Marmara Bölgesi’nde deprem riski gündemdeki yerini korurken, yer bilimcilerden dikkat çeken yeni bir uyarı ve veri güncellemesi geldi. Türkiye’nin önde gelen yer bilimcilerinden Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul ve çevre illeri tehdit eden büyük deprem olasılığına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

1999 Marmara Depremi’nin ardından yapılan ilk bilimsel çalışmalar ve istatistiksel hesaplamalarda, bölgede 30 yıl içinde büyük bir deprem meydana gelme ihtimali yüzde 62 olarak açıklanmıştı. Ancak gelişen teknoloji, yeni sismik veriler ve kapsamlı revizyon çalışmalarıyla bu oran yeniden değerlendirildi. Son hesaplamalara göre İstanbul’da büyük deprem olasılığı yüzde 48 olarak güncellendi.

Nefes Gazetesi’ne konuşan Prof. Dr. Naci Görür, bu oransal düşüşün kesinlikle bir rehavet oluşturmaması gerektiğinin altını çizdi. Görür, yüzde 48’lik bir ihtimalin bile büyük bir tehdit anlama geldiğini belirterek, "Deprem dirençli kentler inşa etmek bir tercih değil, hayatta kalmak için zorunluluktur" dedi.

Görür’ün açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

-Malatya'daki 5.6 büyüklüğündeki deprem, çevresindeki canlı faylara enerji transfer etmiş olabilir. Tabii bu enerjinin miktarı fayın büyüklüğüne bağlı olarak değişir.

-Doğu Anadolu fay hattı, Anadolu levhasının güneydoğu sınırını oluşturan önemli bir levha sınırıdır. Burada da devamlı bir hareket vardır. Bu fayın önemli bir bölümü kırıldı. Bingöl Karlıova’dan İskenderun Körfezi’ne kadar enerjisini boşalttı sayılır. Ancak bu durum bölgedeki deprem riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Fayın ne zaman, hangi büyüklükte ve ne kadarlık bölümünün kırılacağını bugünden kesin olarak söylemek mümkün değildir.

-Fayları, onların uzunluklarını konuşmak bilim insanlarının işi. Bırakın bu konuları yer bilimciler konuşsun. Depremin ne zaman olacağını değil, insanların nasıl hayatta kalacağını konuşmalıyız. Depremde insanların ölmemesi gerektiğini konuşmalıyız. Bunun için de deprem dirençli kentleri gündeme taşımamız gerekiyor. Deprem dirençli kent demek, zarar görmeyen kent değil.

-Deprem dirençli kentler için devletin adım atması gerekiyor. Bu konuda bakanlık kurulmalı, yönetim, halk, alt yapı, yapı stoku, ekosistem ve ekonomi bileşenlerinin bir araya getirilmesi şart.

-İstanbul’da deprem bekliyoruz. 1999 depreminden sonra yapılan bilimsel araştırmalar, 30 yıl içerisinde büyük bir deprem olma olasılığını yüzde 60’ın üzerinde göstermişti. Daha sonra yapılan revize çalışmalarla bu oran yüzde 48’e düşürüldü. Yani İstanbul’da önümüzdeki yıllarda büyük deprem olma ihtimali hâlâ yüksek. Ancak depremin kesin tarihini bilmek mümkün değil. Bilimsel çalışmalar bize riski gösteriyor; önemli olan da bu riske karşı hazırlıklı olmak.

Kaynak: NEFES GAZETESİ