Önceki sezon da İnegölspor’da işler iyi gitmediğinde Trabzon deplasmanına gelmiş ve burada ortaya koyduğumuz iyi oyunla galibiyet alarak adeta bir diriliş mücadelesi başlatmıştık, hatırlarsanız.
Yine benzer duygu ve düşüncelerle geldiğimiz aynı deplasmanda, kaderin, şansın, futbol perisinin ya da adına her ne derseniz deyin, bize sunduğu fırsatı geri çevirdik.
Maça ilk kez bu kadar istekli ve takım olgusunu ön plana çıkaran bir anlayışla başladık. Ancak basit pozisyonlar vermeye devam ettik. Buna rağmen 1461 Trabzon FK inanılmaz derecede cömert davrandı. Biz de savunmada az adamla yakaladığımız rakibi, gol pozisyonlarıyla zorladık. Ev sahibi takımın gol kaçırma yarışında Koray ile öne geçtik. Hatta Mehmet Yılmaz’a yapılan net penaltının hakem tarafından es geçilmesine rağmen galibiyet için umutlandık.
Atlamadan söyleyelim; bunları anlatırken takımımızın gül bahçesinde cirit attığını düşünmeyin. Yine üçüncü bölgede istediğimizi tam anlamıyla yapamadık. Kanatlardan yeterli organizasyonları oluşturamadık. Fakat tüm bunlara rağmen bu deplasmandan puan ya da puanlar çıkarabilirdik.
Asıl sorun, ikinci yarının başında yaptığımız hatalar zinciriydi. Savunmaya otobüsü çekmekle kalmadık, adeta tırı park ederek maçı idare etmeye çalıştık. Bu yarıda neredeyse Trabzon oynadı, biz izledik. O kadar geriye yaslandık ki rakip savunma oyuncuları orta sahadan geriye gitme ihtiyacı bile duymadı.
Bütün bunlar yaşanırken Koray çıktı, Taha çıktı, Hasan çıktı derken top tutma ve az da olsa rakibi tedirgin etme şansımızı da kaybettik. Kendi kendimize harakiri yaptık!
Aslında mesele çok basit ama bir türlü aşamıyoruz. Rakip takımda oyuna sonradan giren oyuncular maçı koparırken bizim kulübeden gelenler gram fark yaratamadı. Bana göre işin sırrı da burada yatıyor: Kulübeden yeterli katkı alamıyoruz. Sahada mücadele eden oyuncular yoruluyor ancak oyuna sonradan girenler bu yorgunluğu telafi edecek katkıyı sağlayamıyor.
Sorunları anlat anlat bitmiyor. Bu sezon ne beklediğimiz bir oyun var ne de gelecek maçlar öncesinde içimizi rahatlatan bir umut…
Bu hafta Adana FK, ardından Kahramanmaraş deplasmanı var. Ne diyelim, Allah yardımcımız olsun. Hem de bir an bile bizi yardımsız bırakmadan! Yoksa halimiz gerçekten vahim.
Siz karar verin…