Kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve hava sıcaklıklarının sık sık değişmesi, virüslerin yayılması için uygun bir zemin oluşturuyor. Özellikle influenza gibi ağır seyreden enfeksiyonlardan korunmak için bağışıklık hücrelerinin (akyuvarların) sürekli güçlü ve hazır olması gerekiyor. Uzmanlara göre bu dönemde yapılan en büyük hatalardan biri ise yalnızca vitamin takviyelerine güvenip temel korunma önlemlerini ihmal etmek.
D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ BÜYÜK SORUNALARA YOL AÇABİLİR
Uzmanlara göre, bağışıklığın birinci kalesi "D vitamini" seviyesini korumaktır; güneşin azaldığı bu günlerde kontrol edilmeyen D vitamini eksikliği, vücudu virüslere karşı tamamen açık hale getirir.
İkinci altın kural ise her akşam eve gelindiğinde mutlaka tuzlu suyla yapılan boğaz gargarasıdır; bu yöntem, boğaz mukozasına tutunmaya çalışan virüsleri henüz kana karışmadan yok eder.
Üçüncü ve en önemli kural ise "kaliteli uyku"dur; vücut sadece derin uyku esnasında bağışıklığı onaran proteinleri üretir.
Vücut direncini çelik gibi yapmak için bu yaşam alışkanlıkları titizlikle uygulanmalı. Uzmanlara göre, gün içinde mutlaka bolca ılık sıvı tüketilmeli ve vücudun su dengesi korunmalı. Stres ve aşırı yorgunluğun bağışıklık sistemini anında felç ettiği unutulmamalı; bu yüzden hastalıkların kol gezdiği bu dönemde beden aşırı zorlanmamalı ve taze sebze-meyve odaklı bir beslenme planı aksatılmamalıdır.




