Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u ziyaret edeceğini açıklamış, “Çok iddialımız bir hamlemiz olacak. Anayasanın ara seçimi emrettiği günlerdeyiz” ifadelerini kullanarak, başka bir detay vermemişti.

Seçim sandığına gitmek için her şeyi yapacaklarının sinyalini veren Özel’in açıklaması sonrasında Ankara kulisleri hareketlenmişti. Özel’in bu açıklaması “TBMM’de 30 sandalyenin boşaltılıp ara seçime zorlama hamlesi” olarak öngörülmüştü.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), toplantısı sonrasında gazetecilerin sorularını cevaplayan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Özgür Özel’in bu 'hamlesine' ilişkin de konuştu.

“GERÇEKLERDEN KOPUK BİR CHP”

Özel, bir gazetecinin “CHP Genel Başkanı Özgür Özel dikkat çeken bir çıkış yaptı. Ara seçim sandığı kurmayı düşünüyoruz. O konuda da karalanmasıyla birlikte çok iddialı bir hamlemiz olacak dedi. Siz bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna şu cevabı verdi:Doğrusunu söylemek gerekirse yani bu dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakın. Bütün bunun içerisinde CHP'nin oluşturmaya çalıştığı gündeme bakın. Gerçekten Türkiye'deki ve dünyadaki gerçeklerden kopuk bir CHP yönetimi var. Ve kendi konsolidasyonunu sağlayamamış, kendi bütünlüğünü sağlayamamış, herhangi bir politik üretimi olmayan, çok dar, bir takım sıkıntılı tablolara sıkışmış, bizzat CHP'liler tarafından gündeme getirilen yolsuzluk iddialarına diğer CHP'lilerin cevap veremediği CHP yöneticilerini kastediyorum. Bütün Cumhuriyet'in bütün değerlerini, demokrasinin bütün krallarını, kendilerinin kendi politik ihtiyaçlarına göre, istedikleri gibi değiştirebileceklerini, kendilerine uyarlayabileceklerini söylüyorlar.

"SEÇİM OLSA AĞIR YENİLGİ ALIR"

Seçim olsa bu CHP yönetimi yine çok ağır bir yenilgiyle karşı karşıya kalır. Ben bunlara silgisi kaleminden önce bitiyor diyorum bu genel başkana. Yani düşünebiliyor musunuz? Söylediğimiz şey çok basit, çok net bir şey. Hatta o sözümü de geri alıyorum. Silgisi kaleminden önce bitiyor diyordum. Kalemi de yok. Sadece silgi kullanıyor.

"ÇIKARLARI İÇİN İSTİSMAR ETTİLER"

Siyasi okuryazarlık problemi olan bir tabloyla karşı karşıyayız. Burada sorun, CHP'nin en büyük sorunu CHP yönetimidir. Türk siyasi hayatının böyle bir sorunu yoktur. Seçimlerin nasıl yapılacağı, demokrasinin kuralları, cumhuriyetin temel değerleri son derece açık ortadadır. Yıllarca cumhuriyetin temel değerlerini rejim krizi, suni ve sahte rejim krizleri çıkararak kendi politik iştiaçları için, çıkarları için istismar ettiler.

TBMM’de şu anda 8 boş sandalye boş bulunurken, anayasanın 78. maddesine göre ara seçim zorunluluğu için 30 sandalyenin boşalması gerekiyor. 22 CHP’li istifa ederse bu sayı 30’a çıkıyor. Meclis kabul ederse de 3 ay içinde seçime gidilecek.

Ömer Çelik’in konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle;

"KÜRTLERİ SAVAŞA ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR"

Kuzey Irak'taki Kürt kardeşlerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu, onların güvenliğini ve refahını önemsediğimizi burada bir kere daha ifade etmek isterim. Çeşitli haberlere yansıyan konular doğrudur. Özellikle İsrail tarafının belli gruplarla görüşerek, belli aktörlerle görüşerek Kürt kardeşlerimizi bu savaşın içine çekmeye çalıştığına dair yoğun bir faaliyet yürüttüğünü görüyoruz. Bir takım temaslar olduğunu biliyoruz. Hatta bunları istihbari olarak biliyoruz ama bizim istihbari olarak bilmemizin dışında bir kısmı açık kaynaklara da yansıdı zaten. Örneğin bazı oradaki örgüt temsilcileri bu temasın olduğuna ve yakın işbirliği içerisinde olduklarına dair açıklamalar yaptı. Şimdi burada daha önce de ifade ettim bazı şeyleri birbirinden ayırmak gerekir.

“TEMASLARINI GÖRÜYORUZ”

Bazı şeyleri birbirinden ayırmak gerekir. Biz gerek Irak'taki gerek Suriye'deki gerek İran'daki Kürt kardeşlerimizin refahını, güvenliğini ve onurlu kardeşçe bir geleceğini her zaman önemsiyoruz. Buna kıymet veriyoruz ve bu konuda da Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeşlerimizle her zaman zor zamanlarda desteğini sunmuştur. Burada tabii birtakım Kürtler adına hareket ediyorum diyen örgütlerle oradaki Kürt kardeşlerimizi ayırmak gerekir. Burada İsrail'le paralel bir şekilde Pejak, Komala gibi bir takım İran'daki örgütlerin, bunlara bağlı unsurların paralel hareket etme, senkronize hareket etme şeklindeki birtakım yaklaşımlarını, temaslarını görüyoruz ve biliyoruz. Yani arka plandaki temaslardan da haberdarız. Bunu tabii Batı basını bunu sunarken Kürtler diye sunuyor bu örgütlerin bu yaklaşımını. Bu yanlış bir şeydir. Yani Kürt kardeşlerimizle oradaki bu örgüt yapılarını birbirinden hassasiyetle ayrıştırmak gerekir. Bu çok önemlidir. Türkiye'de de maalesef bu konuda çalıştığını söyleyen bazıları akademisyen sıfatı taşısa da tamamen bunları birbirine karıştırmayı bir akademik faaliyet gibi sunuyor. Ama bu bir akademik faaliyet değil, bu örgütsel faaliyetten başka bir şeydir.

“BU ÖRGÜTSEL FAALİYET”

Ama bu bir akademik faaliyet değil, bu örgütsel faaliyetten başka bir şey ifade etmez. Ve maalesef sürekli olarak Kürt kardeşlerimizi bir takım örgüt denklemlerinin içine hapsetme şeklinde bir faaliyet sistematik olarak yürütülüyor. İran'daki Kürt kardeşlerimiz bütün bu onlar başladığı andan itibaren son derece sağduyulu davrandılar. Kuzey Irak'taki Kürt kardeşlerimiz sağduyulu davrandılar. Ve bu savaşın haksız, hukuksuz zeminde gerçekleşen bu savaşın hiçbir şekilde parçası olmayacaklarını, bundan uzak duracaklarını önemli Kürt kanaat önderleri ifade ettiler.

“DİRENME AÇISINDAN KIYMETLİ”

Dediğim gibi onların gösterdiği bu sağduyuyla birtakım örgütlerin, bir takım terör örgütlerinin İsrail ile yanaşık düzen ya da beraber hareket etme şeklindeki açıklamalarını birbirine karıştırmamak gerekir. Biz Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimizin bu sağduyulu yaklaşımlarının tarihi açıdan, siyasi açıdan ve bir takım bölgeye kaos getirmeye çalışanlara karşı direnme açısından son derece kıymetli olduğunu düşünüyoruz, değerlendiriyoruz. Ve kendilerini bu basiretleri için, bu ferasetleri için de tebrik ediyoruz. Örgütler, terör örgütleri bu tip kaos durumlarında her zaman kendilerine bir alan oluşturmaya çalışırlar. Ama sonuç her zaman aynı olur.Umarım ki bu sefer örgütler Suriye'de olduğu gibi, başka yerlerde olduğu gibi kaos zamanlarında emperyalistlerle yan yana hareket eden bir çizgide olmazlar. Yoksa onun sonucunun her zaman ne olduğunu gördük.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor. Yani bizim partimizde kurduğumuz, Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın talimatıyla kurulmuş mekanizmalarımız var. Bu mekanizmalarımız, strateji heyetlerimiz bu konuyu sürekli olarak gündemde tutuyor ve haftalık olarak bazen bir ya da birkaç kere toplanarak bu meseleler görüşülüyor ve değerlendiriliyor. Biliyorsunuz meclisin devreye girmesiyle birlikte bir devlet politikası olan bu süreç aynı zamanda meclis boyutuyla da boyutlanmış oldu. Burada bizim açımızdan üç boyutun değerlendirilmesi söz konusu.

Birincisi Cumhur İttifakı'nın iradesi, biz Cumhur İttifakı olarak birlik ve bütünlük içerisinde bu hedefe doğru siyasi partiler olarak gereken çalışmaları yapıyoruz ve kamuoyuna gerekli mesajları aynı tutarlılık ve bütünlük içerisinde vermeye devam ediyoruz. İkinci boyut da bir Cumhurbaşkanımızın iradesinin ortaya koyulmasıyla bunun bir devlet politikası olmasıdır. Devlet kurumları burada üzerlerine düşeni yapıyorlar ve gayet uyumlu bir şekilde, koordine bir şekilde süreci ilerletmeye çalışıyorlar. Üçüncü boyut da tabii ki Yüce Meclis'tir.

Yüce Meclis'in kurulan komisyonla birlikte en sonunda komisyon çalışmalarının sonunda ortaya koyduğu bir rapor var. Bu rapora göre silah bırakma gerçekleştikten sonra adımların atılacağı, yasal düzenlemelerin yapılacağı konusunda açık ve net bir irade vardır. Her zaman söylediğim gibi, burada terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge derken, PKK terör örgütünün feshi ve bunun olması için de silahların bırakılmasının tamamlanması çerçevesinde bir yol haritasından bahsediyoruz. Meclis'in komisyon raporunda da şekillenmiş bir yol haritası bu. Dolayısıyla burada her zaman başka tartışmalar devreye sokuluyor. Fakat o başka tartışmalar bunun konusu değil. Buradaki konu fesih ve silah bırakma meselesi. Fakat o başka tartışmalar bunun konusu değil.

“BU SÜREÇ AL-VER SÜRECİ DEĞİL”

Sayın Devlet Bahçeli'nin tarihi çağrısı, Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu bir devlet politikasına dönüştüren iradesi çerçevesinde görüşlerimizle son derece net bir şekilde ifade ediyoruz. Bütün temaslarımızı vatandaşımızın gözü önünde son derece şeffaf bir biçimde gerçekleştiriyoruz. Baştan beri söyledik, devletin nitelikleri ve milletin değerleri konusunda herhangi bir pazarlık, müzakere al-ver süreci değildir bu süreç. Terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye sürecinin tahakkuk etmesidir. Çeşitli konularla ilgili olarak birçok beyanda da bulunduk. Gelinen noktada artık bölgede işbirliklerinin daha çok çoğalması, ortak hareket etme kabiliyetinin daha çok çoğalması çerçevesinde daha çok iradenin ortaya çıkması gerekiyor.

Kaynak: Türkiye Gazetesi