Müslüman halkımız Allah’a yalvarıp dua ederken illa ki bir aracının olmasına inanır. Halkın bu inanışı kimi vaizlerce de yanlış örneklerle desteklenir.
Maide süresinde “Ey iman edenler! Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya VESİLE arayın ve O’nun yolunda cihat yapın/çaba harcayın ki kurtuluşa eresiniz.” (Ayet 35) denilmektedir.
..Bu ayette geçen VESİLE aramak ifadesi beşe-ri/insanı veya eşyayı Allah ile kendi aramıza koymak şeklinde anlaşılınca yanlışlıklar sürer gider.
Ehlince malumdur ki Kur’an ayetleri birbirini tefsir eder/açıklar. Hemen başka ayetlere baktığımızda Allah ile aramıza neyi koyacağımızı Kur’an bize öğretiyor.
“Ey iman edenler! sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin, Allah sabredenlerle beraberdir. (Bakara 153) denilirken, başka bir ayette de, “En güzel isimler Allah’ındır, o halde O’na o güzel isimlerle dua edin. (Araf 180) denilmektedir.
Bu ayetlerden ve daha başka Kur’an işaretlerinden Allah’a VESİLE aramak/TEVESSÜL yapmak şu üç şey ile olacağında İslam alimleri ittifak etmişlerdir.
1-Yüce Allahın isim ve sıfatları ile tevessül.
2-Peygamberlerin veya bir mü’min kardeşimizin duası ile tevessül.
3- Yaptığımız iyi amellerimizle tevessül.
Bunlardan Allah’ın isimleri ile yapılan tevessül yukarıda yazdığımız Araf süresi 180. ayetinde açıkça emredilmiştir. İkinci tevessülün meşruiyeti ise Peygamberlerin ümmetlerine ,ümmet fertlerinin de bir birlerine dua etmelerini tavsiye eden Nisa süresi 64, Yusuf süresi 97-98 ve Muhammed süresi 19. ayetlerinden anlaşılmaktadır. Üçüncüsü yani iyi ameller ile tevessül yüce kitabımız da Mü’minlerin bazı dualarından örnekler verilerek teşvik edildiğini görüyoruz. (Ali İmran süresi 16-53-191-193 ayetler)
Kendi amellerimizle tevessül’e/aracılığa Hz.Peygamberimizin (as) şu hadisi çok güzel bir örnektir Buharinin İbni Ömer’den naklettiğine göre Allah Rasülü şöyle buyurmuştur;
«Sizden önceki ümmetlerden üç kişi bir ara yola koyulup yürümekte idiler. Yağmura yakalandılar. Bir mağaraya sığındılar. İçeri girdikten sonra mağaranın kapısına bir kaya gelip kapıyı kapattı. Birbirlerine şöyle dediler; «Vallahi sizi buradan ancak doğruluk kurtarır. Sizden her biriniz, doğru davrandığı bir işini anlatarak dua etsin.»
Onlardan biri şöyle dedi: «Allah´ım, sen de biliyorsun ki, benîm bir işçim vardı. Bir ölçek pirinç karşılığında benim için çalıştı. Ücretini almadan çekip gitti. Ben de o bir ölçeklik pirinci ektim. Elde edilen mahsul ile bir inek aldım. Bilahare o işçi yanıma gelip ücretini istedi. Ben de ona: «İşte şu ineği al ve götür.» dedim. O bana: «Ben bir ölçek pirinç karşılığında senin yanında çalışmıştım.» deyince ben ona de- dim ki: «Şu ineği al ve götür. Çünkü şu ineği, o bir ölçeklik pirinçle satın aldım.» Adam, ineği alıp götürdü. Ey Rabbim, biliyorsun ki ben bu işi, senden korktuğum için böyle yapmıştım. Bizi bu sıkıntıdan kurtar.» Adamın böyle dua etmesi üzerine mağaranın kapısındaki kaya parçası biraz aralandı.
Diğeri de şöyle dua etti:
«Allah´ım, biliyorsun ki, benim yaşlı anne ve babam vardı. Her gece onlara koyunlarımın sütünü getirip içirirdim. Bir gece geciktim. Geç vakitlerde eve geldim. Onlar uyumuşlardı. Çoluk çocuğum ise, açlıktan bağrışıp çağrışıyorlardı. Anne ve babama içirmeden, onlara süt içirmezdim. Takat onları uykudan uyandırmaktan da hoşlanmadım. Onları kendi hallerine bırakmaktan da hoşlanmadım. Şafak doğunca-ya kadar onları bekledim. Eğer bu işi sırf senin korkundan dolayı yaptığımı biliyorsan, bizi bu sıkıntıdan kurtar.»
Kapıdaki kaya parçası biraz daha aralandı. Göğü görebildiler.
Diğeri de şöyle dua etti: «Allah´ım, biliyorsun ki, benim bir amcam kızı vardı. İnsanlar arasında en çok sevdiğim oydu. Onunla olmak istedim, ama o kendisine yüz dinar vermedikçe benimle olmak istemedi. O parayı bulmaya çalıştım. Nihayet elde ettim. Yanna gittim. Parayı kendisine verdim. O da benimle olmaya razı oldu. Bacaklarının arasına oturduğumda: «Allah´tan kork, hakkını vermedikçe (nikah kıymadıkça) mührü bozma.» dedi. Ben de yerimden kalktım ve yüz dinarı ona bıraktım. Eğer bu işi sırf senin korkundan ötürü yapmış isem, bizi bu sıkıntıdan kurtar.» Cenâb-ı Allah, onları, o dar yerden kurtardı, dışarı çıktılar.»
Bütün bunlardan anlaşılan şudur. Kur’an insanın inkara sapabileceğini isyana sürüklenebileceğini kabul eder. Fakat ARACISIZ olarak imana dönebileceğini,tevbe ederek günahlarından temizlenebileceğini MÜJDELER.
Beşerden birisini veya bir eşyayı kendisine vekil eder gibi Allah ile arasına koymak gibi bir davranış tamamen Kur’ana ve İslam imanına aykırıdır.