Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Dünya sıkıntılı bir imtihandan geçmektedir. Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir.

Devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir. Sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyeti değişmektedir.

İşte böylesi zamanlarda millet olmanın manası da daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır.

"Kerkük'e Türkmen Vali, dönüm noktası"

Bugün Kerkük'te yaşanan gelişmeler bu bakımdan fevkalade anlamlıdır.

Irak Türkmen Cephesi Başkanı muhterem kardeşim Muhammed Seman Ağa'nın vali seçilmesi ve göreve başlaması, tarihi acılara bir nebze merhem olmuş, Türkmen iradesinin Kerkük'te yeniden görünür hâle gelişi bakımından tarihi bir dönüm noktası oluşturmuştur.

Bu gelişme Kerkük'te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir.

Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu, Türkmen'i yok saymayan, Arap'ı dışlamayan, Kürt'ü ötekileştirmeyen, Süryani'yi silmeyen, herkesin hukukunu taşıyan fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir.

Nasıl ki Türkiye Yüzyılı'nın kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü terörsüz Türkiye ise, gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir.

Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük'te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Bizim muradımız tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir.

Biz yıllar evvel ne söylediysek bugün de aynı yerdeyiz. Dedik ki hiçbir kişi, kurum ve kuruluş Irak Türkmenlerinin varlık mücadelesini samimiyetle desteklemese de milliyetçi ülkücü hareket, tarihi sorumluluğunun ve millî misyonunun gereğini yapacak ve yanlarında olacaktır.

Yine samimiyetle dedik ki en az 5 bin ülkücü gönüllü, başta Kerkük olmak üzere Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerindeki varlık, birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir.

Bu sözler günü kurtarmaya matuf cümleler değildi. Kelime oyunu değildi. Hamaset kisvesine sarılmış içi kof sözler hiç değildi.

Kerkük söz konusu olduğunda vazife için saflara koşacak ülkücü yüreklerin sesi, sadakati ve seferberlik ifadesiydi.

Türkmeneli söz konusu olduğunda milliyetçi ülkücü hareketin tavrının Kerkük bahsinde gevşemeyeceğini, gevşetilemeyeceğini, geri adım atmayacağını gösteren namus yeminidir.

Sabırla örülmüş bir sürecin, sükûnetle korunmuş bir davanın bugün meyve verdiğini şükürle görüyoruz.

"Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır"

Şüphesiz ki tarihin hiçbir döneminde yol ayrımları birden karşımıza çıkmamıştır. Hiçbir zafer tesadüf eseri doğmamıştır. Hiçbir tarihi dönüş, talih kuşlarının kanat çırpışıyla vücut bulmamıştır.

Bir değil, bin karanlık gecenin sonunda gün ağarmıştır. İnşallah o bayraklar bir gün Kerkük'te de dalgalanacaktır. Duamızın kabul oluşuna giden yolu gördük. Türkmen kardeşlerimizin sevinç naralarını duyduk. Hamdolsun tarihi bir ana şahitlik ettik.

Dün Ankara'da söylenen sözler bugün Kerkük'te yankı buluyorsa, dün Ankara'da edilen dualar bugün Kerkük'te kabul oluyorsa, dün gösterilen sadakat bugün temsil kudretiyle dönüşüyorsa bunun sebebi Türk milliyetçiliği davasının büyüklüğüdür.

Bizim yürüyüşümüz nasıl ki gelişigüzel adımlarla başlamadıysa, günübirlik heyecanlarla da devam etmemektedir. Bizim yürüyüşümüz, şuurla bilenmiş, sebatla keskinleşmiş uzun soluklu kutlu bir maratondur.

Kerkük'ün bizlere bir miras, Türkmen soydaşlarımızın ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu, Türk milletinin de ne denli elemli bir millet olduğunu bir kez daha cümle âleme göstermiş olduk. Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır.

Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır. Huzurumuz hiçbir karanlık denklemin, hiçbir kalleş müzakerenin malzemesi hâline getirilemeyecektir. Türkçenin sesi kısılamayacak, hiçbir Türkmen ocağının ışığı söndürülemeyecektir.

"Biz ne Kerkük'ü unuturuz ne Musul'u"

Devran dönmüştür, asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah'ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük'ü unuturuz ne Musul'u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük'ten Doğu Türkistan'a, Karabağ'dan Kıbrıs'a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız.

Çizgimizden sapmayız. Yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Çünkü Milliyetçi Hareket zamana göre renk değiştirmez, konuma göre biçim değiştirmez, rüzgâra göre yön değiştirmez, menfaate göre söz değiştirmez.

"Von der Leyen'in sözleri çifte standart ve kibir göstergesidir"

Önümüzde şimdi bir başka cephe daha vardır. Avrupa'nın Türkiye'ye bakarken yaptığı zihni yanlışlık açıklamalarda ortaya çıkmaktadır. Von Der Leyen'in sözleri çifte standart ve kibir göstergesidir.

Bu küstah dilin jeopolitik bakımdan sorunlu bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde de dile getirilmiştir. AB Türkiye'yi yıllardır geri tutuyor.

Mesele Brüksel'in ikiyüzlü siyasetidir. Avrupa siyasi körlük içindedir, çifte standartları sürerken güven inşa edilmez. Türkiye ile ilişki kurmak isteyen herkes bu devletin onurunu hesaba katmalıdır. Avrupa, Türkiye'siz yapamaz."

Kaynak: Ekonomim