Sinir sistemine sahip canlıların uyuduğu bilinse de, uykunun bazı dezavantajları bulunuyor. Uyku sırasında çevresel farkındalığın azalması, hayvanların av olma riskini artırırken, beslenme ve üreme gibi hayati davranışların da kesintiye uğramasına yol açıyor.
Buna rağmen uykunun neden ve nasıl evrimleştiği, biyolojinin uzun süredir yanıt aradığı temel sorular arasında yer alıyordu. 6 Ocak’ta hakemli dergi Nature Communications’ta yayımlanan çalışmaya göre, hayvan evriminin erken dönemlerinde ortaya çıkan uykunun yaşamsal faydaları, barındırdığı risklerden daha ağır bastığı için bu davranış gelişti.
Independent Türkçe’nin aktardığına göre, İsrail’deki Bar-İlan Üniversitesi’nden Lior Appelbaum ve Oren Levy tarafından yürütülen araştırmada, knidliler grubuna ait denizanaları ve denizşakayıkları incelendi. Merkezi bir beyin yapısına sahip olmayan knidlilerin, buna karşın işlevsel bir sinir sistemleri bulunuyor.
Bilim insanları, denizanalarının gece boyunca uyuduğunu, gün içinde ise kısa süreli şekerlemeler yaptığını gözlemledi. Denizşakayıklarının ise gece aktif kaldığı, şafaktan öğle saatlerine kadar uyuduğu belirlendi. Araştırmacılar, her iki türün de insanlara benzer şekilde günde ortalama 8 saat uyuduğunu tespit etti.
Doğal yaşam alanlarında ve laboratuvar ortamında yapılan incelemelerde, farklı uyku düzenlerine sahip olmalarına rağmen iki türde de ortak bir biyolojik süreç yaşandığı ortaya çıktı. Uyanık oldukları sürede nöronlarda DNA hasarının biriktiği, uyku sırasında ise bu hasarın azaldığı gözlemlendi. Ayrıca hayvanlar uzun süre uyanık tutulduğunda DNA hasarının arttığı ve bunun ardından daha uzun süre uyudukları saptandı.
Bunun yanı sıra, UV radyasyonu gibi yöntemlerle DNA hasarı artırılan hayvanların yine uykuya ihtiyaç duyduğu; melatonin hormonu verilerek uykunun tetiklenmesinin DNA hasarını azalttığı belirlendi. Bulgular, DNA hasarının uyku ihtiyacını artırdığı ve uykunun da hasarın azaltılmasını kolaylaştırdığına işaret ediyor.
Bilim insanları uykunun evrimsel açıdan gelişmesinin, nöronları günlük hücresel stresten ve DNA hasarından korumasından kaynaklandığını söylüyor. Araştırmacılar makalede "Uyanıkken DNA hasarıyla onarım arasındaki denge yetersiz kalıyor; uyku ise tek tek nöronlarda verimli hücresel bakım için uygun bir zaman aralığı sağlıyor" diye yazıyor.
Çalışmanın insan sağlığı açısından da önemi var. Uykuyla ilgili sorunlar bilişsel gerileme ve Alzheimer gibi hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Bulgular uyku kalitesiyle uzun vadeli beyin sağlığı arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekiyor. Appelbaum, "Uyku sadece öğrenme ve hafıza için değil, aynı zamanda nöronlarımızı sağlıklı tutmak için de önemli" diyerek ekliyor: Denizanası ve denizşakayığında gördüğümüz nöronları koruma yönündeki evrimsel dürtü, belki de günümüzde uykunun insanlar için bu kadar önemli olmasının nedenlerinden biridir.





