Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in "Ben savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de göze almışız" sözlerine tepki gösterdi.

İsim vermeden Özel'e yüklenen Erdoğan, "Bir tanesi çıkmış şuursuzca 'savaştayız' diyor. Bu zata sormak lazım. Hayırdır beyler hangi savaştasınız, kimle savaştasınız? Seferberlik çıktı da biz mi duymadık. Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Utanmadan bunu diyorsunuz. Siz lafınızın nereye gittiğinin farkıda mısınız? Sorumlu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları;

"Milletvekili arkadaşlarım, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler. Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla 81 vilayetimizde AK Partimize gönül vermiş tüm yol ve dava arkadaşlarıma selamlarımı yolluyorum. Sizlerle birlikte bütün teşkilatlarımızda Türkiye sevdasını kalbinin üstünde bir madalya gibi kıvançla taşıyan yol arkadaşlarımın her birini muhabbetle kucaklıyor, özellikle gençlerimizi bağrıma basıyorum. Grup toplantımızın partimiz, demokrasimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Salonumuzu teşrif eden tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, aziz vatandaşlarımızdan getirdikleri kucak dolusu selamlar için kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Cenab-ı Allah salonlara sığmayan şu muhabbetimizi, şu samimi yol ve dava arkadaşlığımızı daim eylesin diyorum. Şimdi değerli kardeşlerim, geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca 'Savaştayız' diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım: Hayırdır beyler, kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş öyle mi? Bakınız, yirmi dört yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye'yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye'yi içeriden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevirdi. Muhalefeti destekleyip 'İktidarı devireceğiz' diyeninden dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye'yi tehdit edenlere, Türkiye'yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış, utanmadan “Savaştayız.” diyorsunuz. Allah aşkına, siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz. Çünkü siyaset, aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. “Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim.” derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası, sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz. Burada şunu da dikkatinize getirmek isterim. Bunların siyasetsizliği siyaset haline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir. Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da görüyoruz. Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın, milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı hâlde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksınız, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksınız. İnsanlar, millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak. Sonra da çıkacaksın, yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın.

Biz buna eyvallah demeyiz. İftira siyasetine, çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın, iftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk zemininde, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir. 86 milyonun birliğinin, dirliğinin ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye'nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. Millî iradenin bilakaydı şart egemen kılınmasıdır. Demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz."

Kaynak: Haberler.com