Küresel iklim sistemi için “Süper El Nino” uyarısı yapılırken, uzmanlar tarihsel ölçekte en yüksek sıcaklık değerlerinin görülebileceğini ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş bir bölgede ciddi kuraklık ile aşırı hava olaylarının etkili olabileceğini ifade ediyor.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi tarafından yayımlanan son değerlendirmelere göre, “Süper El Nino” olarak tanımlanan güçlü bir iklim olayının ortaya çıkma olasılığı giderek yükseliyor. Okyanus yüzeyinde biriken aşırı ısının atmosfere aktarılmasıyla başlayan bu süreç, yalnızca sıcaklık rekorlarını zorlamakla kalmayacak; aynı zamanda küresel yağış rejimlerinde de köklü değişimlere yol açacak. Uzmanlar, bir tarafta uzun süreli kuraklıkların, diğer tarafta ise ani ve yıkıcı sel olaylarının görülebileceği dengesiz bir iklim dönemine girildiği konusunda uyarıyor.

Bilimsel veriler, Pasifik Okyanusu’ndaki yüzey sıcaklıklarının kritik seviyelere yaklaştığını ortaya koyuyor. Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre mart ayında ortalama okyanus yüzeyi sıcaklığı 20,97 dereceye ulaşarak mevsim normallerinin belirgin şekilde üzerine çıktı. Bu değer, mart ayı için kaydedilen en yüksek ikinci ölçüm olurken, son El Nino sürecinden bu yana gözlenen en dikkat çekici seviyelerden biri olarak değerlendiriliyor.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) ise önümüzdeki aylarda bir şiddetli bir El Nino dalgasının gelişeceğini ve yılın sonuna doğru etkisini artıracağını öngörüyor.

Süper El Nino’nun küresel ölçekte en çarpıcı sonuçlarından birinin, birbirine tamamen zıt aşırı hava olaylarını eş zamanlı olarak ortaya çıkarması bekleniyor. Bilim insanlarına göre bu dönemde, Atlantik Okyanusu’nda kasırga aktivitelerinde nispi bir azalma öngörülürken, Pasifik Okyanusu’nda tayfun ve tropikal siklonların hem daha sık hem de daha şiddetli yaşanması bekleniyor. Bu dengesiz tablo, dünyanın farklı bölgelerinde aynı anda çoklu krizlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayacak. Karayipler ciddi bir kuraklık riskiyle karşı karşıya kalırken, Hawaii, Guam ve Doğu Asya hattında ise yıkıcı fırtınaların etkili olması öngörülüyor.


TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLER?

Bu küresel iklim olayının Türkiye üzerindeki etkilerinin oldukça kritik boyutlara ulaşabileceği değerlendiriliyor. Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, özellikle Doğu Pasifik’te gözlenen sıcaklık artışlarının Türkiye’de ciddi bir kuraklık riskini tetikleyebileceğine işaret ediyor. 1997-98 ve 2016 yıllarında yaşanan Süper El Nino süreçlerini hatırlatan Şen, mevcut verilerin bu dönemlere kıyasla daha sert bir tabloya işaret ettiğini ifade ediyor.

Uzmanlara göre Türkiye’de özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yağışların mevsim normallerinin belirgin şekilde altına düşmesi, tarımsal üretimde su kaynaklı sorunların artması ve yükselen sıcaklıklarla birlikte orman yangını riskinin ciddi ölçüde büyümesi bekleniyor. Bilim insanları ise vatandaşlara, önümüzdeki dönemde etkisini gösterecek bu olağanüstü hava koşullarına karşı tedbirli olunması çağrısında bulunuyor.

Uzmanlar, gezegenin adeta ikiye bölüneceği bu tabloda, bazı bölgelerin aşırı sıcak ve susuzlukla mücadele ederken, diğerlerinin sel ve taşkınlarla boğuşacağını vurguluyor. Orta Afrika, Avustralya, Endonezya, Filipinler, Orta Amerika ve Kuzey Brezilya’nın bazı kesimlerinde yağışların belirgin şekilde azalmasıyla şiddetli kuraklık riski artarken; Peru, Ekvador, Kuzey ve Doğu Afrika’nın bazı bölgeleri ile Orta Doğu ve ekvator kuşağındaki Pasifik kıyılarında aşırı yağışlar ve buna bağlı sel felaketleri öne çıkacak.

"SON 140 YILIN EN GÜÇLÜSÜ"

Uzmanlara göre mevcut veriler, bu olayın 'son 140 yılın en güçlü örneklerinden' biri olabileceğine işaret ediyor. Atmosfer bilimciler, geçmişte rekor kıran 2015 El Nino’sunda deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın 2,8 derece üzerine çıktığını hatırlatarak, bu yıl bu seviyenin dahi aşılabileceğini ifade ediyor. Bu durum, küresel ölçekte sıcak hava dalgalarının daha sık, daha uzun ve daha şiddetli olabileceği anlamına geliyor.

Kaynak: Türkiye Gazetesi