Yaklaşık 3,5 Milyon Bursalının sadece bir ilçe adı olarak bildiği Nilüfer’in çok önemli bir yeri bulunuyor. Köprülerden dinî yapılara, vakıf faaliyetlerinden yoksullara yönelik yardımlara kadar uzanan bir mirasla anılan ve Bursa için büyük bir değere sahip olan Nilüfer Hatun, hikayesi ile asırlardır konuşulmaya devam ediyor.

Bugün Nilüfer denildiğinde akla modern mahalleler, geniş caddeler ve gelişen şehir yaşamı geliyor. Ancak ilçenin adı, Bursa’nın Osmanlı geçmişine uzanan bir hatırayı da taşıyor. Her ne kadar adını Nilüfer Çayı’ndan alındığı söylense de Nilüfer İlçesi’nin adı . Nilüfer Kaymakamlığının resmî internet sitesinde Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun’dan geldiği belirtiliyor. Böylece yüzyıllar önce yaşamış bir Osmanlı kadınının adı, bugün Bursa’nın önemli yerleşim merkezlerinden birinde yaşamaya devam ediyor.

Peki Nilüfer Hatun’un adı gerçekten bir çaya nasıl verildi? TDV İslam Ansiklopedisi’nde yer alan bilgilere göre Nilüfer Hatun’un Bursa ovasından geçen bir çay üzerine köprü yaptırdı. Çayın onun adıyla anılması da bu geleneksel anlatı güçlendirdi.

BİR TEKFURUN KIZI MIYDI? MEŞHUR HİKÂYENİN PERDE ARKASI
Nilüfer Hatun hakkında anlatılan en dikkat çekici hikâyelerden biri, onun Yarhisar tekfurunun kızı olduğu iddiası. İlk Osmanlı belgelerinde, Bilecik tekfuruyla evlendirilmek üzere yola çıkan bir gelinin düğün alayının basıldığı ve gelinin daha sonra Orhan Bey’le evlendirildiği anlatılıyor. Sonraki dönemlerde bu gelinin Nilüfer Hatun olduğu ve asıl adının Holofira ya da Olivera olduğu ileri sürülüyor.

Ancak Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen panele katılan Prof. Dr. Feridun Emecen, Nilüfer Hatun’un Yarhisar tekfurunun kızı olma ihtimalinin zayıf olduğunu belirtti.

BURSA’YA KÖPRÜ, TEKKE VE MESCİD KAZANDIRDI
Nilüfer Hatun’un Bursa’ya bıraktığı izler yalnızca adıyla sınırlı kalmadı. Tarihî kaynaklarda kendisinin Bursa ovasından geçen bir çay üzerine köprü yaptırdığı, Bursa Hisarı’nda Kaplıca Kapısı yakınında bir tekke ve Darphane Mahallesi’nde bir mescid inşa ettirdiği aktarılıyor.

Köprü ulaşımı kolaylaştırırken mescid ibadet için, tekke ise dönemin dinî ve toplumsal hayatı için önemli bir işlev taşıyordu.
Nilüfer Hatun’un adının yalnızca hanedan içindeki konumuyla değil, hayır faaliyetleriyle de anılmıyordu.

OĞLU, ANNESİNİN ADINI ÖLÜMSÜZLEŞTİRDİ!
Nilüfer Hatun’un mirasının en dikkat çekici örneklerinden biri de İznik’te bulunuyor. Osmanlı padişahı I. Murad, annesi Nilüfer Hatun adına 1388 yılında bir yapı yaptırdı. Bugün Nilüfer Hatun İmareti olarak bilinen bu tarihî eser, İznik’in önemli Osmanlı dönemi yapılarından biri olarak gösteriliyor. Uzun yıllar harap durumda kalan bina, 1955 yılında kapsamlı bir onarım geçirdi ve günümüzde İznik Müzesi olarak kullanılıyor.

FAKİRLERE YARDIM EDİLEN BİR VAKIF
TDV İslam Ansiklopedisi’nde aktarılan vakıf kayıtlarında, İznik’teki yapıda fakirlere yemek dağıtıldığı belirtiliyor. Vakfın gelirleri arasında hamam kirası, dükkan gelirleri ve Bursa’daki bir kervansaraydan elde edilen gelirler de bulunuyordu.
Bu kayıtlar, Nilüfer Hatun’un adıyla bağlantılı hayır geleneğinin yalnızca mimari eserlerden ibaret olmadığını gösteriyor. Gelirlerin toplumsal ihtiyaçlar için kullanılması, dönemin vakıf kültürüne ilişkin önemli bir örnek oluşturuyor.

BURSA’YA İZ BIRAKAN OSMANLI KADINI
Mezarı ise Bursa’daki Orhan Gazi Türbesi’nde bulunan Nilüfer Hatun, Bursa’da büyük iz bırakan kadınların en başında yer alıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ