Bu nedenle tüketiciler, ayıplı bir ürünle karşılaştıklarında yalnızca ürünü satan firmaya başvurabiliyordu. Ancak satıcının platformdan ayrılması, ulaşılamaz hale gelmesi ya da iflas etmesi gibi durumlarda tüketicinin hak arama imkânı ciddi şekilde zayıflıyordu. Platform satış sürecinde önemli bir rol oynasa bile tüketici açısından yasal koruma çoğu zaman etkisiz kalıyordu.

Ayıplı mal davası AYM gündemine taşındı

Karara konu süreç, internet üzerinden satın alınan ayıplı bir ürün nedeniyle manevi tazminat talebiyle açılan tüketici davasıyla başladı. Davaya bakan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, uygulanması gereken bazı hükümlerin Anayasa’ya aykırı olabileceği kanaatine vararak dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. AYM, 12 Şubat 2026’da verdiği kararı 2 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımladı.

İki yasal düzenleme iptal edildi

Anayasa Mahkemesi, iki farklı hükmün iptaline karar verdi. Bunlardan ilki, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesinin 6. fıkrasının ilgili bendinde yer alan ve aracı hizmet sağlayıcılarını ayıplı mala ilişkin tüketici hakları ile tazminat sorumluluğu dışında bırakan düzenleme oldu. İkinci iptal ise 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin yapıldı. Söz konusu fıkra, aracı hizmet sağlayıcılarının platformda yer alan içerik ve bu içeriğe konu mal veya hizmetlerdeki hukuka aykırılıklardan sorumlu olmadığını öngörüyordu. Karar oyçokluğuyla alınırken, üye Ömer Çınar karşı oy kullandı.

AYM: Platformlar sadece pasif aracı olarak görülemez

AYM, kararında e-ticaret platformlarının satış sürecindeki gerçek işlevine dikkat çekti. Mahkemeye göre bazı platformlar, alıcı ile satıcıyı yalnızca buluşturmakla sınırlı kalmıyor; ürün ya da hizmet hakkında bilgi sahibi oluyor, süreci yönlendiriyor ve kimi durumlarda doğrudan denetim yetkisi kullanıyor. Bu nedenle aktif rol üstlenen platformların, pasif bir aracı gibi tamamen sorumluluk dışında bırakılması tüketicinin korunması ve mülkiyet hakkı bakımından kabul edilebilir görülmedi.

AYM ayrıca mevcut düzenlemenin platform ile tüketici arasındaki menfaat dengesini tüketici aleyhine bozduğuna hükmetti. Özellikle tüketicinin satıcıya ulaşamadığı durumlarda tamamen korumasız kalmasının devletin Anayasa'nın 5., 35. ve 172. maddelerinden doğan pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşıldı.

Tüketici mevzuatında kritik süreç

AYM, yasal boşluk oluşmaması amacıyla iptal hükümlerinin Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren dokuz ay sonra, yani Mart 2027'de yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu süre içinde TBMM'nin platformların sorumluluğunu yeniden çerçeveleyen bir yasal düzenleme yapması gerekiyor.

Tüketiciye pratik yansıması ne olacak?

Düzenleme yürürlüğe girdiğinde online alışverişte ayıplı ürün nedeniyle zarara uğrayan tüketici, satıcıya ulaşamasa bile doğrudan platforma başvurabilecek ve dava açabilecek. Bu güvence özellikle tanınmayan ya da küçük satıcılardan yapılan alışverişlerde belirleyici önem taşıyacak. Bunun yanı sıra platformların satıcı seçimi ve ürün denetimi konusundaki özen yükümlülüklerini artırması da bekleniyor.

Kaynak: Ekonomim