Ankara’da son günlerde emeklileri doğrudan ilgilendiren yeni bir zam modeli tartışılmaya başlandı. Uzun süredir sosyal güvenlik sisteminde gündemde olan maaş adaletsizliği sorunu, ekonomi yönetiminin radarına yeniden girdi. Mevcut uygulamada tüm emeklilere aynı oranda yapılan zamların yarattığı memnuniyetsizlik, prim gün sayısı ve prime esas kazançları yüksek olan kesimde ciddi bir beklenti oluşturdu. Bu kapsamda, emeklilerin çalışma hayatları boyunca sisteme sağladıkları katkıyı temel alan yeni bir zam formülünün değerlendirildiği belirtiliyor.
Kulislerde konuşulan modele göre, standart yüzdelik zamların yerine prim odaklı bir iyileştirme yaklaşımı öne çıkıyor. Böylece uzun yıllar boyunca daha fazla prim ödeyen emeklilerin maaşlarının, sistem içinde daha adil bir seviyeye taşınması amaçlanıyor. Bu yaklaşım, sadece emeklilerin gelirini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda sosyal güvenlik sisteminin dengelerini de yeniden şekillendirecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nda yıllardır uygulanan maaş hesaplama yöntemi, son dönemde yoğun eleştirilere konu oldu. Asgari ücret üzerinden daha kısa prim süresiyle emekli olanlar ile yüksek gelir üzerinden uzun yıllar prim ödeyenler arasındaki maaş farkı, zamanla neredeyse yok oldu. En düşük emekli maaşı uygulaması ile birlikte, temel maaşlar arasındaki fark büyük ölçüde kapandı.
Bu durum, “çok çalışanın hakkını alamadığı” algısını güçlendirdi. Uzun yıllar yüksek prim ödeyen emekliler, yapılan zamların kendilerine yeterince yansımadığını belirtiyor ve eşit oranlı artışların adalet duygusunu zedelediğini savunuyor. Ankara kulislerinde konuşulan yeni düzenleme arayışları da tam olarak bu adaletsizlik algısından kaynaklanıyor.
Prim Gününe Dayalı Yeni Zam Modeli Nasıl Şekilleniyor
Gündemdeki yeni model, emeklilerin prim gün sayısını ve çalışma dönemindeki kazançlarını merkeze alıyor. Buna göre, belirli bir prim gününün üzerinde olan emekliler için farklı katsayıların uygulanması planlanıyor. Özellikle 7 bin gün ve üzeri primi bulunanların maaş artışlarında daha avantajlı bir tablo ortaya çıkabileceği konuşuluyor.
Aynı zamanda prime esas kazancı yüksek olan, yani çalışırken devlete daha fazla prim ve vergi ödeyen kişilerin aylık bağlama oranlarının yeniden değerlendirilmesi gündemde. Bu sayede sadece gün sayısı değil, ödenen primin niteliği de maaş artışında belirleyici olacak. Kulislerde yer alan bilgilere göre, bu yaklaşım kök maaşların yeniden ayrıştırılmasını ve desteklerle eşitlenen maaşların gerçek prim katkısına göre düzenlenmesini hedefliyor.
Eşit Zam Anlayışından Adil Zam Tartışmasına Geçiş
Yeni modelle birlikte “herkese eşit zam” anlayışının yerini “hakkaniyetli zam” kavramının alması bekleniyor. Mevcut sistemde düşük primle emekli olanlar ile yüksek prim ödeyenler aynı yüzdelik artışı alıyor. Bu da maaş makasının giderek kapanmasına neden oluyor. Planlanan düzenlemede ise yüksek prim ödeyenlerin enflasyon farkına ek olarak refah payı ve prim puanı benzeri ilave artışlardan yararlanabileceği ifade ediliyor.
Bu yaklaşım, taban maaşın korunmasını sürdürürken, sisteme daha fazla katkı sunan emeklilerin gelirinin anlamlı şekilde yükselmesini amaçlıyor. Böylece hem sosyal adalet duygusu güçlendirilecek hem de çalışma hayatında yüksek prim ödemeyi teşvik eden bir yapı kurulacak.
Sistemin Geleceği ve Çalışanlara Etkisi
Uzmanlar, prim gününe dayalı yeni zam modelinin yalnızca mevcut emeklileri değil, halen çalışan kesimi de doğrudan etkileyeceğini belirtiyor. Uzun vadede, çalışanların gerçek maaşları üzerinden prim ödemeye yönelmesinin, kayıt dışı istihdamla mücadelede önemli katkı sağlayabileceği vurgulanıyor. Mevcut sistemde “nasıl olsa aynı maaşı alırım” anlayışıyla düşük prim bildiriminin yaygınlaştığına dikkat çekilirken, yeni modelin bu algıyı kırması bekleniyor.
Eğer söz konusu düzenleme hayata geçirilirse, özellikle 2000 sonrası emekli olanlar için örtülü bir intibak işlevi görebileceği ifade ediliyor. Ancak kulislerde, bu değişikliğin kısa sürede değil, kademeli olarak uygulanmasının daha muhtemel olduğu görüşü öne çıkıyor. Ekonomi yönetiminin üzerinde çalıştığı bu model, emeklilik sisteminde uzun süredir beklenen adalet arayışına yeni bir kapı açabilir.





