Ölümünden önce savcılık kararıyla Çelik’ten alınan kan, kıl, idrar ve tırnak örneklerinde uyuşturucu ya da uyarıcı madde tespit edilmedi.
Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelemelerde yalnızca tedavi amacıyla kullanılan “citalopram” ve “escitalopram” etken maddelerine rastlandı. Böylece Çelik’in uyuşturucu veya anestezi maddesi kullandığı yönündeki iddiaların yapılan testlerle doğrulanmadığı belirtildi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da Adli Tıp raporu ile dosyada yer alan diğer delilleri birlikte değerlendirdi. Soruşturma sonucunda doktor hakkında şüphe oluşturacak herhangi bir bulguya ulaşılamadığı ifade edildi.
Savcılık, 6 Temmuz 2026 tarihinde “Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına” karar vererek dosyayı kapattı. Çelik’in madde bağımlısı olduğu ve üçüncü kişiler tarafından kendisine uyuşturucu ya da anestezi maddesi verildiği yönündeki iddiaların da soruşturma kapsamında desteklenmediği kaydedildi.





