoruz” dedi.
Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde yaklaşık 140 bin personelin görev yaptığını ifade eden Memiş, bunların önemli bölümünü imam-hatip ve müezzin-kayyımların oluşturduğunu söyledi. Memiş, yaklaşık 90 bin caminin bulunduğu Türkiye’de din görevlilerinin önemli bir sorumluluk üstlendiğini kaydetti.
“BİZ DE İNSANIZ”
Din görevlilerinin toplum içerisinde zaman zaman ağır eleştirilere maruz kaldığını dile getiren Memiş, özellikle bazı kişilerin yaptığı hataların tüm din görevlilerine mal edilmesinin doğru olmadığını söyledi.
Memiş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Toplumun bir kesimi tarafından dışlanan, hatta ‘atomu niye parçalayamıyorlar’ diye eleştiri oklarının odağına çekilen, içimizdeki çürük elmaların yanlışları yüzünden tüm hocaların rencide edilip yaftalandığı kişilerdir hocalar. Oysa biz de insanız. Herkes gibi bizim de anne babamız var, evlatlarımız var, nefsimiz var, dünyaya dair hayallerimiz var, beşer olarak ihtiyaçlarımız var. Bizim de şeytan ile savaşımız var. Bizim de yaşadığımız, bilmediğiniz imtihanlarımız var. Ağladığımız geceler, güldüğümüz günlerimiz var.”
“İMAMIN SARĞI BEYAZDIR, LEKE KABUL ETMEZ”
Rahmetli babasının kendisine söylediği bir sözü de paylaşan Memiş, din görevlilerinin toplum tarafından her zaman yüksek bir beklentiyle değerlendirildiğini belirterek, “Rahmetli babam derdi, imamın sarığı beyazdır, leke kabul etmez diye. Çok doğru bir söz. O yüzden toplumun bizden beklentisi çok yüksek. Hata yapma hakkımız yok, yanlış yapma şansımız yok” ifadelerini kullandı.
Memiş, bununla birlikte önemli bir noktaya da dikkat çekerek, “Kusursuz olan İslam’dır, Müslümanlar değil, hocalar değil” dedi.
“CAMİSİZ BİR ŞEHİR DÜŞÜNÜN”
Camilerin yalnızca ibadet edilen mekanlar olmadığını vurgulayan Memiş, camilerin toplumun ortak buluşma noktaları olduğunu söyledi.
“Camilerin olmadığı bir şehir düşünelim. Ezan sesi yok, vakti girdiğinde avlusunda, şadırvanında abdest alıp huzura çıkıp rükû edip secde edeceğimiz bir caminin olmadığı şehir hayal edin” diyen Memiş, camilerin kıymetinin özellikle camilerin bulunmadığı ülkelerde yaşayanlar tarafından daha iyi anlaşılabileceğini ifade etti.
Camilerin zengin-fakir, patron-işçi, amir-memur ayrımı yapmadan herkesi aynı safta buluşturduğunu belirten Memiş, camileri “kırık gönüllerin onarıldığı, yıkılan ümitlerin yeniden inşa edildiği ve insanlığın yeniden yeşertildiği baba ocakları” olarak nitelendirdi.
“CAMİLER DİRENİŞİN VE DİRİLİŞİN MERKEZLERİDİR”
Minarelerden yükselen ezanın yalnızca namaz vaktini bildiren bir çağrı olmadığını ifade eden Memiş, ezanın birlik, kardeşlik, huzur ve Allah’tan başkasına kul olmama çağrısı taşıdığını söyledi.
Memiş, “Camiler ecdadımızın bu topraklara vurduğu İslam’ın bir mührüdür. Şehitlerimizin emanetidir. Direnişin ve dirilişin merkezleridir. 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, minarelerinden yükselen salalar ile bir milleti ayağa kaldıran destansı cephelerdir camiler” dedi.
“BİZ DİNİN HADİMİ OLMAYA TALİP OLANLARIZ”
Kendisinin “din adamı” ifadesini tercih etmediğini belirten Memiş, din görevlilerinin esas görevinin toplumun her kesimine ulaşmak olduğunu vurguladı.
“İslam’da ruhbanlık yok, herkes dininin adamı. Biz dinin hadimi olmaya talip olanlarız” diyen Memiş, din hizmetinin yalnızca mihrap, minber, kürsü ve cami içerisinden ibaret olmadığını söyledi.
Memiş, “Asıl görevimiz bir garibin sofrasına aş olduğumuzda, bir yetimin gözyaşına mendil olduğumuzda, kısaca ulaşabildiğimiz, gücümüzün yettiği her mekanda var olduğumuzda başlamakta” ifadelerini kullandı.
“AYNI SAFTA OMUZ OMUZAYIZ”
Toplumdaki farklılıkların ayrışma sebebi değil, zenginlik olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Memiş, birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.
Memiş, “Aynı kıbleye dönüyoruz, aynı kitabı okuyoruz, aynı Allah’a inanıyoruz, aynı Peygamberin ümmetiyiz, aynı safta omuz omuza duruyoruz, aynı duaya hep birlikte ‘amin’ diyoruz. Aynı ümidin, aynı cennetin peşinde koşuyoruz. Ne kadar çok ortak noktamız varmış değil mi? Öyleyse aramızdaki kırgınlık, ayrılık gayrılıklar neden?” diye konuştu.
“BİZİ HATIRLAYANLARI UNUTMAYACAĞIZ”
Camiler ve Din Görevlileri Haftası vesilesiyle tüm din görevlilerinin haftasını kutlayan Mehmet Nuri Memiş, yapılan hizmetlerin her zaman görünür olmayabileceğini ancak bunun karşılığının Allah katında olduğuna inandığını söyledi.
Memiş açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu anlamlı haftada, insanımıza fedakarca hizmet eden, gönül dünyalarına sirayet eden, toplumsal birliğin, beraberliğin, huzurun menbağı olan din gönüllüsü, din hizmetlisi, din görevlisi olan kardeşlerimizin haftasını tebrik ediyorum. Biliyorum pek çok kimse bu haftayı umursamayacak. Lakin biz bizi unutmayıp hatırlayanları unutmayacağız. Yaptığımız hizmetler kul nezdinde görülmese de Rabbimizin katında elbet bir gün karşılık bulacaktır.”
Memiş, “Yüce Rabbim camilerimizi müminsiz, minarelerimizi ezansız, gönderlerimizi ay yıldızlı al bayraksız, Müslümanlıkla yoğrulan bu toprakları Müslümansız bırakmasın inşallah” diyerek sözlerini tamamladı.





