İnegöllü işadamı Lütfü Şimşek'in 3. kitabı roman oldu.
Gülce Hatun ismi verilen lansman toplantısına Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Alinur Aktaş, Romanın ana hikayesinin fikrini veren İşadamı Mustafa Şiren , İnegöl Kent Konseyi Başkanı Bülent Temelli, Ak Parti eski İlçe Başkanı Mustafa Ersan ve İnrgöllü Mali Müşavir Semih Şeherli katıldı.
Toplantıya katılım sağlayan isimler Romanın kahramanı olan Gülce hatunun yaşadığı topraklara yapılan ziyaret ve incelemelere katılan kişilerden oluştu.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Alinur Aktaş,
"Öncelikle çok güzel, çok hayırlı ve örnek olacak bir çalışmayla alakalı değerli büyüklerim ve sevgili arkadaşlarımla İnegöl’de beraber olmak benim için son derece mutluluk. Ben öncelikle işin şu yönünü takdir ediyorum, bir kere yazar olmak için, kitap yazmak için, edebiyat fakültesini bitirmeye gerek yok. Herkes bunu kendi çapında yapabilir. Lütfü Şimşek yıllarca Baleno Oman Ürünleri olarak tanıdığımız İnegöl’ün hem sosyal hayatında hem spor ve kültürel hayatına değer katmış, ticarete değer katmış bir abimizin, arkadaşımızın böyle hayırlı bir çalışmayı gerçekleştirmiş olması beni çok mutlu etti ve inşallah başkalarına da örnek olacağını düşünüyorum. Herkesin kendine göre belirli yetenekleri ve melekeleri var. Ben bu arada kitaplarında okudum, bağımlısı oldum diyebilirim. Herkese tavsiye ediyorum. Tabii burada ikinci ifade etmek istediğim konu şunu da gördünüz, 6 arkadaş olarak biz geçen yıl tarih olarak yaz döneminin sonunda güzel bir gezi gerçekleştirdik Gürcistan’a. Gürcistan hemen kapı komşumuz biliyorsunuz ve sarp sınır kapısından girdikten sonra yaklaşık 30 km sonra Batum’dasınız. Benim için de çok ayrıcalıklı, çünkü ilk defa dedelerimin akrabalarını orada bulma imkanına sahip oldum. Benim dedem de İnegöl’de doğumlu nihayetinde ama dedemin babası var. İnegöl’de biliyorsun sen Acara göçmenleri olduğu gibi Abhazya Adıgey yine bunun yanında Balkan coğrafyasına farklı ülkelerinden gelmiş büyüklerimiz var. Hepsi tabii kültürüyle yemeğiyle, adetiyle beraber buraya gelmişler. Tabii Türkiye Cumhuriyeti hepsine kucak açmış ve nihayetinde ben bu gezi esnasında hem büyüklerimi bizati bulmak, imkanına sahip oldu. Ama her şeyden öte bana göre Lütgü Şimşek hikayesini kitaba döktüğü birçok anıları çok duygulu bir şekilde yaşama imkanına sahip oldum. Kıymetli arkadaşlar 13,5 yıl İnegöl 6,5 yıl Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım. Hem kendi şahsi ticaretimi hem de farklı firmalardaki yöneticiliklerimde hem de belediye başkanlığımda 60 civarında farklı ülkeyi gezme imkanına sahip oldum. Farklı kültürleri tanıma imkanına sahip oldum. Benim en özel gezilerimden bir tanesiydi. Bu kitap duygulara hitap ediyor. Bu kitap aslında İnegöl’ün her kesimine Çerkeziyle, Arnavutuyla, Manavıyla, Gürcüsüyle herkese hitap ediyor. Çünkü acılı göçün hikayesi var. Çünkü yaşanan acıların hikayesi var. Kıymetli arkadaşlar bunu daha önceki konuşmalarımda ifade ettim. Çerkez kökenli vatandaşlarımızın 50 60 yaş üstü olanlar genelde balık yemezler. Çünkü Çerkez sürgününde 1925’lerde sanırım. Yaklaşık 500.000 insanın 250.000’i Karadeniz’de telef olmuş yani tabir yerindeyse balıklara yem olmuş. O yüzden saygıdan dolayı Çerkez büyükleri balık yemezler. Çünkü ataları onlara yem oldu diye. Dolayısıyla her göçün bir hikayesi vardır. Ama Ahıskalı vatandaşlarımız ki dünyanın her tarafında çok masumdur çok sıkıntılı durumdadır, sıkıntılar yaşamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti onlara hep sahip çıktı. Çok hayırlı, çok güzel bir iş yaptı. Ben kitabı herkesin okumasını istirham ediyorum. Ben mümkün olduğu kadar da bu akşam biraz temin edip çevremdeki arkadaşlarım dağıtacağım. Bu kitapta herkes kendini bulur. Biz bugün bu coğrafyada çok rahat yaşıyoruz ama bizim büyüklerimiz oraya gelirken çok sıkıntılar yaşadılar. Bu vesileyle ben onlara rahmetle anıyorum tekrar. Lütfi şimşek, abim ve arkadaşıma. Çok teşekkür ederim" dedi.
Kent Konseyi Başkanı Bülent Temelli, "Kitabı başından sonuna kadar bir solukta okudum. Yazılış esnasında da iş yerini ziyarete gittiğimizde, buluştuğumuzda da azar azar okudu ve biz de dinledik bir takım müdahalelerimiz olmuştu. Gerçekten kitap göçü ve özellikle Ahıska da işte bu Stalin zamanında çok iyi anlatıyor. Birçoğumuz bunu biliyoruz ama onu gözünün önünde canlandıran bilen bir türde yazılmış gerçekten ben de Lütfü arkadaşımı kutluyorum. Özellikler şunu da düşündürüyor bir göçün toplum üzerinde açtığı yaraları gözünüzün önünde canlandırabiliyorsunuz. Suriye’den olan göç dalgasına belki bugün göçmüyorlar ama Gazze’de, Filistin’de yaşanan katliamı çok daha farklı bakış açısıyla da bakabiliyorsunuz. Derinden hissetme şansı verdi bana. Bu anlamda da çok kıymetli buluyorum. Özellikle bugün aramızda bulunan Mustafa Şiren, arkadaşımızın zaten akrabalarının buraya gelişini anlattığı için çok değerli. Başkanımızın dediği gibi üniversite bitirme veya edebiyat fakültesini bitirmeye gerek yok. Bu demek ki hepimizde Allah vergisi olabilen bir şey. Bunu hikayeleştirmek. Gerçekten orda bir haftalık bir seyahati, o seyahatte olanları ve orada edilen intibaları tabii ki bunun bir alt yapısı var. Kökenleri oradan gelme olduğu için bütün arkadaşımızın bir bilgi var dağarcığında ama bunu kaleme dökmüş olması ve bugün bunu bizim okumamıza sunmasına çok değerli" diye konuştu.
Gülce Hatun kitabının yazarı Lütfi Şimşek, "Yolculukta bize eşlik eden arkadaşlarımıza değerli basın mensuplarına teşekkür ederim Ben 2022 yılında ilk kitabını yazmıştım. Arkasından bu Sarı Pisi’ydi. Daha sonra ikinci hikâye kitabını yazdım. Bu üçüncüsü bir vesileyle böyle işte arkadaşların sayesinde roman olarak oldu. 1980 yılından günümüze kadar İnegöl’de yaşanmış gerçek hikayeleri yazmıştım iki kitabımda. Bu İnegöl’ü her yönüyle anlatmaya çalıştığım kitaptı. Bu Gülce Hatun benim ilk roman denemem. Romanda 93 harbi denilen 1876 -78 Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra Kafkaslar’dan İnegöl’e göç eden Gülce Hatun’u anlatmaya çalıştım. İnegöl ve çevresi çok eski yıllardan bu yana büyük kültürlerin beşiği olmuştur. Hitit, Lidya, Frigya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürleri İnegöl’de izlerini bırakmıştı. İnegöl konumu ve ekonomik yapısı itibarıyla zaman içinde önemli miktarda göç alan bir yerleşim birimi. Nüfusun gelişiminin kaydolduğu yaşamın büyük bir kısmını göçmenlerden oluşturuyor. İnegöl ilk olarak kapsamlı göçü bu dediğimiz 1876-78 yılında yapıyor. 93 harbi denilen 1876-77 yılında Rumeli ve Balkanlar’dan gelen göçmenleri ağırlamıştı. O yıllarda 40 civarında olan köy sayısı bu göçlerle 96’ya çıkmış nüfus 10.000’den 30.000’e çıkmıştır. Şimdi İnegöl’de yaşayan her 4-5 kişiden bir tanesi o göçten dedelere veyahut da büyüklere göç alan insanlardan oluşuyor. Hikayenin son kısmında Gülce Hatun ellili altmışlı yaşlarda İnegöl’de bu hüzünlü yolculuğunun sonunda çektiği eziyetlerin karşılığında burada Kurtuluş Savaşı’na da katılıyor. Kurtuluş Savaşı’nda da Gürcüce bizden anlamında bir milis kuvvetine katılıyor ve onun reisliğini yapıyor. Yenice ve civarında Ağı dağı tarafında Kuvay-ı Milliye bu tarafta da Yunan ikisinin arasında kalan İnegöl iki üç sefer işgale uğruyor. Bu işgaller sırasında bu gayrimüslimler burada oluşturdukları çetelerle Türk köylerine ciddi anlamda hasar veriyorlar. Bu zulmü yapan çete reisine yoğurt pazarında İnegöl’de bizzat kendisi öldürüyor. Bu kadar mı anlatayım? Kitabı okuyup diğer kısımlarına da görebilirsiniz" dedi.
İşadamı Mustafa Şiren, "Lütfi abi yeni bir kitap yazmak istediğini söyledi. Kendisine büyük anneannemizin göç yolunda yaşadıklarını aktarmaya çalıştım. Lütfi abide bu konuyu çok beğendi. Anneanne tarafım benim Ahıskalı olduğu için Ahıska’ya gittiğimizde de oraları gezdik. Oradan yola çıkarak bizim anlattıklarımızın üstüne Lütfi abide güzel araştırmamalarla, edindiği bilgilerle güzel bir kitap yazdı. Okudukça duygulandım. Bildiğimiz, büyüklerimizin anlattığı hikayelerle bunları birleştirince duygulandım. Bütün herkesin okumasını takviye ediyorum. Duygu yüklü bir kitap. Kitabın sonunda Gülce’nin hatırasını ismini çocuklarında yaşatan torunlarına selam olsun" diye konuştu.
Mali Müşavir Semih Şeherli, "Bu kitabı yazan Lütfi abimize çok teşekkür ediyorum, kutluyorum. Biz başkanımla çok güzel bir gezi yaptık. Her gittiğimiz yer de araştırmalar yaptık. Biz oraya giderken böyle bir hikayenin tasvirini yaparak gitmiştik. Benim kızımın adı Gülce. Zaten kitabın içinde daha çok kendimizi buluyoruz. Hikaye zaten bizimle beraber başlıyor. Bu gezinin nasıl planlandığı, geziyle beraber nasıl gidildiği. Lütfi abiyi tebrik ediyorum o dönemki Ahıskalıların o dönemki Gürcülerin tek tek bilgilerini veriyor. Nüfus yapılanması, savaşın durumu, Osmanlı-Rus savaşını tarihi bir romanda okumuş oluyorsunuz. Sonra Gülce Hatun’a dönüyorsunuz. Onun ıstıraplı ve kendine has yaşantısını okuyorsunuz. Sonra kendinizi İnegöl’de buluyorsunuz. Gerçekten tebrik ediyorum. Böyle bir ölümsüz eser çok keyifli oldu. Ben kendimi buldum." dedi.
AK Parti eski İlçe Başkanı Mustafa Ersan, "Öncelikle Lütfi arkadaşımız kalemine sağlık. Yazarlık zor iştir. Çok güzel bir roman olmuş. Tabii bu roman Gürcistan topraklarında doğdu. Orada yaşananları akıcı bir dille anlatmış. Devamını bekliyoruz." dedi.





