Göreve başlamasının ardından kamuoyuna değerlendirmelerde bulunan Akın Gürlek, TBMM’deki yemin töreninde yaşanan gerilimi öngörmediğini belirtti. Yemin sürecine dair detayları paylaşan Gürlek, tören öncesinde Bekir Bozdağ’ın odasında diğer partilerin grup başkanvekilleriyle son derece nezih bir ortamda buluştuklarını, ancak sonrasında beklenmedik olayların yaşandığını ifade etti. Ayrıca Bakan Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmaların nasıl başladığına da açıklık getirdi.
TBMM'deki yemin töreni sırasında yaşanan kavgaya dair konuşan Bakan Gürlek "Benim için çok farklı bir ortamdı. Önce Cumhurbaşkanımız kararname yayınladı. Sayın Bakanımız Yılmaz Tunç'a gittik devir teslim töreni yaptık. Usul olarak bir yemin edilmesi gerekiyor. Önce Bekir Bozdağ'ın odasına gittim, diğer partilerin grup başkan vekilleri de oradaydı. Çok nazik bir ortam vardı. Sonrasında o olaylar gerçekleşti. Bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem ama yüce Türk Meclisi'nde bir kurum adına yemin yapıyoruz burada bu olayların yaşanması beni üzdü, şaşkınlık yaşadım. Metin okunurken birden ortalık karıştı, orası Türkiye'nin en seçkin yeri" ifadelerini kullandı.

"ÜSTÜMÜZE GELDİLER"
CHP milletvekillerinin Meclis kürsüsünü işgal etmeye çalıştığı anlara dikkat çeken Bakan Gürlek "Meclis'in kürsüsüne gelirken insanlar üstümüze geldi. Benim şahsım önemli değil ama burada Meclis çok önemli, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı gibi kurumların yıpratılmaması gerekiyor" şeklinde konuştu.
İBB SORUŞTURMASI NASIL BAŞLADI?
Mahkemelere ve hakimlere kimsenin telkin ya da talimat veremeyeceğinin altını çizen Bakan Gürlek, Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde yürütülen İBB yolsuzluk soruşturmalarının ihbarlar ve şikayetler üzerine başlatıldığını ifade etti.
Şikayetlerden ciddi kısmın CHP'nin kendi içerisinden geldiğini vurgulayan Bakan Gürlek "Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili. Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak için başlatılabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişti, tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım" dedi.
UYUŞTURUCU İLE MÜCADELEDE KARARLILIK SÜRECEK
Uyuşturucunun bu ülkenin en büyük sorunu olduğunu dile getiren Gürlek, "Anneler ve aileler bana geliyor. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Hedefimizde uyuşturucu baronları var" dedi.
YASA DIŞI BAHİSİN KÖKÜ KURUTULMALI
Türkiye'nin yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerektiğini ifade eden Bakan Gürlek "Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Futbolda şikede önemli operasyonlar yaptık. Şahısların unvanlarına kim olduklarına bakmadık. Futbolun temiz olması lazım" dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:
KASIM GARİPOĞLU İSTANBUL'DA ÜÇ GÜN PARTİ YAPIYOR
Siz de biliyorsunuz; İstanbul'un göbeğinde bir yalı var, Kasım Garipoğlu denen bir şahıs var. İstanbul'da üç gün parti yapıyor; ya bakın bu çok önemli. Bir Başsavcı olarak, ben İstanbul Başsavcısı olarak buna müsaade edemem. Ya bu olmaz. Ben bunu yaptım. Yani üç gün boyunca cuma günü gidiyorlar eve, telefonları bırakıyorlar, özel katılımcılar var, salı gününe kadar evde kalıyorlar, 2-3 kilo kokain tüketiliyor. Yani gayriahlaki ilişkiler var. Ben buna müsaade etmedim. Yani bunu İstanbul Başsavcısı değil, bir savcı olarak yaptım.
Yani bunların hepsinin bir hikayesi var ve sonuna kadar da uyuşturucuyla mücadelede sonuna kadar gideceğiz.
Hakim dosyadaki delillere göre karar veriyor ama sosyal medyada "Vay efendim o niye bırakıldı?", "Vay işte niye şu kadar ceza aldı?" Yani burada sosyal medyada bilgi kirliliği var.
Sosyal medya ile ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazıyı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Yani bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Yani biliyoruz itibar suikastları oluyor, herkese itibar suikastı oluyor; hakim savcı arkadaşlara oluyor, yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medya ile ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum.
Sokak çetelerine çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz. Suç örgütleri, kanundaki boşluklardan yararlanarak çocukları istismar ediyor. Atlas Çağlayan cinayeti hepimizin yüreğini yaktı. Sokak çeteleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
İHBAR HATTI KURULACAK
ALO Adalet diye bir hat kuracağım. Vatandaş doğrudan bize ulaşacak.
Tutuklular 24 saat avukatlarıyla görüşebiliyor. Mevzuatta bir boşluk var. Avukatlar aracılığıyla notlar, mektuplar başka şahıslara, dışarı ulaştırılıyor. Bu konuda bir düzenleme yapılması lazım.





