Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi, 2008 yılında yapılan köklü bir reformla değişti. Bu değişiklik, devlet memurlarını yasalar önünde resmen ikiye böldü. 30 Eylül 2008 tarihine kadar memuriyet hayatına başlayanlar 5434 sayılı kanuna tabi 'eski memur' statüsünde yer alırken, 1 Ekim 2008 sonrasında göreve adım atanlar 5510 sayılı kanuna göre 'yeni memur' olarak sisteme kaydedildi. Çalışma hayatı boyunca hissedilmeyen bu statü farkı, emekli aylığı hesaplama dönemi geldiğinde devasa bir gelir uçurumuna dönüşüyor.

10 Yil Memuriyet Yapanlara Kamudan Emeklilik HakkiPrime esas kazanç oyunu bozuyor

Eski memurların emekli maaşları hesaplanırken derece, kademe, ek gösterge ve makam tazminatı gibi kamusal güvenceler masaya yatırılıyor. Ancak 2008 sonrası işe giren yeni memurlar için sistem, tamamen SSK mantığıyla çalışıyor ve 'prime esas kazanç' üzerinden hesaplama yapılıyor.

SGK uzmanı Özgür Erdursun'a göre sorunun kaynağı tam olarak burada baş gösteriyor: Kamu çalışanlarının aylık gelirini oluşturan ek ödemeler, ilave ücretler ve çeşitli tazminatlar SGK matrahına dahil edilmiyor. Bu durum, memurun çalışırken aldığı net maaş yüksek olsa bile, devlete bildirilen brüt ücretinin kağıt üzerinde çok düşük kalmasına yol açıyor.

2008 Miladi 2036 Tuzagi Emeklilikte Erken Davranan Avantaji Kapiyor 1784086 Photogallery 20260415001832 275 bin lira maaş alan memura 20 bin lira emekli aylığı

Kamuda birinci derece üçüncü kademeye kadar yükselmiş bir psikolog üzerinden yapılan hesaplama, durumun vehametini gözler önüne seriyor. Bugün 75 bin lira net maaşla görev yapan ve memuriyete 2010 yılında başlayan bir kamu görevlisinin, mevcut sistemde hesaplanan emekli aylığı sadece 20 bin lira seviyesinde kalıyor. Bu çalışan 10 ya da 15 yıl daha sistemde kalsa, yaş sınırını tamamlasa bile sonuç değişmiyor. Çünkü net maaşı 75 bin lira olmasına rağmen, SGK’ya bildirilen prime esas kazancı 42 bin 839 lirada kalıyor.

Aynı gelir seviyesine sahip bir çalışan özel sektörde olsaydı, brüt maaşı 105 bin lira civarında bildirileceği için emekli maaşı 50 bin liraya yaklaşabilecekti. Geçmişte popüler olan 'Kapağı devlete at, emekliliğin garanti olsun' anlayışı, yerini yüksek primle özel sektörde kalmanın daha avantajlı olduğu bir döneme bıraktı.

Özgür Erdursun, şu ifadeleri kullandı:

'Belki bugün bunun çok farkında değiller.

Çünkü çalışırken maaşlar arasın­da ciddi bir fark görünmüyor.

Ama emeklilik günü geldiğinde gerçek tablo ortaya çıkacak.

Aynı kurumda çalışan iki me­mur…

Aynı maaşı alan iki kamu çalışa­nı…

Sadece işe giriş tarihleri farklı olduğu için emeklilikte çok farklı şartlarla karşılaşacak.

Birisinin emekli aylığı ve hakları daha güçlü olacak…

Diğeri ise daha düşük emekli ay­lığı ve sınırlı haklarla emeklilik ya­şayacak.'

Tek bir gün bile özel sektörde çalışmak ikramiyeyi yakabilir

2008 sonrası memur olanları bekleyen bir diğer büyük tehlike ise ikramiye kaybı. Kamuda 15 yıl görev yapmış bir memurun ortalama 650 bin liralık ikramiye hakkı bulunuyor. Ancak bu kişi memuriyetten ayrıldıktan sonra, eksik günlerini tamamlamak adına sadece 1 gün bile 4A (SSK) veya 4B (Bağ-Kur) kapsamında çalışırsa, yılların emeği olan yüz binlerce liralık emekli ikramiyesi hakkını tamamen kaybedebiliyor. Dahası, bu çalışanların Emekli Sandığı kapsamında dışarıdan isteğe bağlı iştirakçi primi ödeme hakları da bulunmuyor.

SGK uzmanı Özgür Erdursun, 'Bu kişi devlet memurluğundan ayrıldıktan sonra bir gün bile 4A SSK’lı ya da Bağ-Kur’lu çalışırsa, ileride bu ikramiyeyi alma hak­kını da kaybedebiliyor. Yani yıllarca devlete hizmet edi­yorsunuz…

Ama sonrasında kısa süreli özel sektör çalışması nedeniyle yüz bin­lerce liralık ikramiye hakkınız ya­nabiliyor' dedi.

Bugün çalışırken fark edilmeyen, ancak emeklilik günü geldiğinde yüz binlerce kamu çalışanının canını yakacak olan bu yasal düzenleme, aynı odada aynı işi yapan memurlar arasında gelecekte derin bir refah makası açacak.

Kaynak: Dünya Gazetesi