Yalova’da gerçekleştirilen IŞİD operasyonunda 3 polisin şehit olması, 8 polis ile bir bekçinin yaralanmasıyla sonuçlanan olay, ekipman yetersizliği ve planlama eksiklikleri olduğu yönündeki “zafiyet” iddialarıyla kamuoyundaki tartışmalarını sürdürüyor.

Gazeteci Saygı Öztürk, eski İçişleri Bakanı Saddettin Tantan'ın operasyon ile ilgili değerlendirmelerini bugünkü köşesine taşıdı. Tantan'ı, "İstanbul Emniyet Müdürlüğünün en çok bilinen, tanınan, efsane bir emniyet mensubu" olarak nitelendiren Öztürk, Tantan'ın operasyona bakışını aktardı.

Tantan, operasyonlarda zaman unsurunun kritik bir rol oynadığını belirterek, bu tür müdahalelerin kapsamlı bir hazırlık, uygun zamanlama ve açık bir yönetim anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. 'Zamanlama' vurgusu yapan Tantan "Yanlış seçilen bir saat, hedeflerin kaçmasına ya da başka noktaların erkenden alarm durumuna geçmesine yol açabilir." ifadelerini kullandı.

Tantan, hücre evlerine yönelik operasyonlarda birden fazla adrese aynı anda müdahale edilip edilmeyeceğinin önceden kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sahada görev alacak ekiplerin de buna uygun şekilde doğru planlanmasının önemine dikkat çekti.

"Operasyonu yapan tim, çevre güvenliğini sağlayan ekip, sağlık ve takviye unsurları ile yöneticiler ayrı ayrı planlanmazsa sahada ciddi zaaflar ortaya çıkar." diyen Saddettin Tantan, araç, mühimmat ya da teknik donanımdaki küçük bir eksikliğin operasyonun seyrini tamamen değiştirebileceğine dikkat çekti. "Operasyon yönetimi"ni işaret eden eski emniyet müdürü "uygulamada sık yapılan hata, yöneticinin sahada bizzat yakalama timine katılmasıdır. Oysa yöneticinin görevi yakalama yapmak değil, kuvvetleri doğru yerde konumlandırmak, güvenliği sağlamak ve süreci soğukkanlılıkla yönetmek. Yönetici sahaya girerse, hem kontrol kaybolur hem de kriz anında ciddi bir yönetim boşluğu oluşur.” değerlendirmesi yaptı.

OPERASYON NASIL YAPILMALI?

Her operasyondan ders çıkarılması gerektiğini altını çizen Tantan, operasyonun nasıl yapılması gerektiğini adım adım şöyle sıraladı:

-”Operasyonlar anlık ya da doğaçlama işler değildir; mutlaka önceden hazırlanmış bir plana dayanır.

-Planın ilk ve en kritik unsuru zamanlamadır. Yanlış seçilen zaman, operasyonu başlamadan bitirir.

-Operasyon öncesinde hedeflerin nerede, ne zaman ve hangi koşullarda bir arada olacağı net şekilde tespit edilir.

-Eğer birden fazla operasyon alanı varsa, bunlar eş zamanlı planlanır; aksi hâlde diğer alanlar alarm durumuna geçer.

-Sahada görev alacak personel rastgele değil, görev ve uzmanlık esasına göre ayrılır.

-Yakalama timi, çevre güvenliği, sağlık, takviye ve yönetim ekipleri ayrı ayrı planlanır.

-Kullanılacak araç, silah, mühimmat ve teknik donanım operasyonun niteliğine göre önceden belirlenir ve eksiksiz hazırlanır.

-Operasyonun mutlaka tek bir yöneticisi olur; yetki karmaşasına izin verilmez.

-Operasyon yöneticisi sahada yakalama yapan timin içinde yer almaz; süreci uzaktan izler ve yönetir.

-Olası riskler ve beklenmeyen gelişmeler için alternatif senaryolar planın içinde yer alır.

-Operasyon boyunca bilgi akışı kesintisiz sağlanır; sahadan gelen bilgilere göre taktik değişiklikler yapılır.

-Operasyon tamamlandıktan sonra süreç değerlendirilir, eksikler tespit edilir ve bir sonraki operasyon için ders çıkarılır.”

Tantan, yeterli hazırlık yapılmadan, sağlıklı biçimde planlanmadan ve profesyonel bir yönetim anlayışıyla yürütülmeyen operasyonların başarı ihtimalinin son derece sınırlı olduğunu vurgulayarak, eğitim, bilgi ve ekipman açısından eksik gerçekleştirilen müdahalelerin çoğu zaman istenilen sonuca ulaşamadığını ifade etti.

Sadettin Tantan, Türkiye’ye yönelik tehditlerin etkili biçimde engellenebilmesi için yurt içinde ve yurt dışında, güçlü bir altyapıya sahip ve istihbarat merkezli geniş kapsamlı bir haber alma sisteminin oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Kurumlar ile birimler arasındaki görev ve sorumlulukların açık ve net şekilde tanımlanmasının önemine dikkat çeken Tantan, bu çerçevede “Türkiye Başsavcılık Kurumu”nun hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu savundu. Tantan, iç ve dış kaynaklı tehditlerle hukuki zeminde, kurumsal ve süreklilik arz eden bir mücadelenin ancak bu tür bir yapılanmayla mümkün olabileceğini ifade etti.

ABD, İngiltere ve NATO içindeki bazı ülkelerin; Kandil’i koruyan yapıların, Sincar’da, Suriye’de ve hatta Türkiye’nin birçok noktasında istihbarat ofisleri olduğunu söyleyen Tantan "Türkiye doğrudan tehdit altında. Bu ülkelerin sistemi istihbarat ağları üzerine kurulu ve halk zarar görmeden tehditleri bertaraf ediyorlar." dedi.

Almanya, Fransa ve İngiltere’de Başsavcılık Kurumu olduğunu anımsatan eski emniyet müdürü Tantan birçok AB ülkesinin de suçlarla mücadele için benzer yapılar kurma arayışında olduğunun altını çizdi. "Avrupa’da ortak hareket etme kabiliyeti mevcut.” diyen Tantan, Türkiye’nin ise bugün bu ölçekte kurumsal bir yapısının olmadığını vurguladı.

Kaynak: Yeniçağ Gazetesi