Bahçeli açıklamalarında şu ifadelere yer verdi;

"9 maden işçimiz toprak altında kaldı. Toprak kaymasından hemen sonra kriz masası kuruldu. Devletimiz gecikmeksizin bütün imkanlarıyla seferber oldu. Bir haftadır çalışmalar fedakarlıkla yürütülmektedir.

Kayaçların içindeki altın cevherini siyanürleyip ayrıştıran, kalan siyanürlü atıkların su ile arındırıp tekrar kullanılmasını sağlayan alın terlerinin bereketiyle helal lokmasını arayan işçilerimizin hayata döndürülmesi yegane dilek ve beklentimizdir.

Bölgeye inkial eden heyetimiz arama kurtarma faaliyetlerini zaafa uğratmayanbir duyarlılıkla incelemelerini yapmışlar, tespitlerini kayda geçirmişlerdir.

MHP olarak sıcak gelişmeleri yakınen takip ediyoruz. Çarşamba günü TBMM'nin devreye girmesini yerinde bulduk ve destekledik. Kazanın her boyutuyla araştırılması arzumuzdur. 

Acılarımız üzerinden siyasi rant yapmak vicdansızlıktır. Kayan toprak inşallah kaldırılacaktır. Yaralarımız elbet sarılacaktır. Karşımızda çok ciddi bir sorun var. Bu ağır sorunun kalıcı bir şekilde çözümüyle birlikte ucu nereye dayanıyorsa dayansın sorumlululuğu somut delillerle belirlenen kurum ya da kişilerin hesap vermesi acil ve elzem bir ihtiyaçtır.

"ÇED RAPORU VEREN BAKANLIK DEĞİLDİR"

Yürütülen adli soruşturmanın sağlam ve sağlıklı sonuçlar verebilmesi için hazırlanan bilirkişi raporunun aceleye getrilmesi bir başka tartışma konusudur. Bilirkişi raporunun yeniden ele alınması akla en uygun seçenektir.

Maden felaketi ile Murat Kurum hedef tahtası haline getirilmiştir. İstanbul'da havlu atacaklarını fark eden zihniyetler Kurum'u yıpratmak için devreye girmişlerdir. Çöpler Madeni'nin yüklenici firmasına ÇED raporu veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı değildir. Sadece çevresel etkileri değerlendirip denetlemektedir. Bahsi geçen altın madeni geçmişte defalarca denetlenmiş, 21 Haziran 2022 tarihinde de siyanür sızıntısı nedeniyle madeni işleten firmaya para cezası verilmiştir. Murat Kurum görevini layıkıyla yapmıştır. Altın madeni felaketinin sızıı yüreklerimizi titretiyorken İBB Başkanlığı'nın seçim sürecinin bir malzemesi haline getirilmesi baştan ayağa yanlıştır, maksatlıdır, utanmazlıktır.

ERDOĞAN'IN BAE VE MISIR'A ZİYARETLERİ

Ülkeler arası gerginlikler ve yakınlıklar farklılaşmaktır. Uluslararası ilişkiler dinamik bir süreçtir. Dünya genelinde belirsizlikler endişe verici ölçüde artış haldedir. Farklı coğrafyalarda çıkan kriz ve ihtilaflar barış, huzur ve istikrarı tehdit etmektedir. Siyasi, ekonomik ve ticari güç mücadeleleri sertliği, dipsiz anlaşmazlıkları körüklemektedir.

Türkiye'miz böylesi bir ortamda yüksek öngörü, manevra kabiliyeti, diplomasi gücüyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Hem sahada hem masada muktedir bir Türkiye gerçeği herkesin takdirini toplamaktadır.

Çevremizde barış, huzur, refah ve istikrar kuşağının tesisi amacıyla diplomatik ilişkiler kesintisiz mesafe almaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın BAE ve Mısır ziyaretleri tarihi mahiyettedir. Biz bu ziyaretin hem doğru hem yararlı olduğunu değerlendiriyoruz. Türkiye-Mısır ilişkileri olması gereken seviyeye çıkacaktır.

Türkiye ile Mısır'ın birbirine sırt dönmesi tarihe terstir, faturası ağır olacaktır. Ortak bildirinin imzalanmasının yanında ticaret hacminin artırılması umut verici gelişmedir. Türkiye ile Mısır'ın yakın teması iki ülkenin stratejik kazancını tahkim edecektir.

Muhalefetin koro halinde çıkışları, Türk politikasını idrak edemeyen sefil bir anlayışıdır. Türkiye başta CHP olmak üzere zillete düşen diğer partileri kıskandırmakta ve çatlatmaktadır. Onlar umudur yapay zekaya bağlayadursunlar, Cumhur İttifak

İSRAİL'İN REFAH'A SALDIRILARI

Netanyahu'nın ısrar ve inatla Refah'a operasyon yapacaklarını söylemesi Mısır için de tehdittir. İsrail, Refah'tan uzak durmalı, yeni operasyonlardan kaçınmalıdır.

İsrail katliamlarına son vermelidir. Uluslararası toplum yalnızca sözle, kınamayla yetinmemelidir. İnsanı dram bitmelidir. BM ve küresel vicdan çok acil harekete geçmelidir.

Screenshot 3-5

Kaynak: İBRAHİM USLU