Türkiye genelinde 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımına sınır getirmesi planlanan uygulamanın 1 Kasım tarihinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nin (EDAM) yayımladığı raporda, sert tedbirlerin çocukları denetimsiz dijital platformlara yönlendirebileceği ikazında bulunularak sürecin ertelenmesi ve kademeli bir planla tatbik edilmesi tavsiye edildi.
Düzenlemenin tatbikat tarihi yaklaşırken EDAM, küresel örnekleri ve anket çalışmaları masaya yatırarak çocukların internet ortamındaki güvenliğine dair kapsamlı bir rapor paylaştı. Dünya Gazetesi’nin aktardığı bilgilere göre raporda, gençleri çevrim içi tehlikelerden koruma yönündeki hamlelerin elzem olduğu fakat tek tip ve sert yasakların tek başına yeterli kalmayacağı ifade edildi.
Raporda, sert sınırlamaların çocukları denetimi daha çetin dijital platformlara itme potansiyeli taşıdığına vurgu yapıldı. Bu çerçevede farklı yaş kategorilerinin gereksinimlerinin gözetilmesi, eğitim ağırlıklı mecralarla yüksek riskli sosyal medya kanallarının birbirinden ayrılması ve farklı kimlik doğrulama alternatiflerinin masaya yatırılması gerektiği dile getirildi.
EBEVEYNLERİN YÜZDE 84'Ü KARAR SÜRECİNDE AİLENİN ROL ALMASINI İSTİYOR
EDAM’ın raporunda yer verilen kamuoyu araştırması, sosyal medya kullanımına dair kararlarda anne-babaların inisiyatif alması gerektiği düşüncesinin ağır bastığını ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre, 13 yaşındaki bir çocuğun sosyal medya kullanıp kullanmayacağına ebeveynlerin karar vermesi gerektiğini savunanların oranı yüzde 65 oldu. Yasal düzenlemeler çerçevesinde kararın aileler tarafından verilmesini talep edenlerin oranı ise yüzde 19 düzeyinde ölçüldü. Böylelikle ankete katılanların yüzde 84’ü, karar alma mekanizmasında ailelerin mutlaka yer alması gerektiğini belirtti.
Uygulamanın devreye gireceği tarih konusunda ise kamuoyunda farklı sesler yükseldi. Tasarının planlandığı gibi 1 Kasım’da hayata geçirilmesini isteyenlerin oranı yüzde 45’te kalırken, erteleme talebinde bulunanların ya da ek süre verilmesini savunanların oranı yüzde 53’e ulaştı.
Ankete katılanların yüzde 29’u sürecin başlamasını ancak tatbikat için ek süre tanınmasını isterken, yüzde 18’i teknik ve veri güvenliği altyapısındaki eksiklikler giderilene dek uygulamanın ertelenmesi gerektiğini kaydetti.
KİMLİK BİLGİLERİNİN EŞLEŞTİRİLMESİNE YÖNELİK ENDİŞELER ÖNE ÇIKTI
Raporda, sosyal medya hesaplarının resmi kimlik verileriyle entegre edilmesine dair veri mahremiyeti endişelerine de yer verildi. Araştırmaya katılan bireylerin yüzde 67’si bu hususta kaygı duyduğunu ifade ederken, platformların devreye alacağı onay mekanizmalarına güvenmeyenlerin oranı yüzde 69 olarak kayıtlara geçti.
Bu bulgular ışığında raporda, e-Devlet kapısı üzerinden yürütülecek tek tip kimlik doğrulama sistemi yerine farklı emniyet tedbirlerinin değerlendirilmesi önerildi. Ayrıca çocukların gizliliğini koruyacak ve kişisel verilerin emniyetini temin edecek alternatif formüllerin geliştirilmesinin şart olduğu vurgulandı.
SİNAN ÜLGEN'DEN KADEMELİ UYGULAMA ÇAĞRISI
EDAM Araştırma Direktörü Sinan Ülgen, çocukların maruz kaldığı dijital tehlikelerin yaş dilimlerine göre farklılık gösterdiğine işaret etti. Ülgen, 8 yaşındaki bir çocuk ile 15 yaşındaki bir gencin aynı sanal tehditlerle karşı karşıya kalmadığını belirterek yeni düzenlemenin bu yaş aralıklarındaki değişimleri hesaba katması gerektiğini dile getirdi.
Söz konusu kısıtlamaların turizm ve e-ticaret gibi farklı iş kollarındaki olası yansımalarının da hesaba katılması gerektiğini belirten Ülgen, kimlik teyidinde sadece e-Devlet altyapısına bağlı kalmamanın önemine değindi.





