Camiler, Allah´ın evleridir. Siz, evinize gelen misafiri evinizin en güzel köşesine koymak ister, en güzel ikramları sunmak istersiniz değil mi? Bizler böyle düşünürüz de, Allah evine gelen misafiri hiç boş çevirir mi? Hiç şüpheniz olmasın, Allah boş çevirmez. Camilerin manevi havası, oradaki ciddiyet ve hatta Cenâb-ı Hak´la olan irtibat bile farklıdır. Bunu başka hiçbir mekânda teneffüs etmenize imkân yoktur.
Camiler, Hz. Peygamber döneminde ilim irfan yuvası ibadethanelerdi. Kadına, hem gece hem sabahın erken vaktinde, çocuklu kadınlara hiçbir engelleme olmadığı gibi Hz. Peygamberin, teşvik edici konuşmaları ve fiilleri vardır. Ama ne yazık ki; geçmişten günümüze fitne korkusuyla kadınlar ve çocuklar camilerden uzaklaştırılmış ve bu güzel nimetten mahrum edilmişlerdir. Camîlerimizin kural ve kaidelerine uygun bir şekilde yeniden canlanması için, erkekler, kadınlar, çocuklar; haydi! Allah´ın evlerini şenlendirelim.
Camilerde ibadet ve bu kutsal mekânlara giriş çıkış, belli kurallar içinde olmalıdır. Müslümanların, günde beş kere Allah´ın huzuruna toplu halde kabul edildikleri mekanlar olan camilerdeki hareketlerinde dikkatli olmaları gerekir. Cemaatle namaz kılmanın önemi, bilinen bir husustur. Hz. Muhammed (s.a.v.), bu hususta şöyle buyurmuştur: “Kişinin cemaat ile kıldığı namaz, evinde veya çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş derece daha faziletlidir.” (Ebu Davud, Salat, 49, I,378) Bu nedenle namazlarımızı camide cemaatle birlikte kılmak için azamî bir şekilde gayret sarf etmeliyiz.
Cami cemaatinin nelere dikkat etmesi gerektiğini şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Hem camiler temiz tutulmalı hem de camilere gidenler temizlik kurallarına uymalıdırlar. Cami cemaati beden, elbise ve ağız temizliğine özen göstermelidir. Ağız, cami içinde ve kamet getirme esnasında değil, camiye girmeden abdest sırasında bol su ile misvaklanırsa/fırçalanırsa daha uygun olur.
2- Camiler, secde edilen yerler oldukları için, ayak ve çorap temizliği de son derece özen gösterilmelidir.
3- Camiye girmeden önce, varsa, cep telefonu ya sessize alınmalı veya kapatılmalıdır. Cep telefonunun kapatılması unutulmuşsa ve namaz esnasında çalarsa, hoş bir durum olmamakla birlikte, telefon tek hareketle kapatılmalıdır. Telefonu çıkarıp kimin aradığını öğrendikten sonra kapatmak namazı bozar.
4- Camiye girerken ayakkabılar, kapının önüne bırakılmamalı, tahsis edilen yerlere konmalıdır. Ayakkabılar kapının önüne bırakıldığında, camiden çıkarken ayakkabıları yere koyup giymede zorluk yaşanır.
5- Ayakkabılar temiz tutulmalı, özellikle altlarına düşebilecek çamur ve çöp gibi şeylerin yapışmış olmamasına dikkat edilmelidir. Ayakkabı, galoş veya poşet gibi bir şeyin içine konursa elbette daha iyi olur. Ancak bu durumda bir kere kullanılan galoş veya poşet bir daha kullanılmadan çöpe atılmalıdır. Aksi takdirde daha önceki ayakkabının kirini taşıyan galoş veya poşet, atılmadan birkaç kere kullanırsa hem onu yeniden kullanan kişilerin ellerini hem de ayakkabılarını kirletir. Bu durumda sebep olunan kirlilik, sağlanmaya çalışılan temizliği gölgede bırakır.
6- Camiye ıslak ayaklarla girmemek gerekir; bu, hem kişinin kendi sağlığı hem de diğer insanların sağlığı açısından ciddiye alınması gereken bir husustur.
7- Cuma namazında farzı kıldıktan sonra dışarı çıkmaya niyetli olan kişi, çıkacağı zaman namaz kılmaya devam edecek olan cemaate sıkıntı vermemek için, ön saflarda oturma-malıdır.
8- Caminin içinde yer varken caminin dışında saf tutmak yanlıştır. Camide boş yer varken avluda, avlu henüz dolmadan sokakta imama uymak caiz olmaz.
9- Camiye giren kişi, arka taraflarda oturmak yerine ön taraflarda boş bulduğu yere oturmalıdır. Ayrıca camiye giren kişinin, ön tarafta boşluk varken, arka tarafta namazın sünnetini kılmaya başlaması, ön tarafa geçecekler için zorluğa neden olur.
10- Camiye girildiğinde, müezzin kamet getirmeye başlamışsa, kametin bitmesini ayakta beklemeyip oturmak ve sırası geldiğinde cemaatle birlikte ayağa kalkmak daha uygundur.
11- Saflar, arada bir boşluk bırakmadan düzgün tutulmalı ve tek başına saf tutmamak için gerekli özen gösterilmelidir.
12- Camiye geç giren kişinin, sıra farz kılmaya gelince, sanki kendisinin bir ayrıcalığı varmış gibi, kalabalığı yararak ön saflara geçme gayreti içine girmesi yanlıştır. Bazı kişilerin, imamın tam arkasında durma hak ve şerefi kendilerine aitmiş gibi davranmaları da doğru değildir. Mümkünse imamın arkasında, yanılması halinde ona doğruyu hatırlatabile-cek birilerinin durması iyi olur. Ancak bu bilgiye sahip olan kişiler bile kendilerine yer tahsis edilmesini beklemeyip namaza erken gelmelidir. Ön saflarda yer almak, namaza erken gidenlerin hakkıdır.
13- İlk sünneti kıldığında, camiye biraz geç geldiğinden, farzın birinci rekatına kavuşamayacak kişi, saf düzenine engel olmamak için sünneti ilk safa yakın bir yerde değil, biraz geride ve mümkünse bir sütunun arkasında kılmalıdır.
14- Camide namaza başlanmasını beklerken ve tesbihat sırasında sağlığı yerinde olanlar dizüstü otururlar, ihtiyaç duyanların bağdaş kurarak oturmalarında da sakınca yoktur. Ancak dizleri dikerek veya bir yere dayanarak oturmak, cami adabıyla bağdaşmaz.
15- Vaaz veya hutbe dinlerken bazılarının, iyilik olsun diye, ceplerinden esans/güzel koku şişesi çıkarıp çevrelerinde oturanların ellerine sürmeleri, sonra şişeyi başkalarına verip onların da kendi yanlarında bulunanlara ikram etmelerini istemeleri ibadet ciddiyetiyle bağdaşmaz.
16- Vaaz dinlerken ve özellikle hutbe sırasında başkasıyla konuşmak veya uyuklamak yanlış davranışlardır.
17- Camide otururken veya ibadet sırasında parmakları çıtlatmak yanlıştır.
18- Özellikle yaz mevsimlerinde namaza duracak kişiler atlet, tişört ve gömlek gibi giysilerini sıkıca pantolonlarının içine almalı, secdeye vardıklarında vücutlarının açıkta kalmasına meydan vermemelidirler.
19- İnsan ve hayvan resimleri taşıyan tişört ve gömleklerle namaza durmak doğru olmaz. Mekruhtur.
20- Namaza duracak kişi, ceket ve palto gibi üzerinde bulunan dış elbiselerinin düğmelerini iliklemeli, dağınık bir görüntü vermekten kaçınmalıdır.
21- Namaz kılan kişinin gözlerini gereksiz bakışlardan sakınması gerekir. Bunun için kıyamda iken secde yerine, rükûda iken ayaklarının üzerine, otururken kucağına ve selam verirken omuz başlarına bakması uygun olur. Mescid-i Haram´da Kâbe´yi görecek bir yerde namaz kılan kişinin bakışları ise Kâbe´de olmalıdır.
22- İmama uyan kişi, rükû ve secdeye imamdan önce varacak şekilde acele etmemelidir.
23- Secdeye varırken dizlerinden önce iki elini öne koymak şık olmaz. Ayrıca secdeye vardıktan sonra ayağa kalkmakta zorlanan kişi, iki elini önüne koyup destek almak yerine, sadece sağ elini yan tarafına koymak suretiyle ayağa kalkmalıdır.
24- Sağlıkları, namazlarını kıyam, rükû ve secde yaparak kılmaya müsait olmayanlar, oturarak namaz kılabilirler. Ancak sandalye ve benzeri bir yere oturma yerine, yere oturarak namaz kılmak daha uygundur. Sağlığı, yerde oturmaya da müsait olmayan kişi, sandalyede oturabilir. Bu şartlarda namaz kılanların, cemaatin dikkatini celp etmemek için safların arasına dağılmak yerine, yan taraflarda veya arka safta yer almaları daha uygun olur.
25- Farz namaz bitirilip, müezzin tarafından, “Allahümme entesselam…” diye başlayan dua cümlesi de okunduktan sonra, camide yer varsa saflar bozulur, son sünnet yeni bir yerde kılınır; son sünnet yoksa tespihat için yeni bir yerde oturulur. Böylece farz ile sünnetin arası ayrılır ve camiye sonradan girenler, o anda farz kılınmadığının farkına varırlar.
26- Namazın son sünnetlerini kılan kişi, kendisi ile arka duvar arasında, dışarı çıkmak isteyenlerin geçmesine yetecek ölçüde bir boşluk bırakmalıdır.
27- Namazların sonunda selam verirken, çene ile göğsün üzerinde bir kavis çizilmeden baş omuzlara doğru çevrilmelidir.
28- Tesbihat için oturulunca, caminin çeşitli yerlerinde bulunan tespihlerin cemaate fırlatılması gerekli ve şık değildir; tespihi bulunmayan kişi, parmak mafsallarını kullanarak tesbihat getirebilir.
29- Namazın sonunda otuz üçer kere “Sübhanellah”, “Elhamdülillah” ve “Allahuekber” derken acele edilmemeli, her kelime tam olarak telaffuz edilmelidir; camideki müezzin de bu kurala uymalı, böylece cemaatin tesbihat getirirken acele etmesine sebebiyet vermemelidir.
30- Camiden çıkarken sabırsız davranıp kapıda sıkışmaya meydan vermemek gerekir.
31- Camiden çıkmakta olan kişi, ayakkabılarını gürültü ve toz çıkaracak şekilde yukarıdan yere atmamalı, elleriyle giyeceği alana yaklaştırıp yavaşça indirmeli ve çevresini rahatsız etmeden giymelidir.
32- Camiye giren kadın ve erkeklerin, daha camiye girerken, namazda uyulması gereken, örtülmesi icap eden yerleri örtme (setr-i avret) şartını yerine getirmeleri gerekir. Bu hususa riayet etmek için, bir görevlinin hatırlatmada bulunması gerekmemelidir.
33- Anne ve babalar camiye çocuklarını da getirmişlerse, onlara camide koşmamaları, yüksek sesle konuşmamaları, saf düzenine uymaları gibi konularda gerekli uyarıyı önceden yapmış olmaları gerekir.
34- Cuma namazının farzı kılındıktan sonra mutlaka son dört rekat sünneti de kılınmalıdır. Aksi takdirde cuma namazı eksik olmaktadır. Ayrıca mecburiyet olmamasına rağmen dileyen kişilerin Zuhr-i Ahir namazı ile vaktin sünnetini de kılarak duaya iştirak etmeleri daha uygun ve güzel olur.
35- Ramazan ayında camilerde cemaatle kılınan teravih namazının mutlaka 20 rekat olarak kılınması gerekmektedir. Hiçbir mecburiyet olmadığı halde cami dışı mekanlarda cemaatle teravih namazının 8 rekat olarak kılınması ise kesinlikle doğru değildir. Ancak geçerli bir mazeret olmak şartıyla hastalık ve yolculuk gibi durumlarda tek başına teravih namazı kılan kişi, en az 8 rekat olarak teravih namazını kılabilir. Çünkü Peygamberimizin 8 rekattan 36 rekata kadar teravih namazı kıldığı konusunda rivayetler bulunmaktadır.
Yukarıda sıralanan kurallara uymak, hem camiyi hem cemaati hem de ibadeti ciddiye almanın bir gereğidir. Kuşkusuz bu kurallara uyanlar, ibadetleri nedeniyle daha çok mutlu olacakları gibi, daha çok ecre de nail olurlar.