Özellikle çilek üretimiyle ilgili süreçte, yaklaşık 15 yıl önce kurulduğu belirtilen bir şirketin faaliyet alanı dikkat çekmektedir. Şirketin geçmişte fidan veya tarımsal üretimle doğrudan bir ilişkisinin bulunmadığı ifade edilmektedir.
Ayrıca kapasite raporlarına ilişkin ciddi iddialar gündeme gelmiştir. Bu raporların gerçeği yansıtmadığı ve bazı resmi evrakların usulsüz şekilde düzenlendiği öne sürülmektedir. Bu durumun ciddi bir sahtecilik şüphesi doğurduğu belirtilmektedir.
Bunun yanında, çilek analiz raporlarıyla ilgili de önemli iddialar bulunmaktadır. Laboratuvar sonuçlarında bu ürünlerin dağıtım ve satışına uygun olmadığı belirtilmesine rağmen, buna rağmen farklı belgelerle bu durumun değiştirilmiş gibi gösterildiği ifade edilmektedir.
Tüm bu süreçlerin detaylı şekilde incelenmesi ve gerekli hukuki değerlendirmelerin yapılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Biz bu olayların hiçbir aşamasında sürecin dışında kalmadık. Her şey tamamen üst üste gelişen durumlar şeklinde ilerlemiştir. Elbette bazı durumlar iklim şartlarıyla da açıklanabilir; kuruma ya da verim düşüklüğü gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.
Ancak bize sunulan dosyanın en üst kısmında yer alan iki raporun sahte olduğu yönünde ciddi şüpheler bulunmaktadır. Bizim anlatmak istediğimiz temel konu budur.
Eğer bu şirketin yönetim kurulu başkanı veya genel müdürü bunu fark edemediyse, bu durum kamuoyunun da takdirine bırakılmalıdır. Biz konuyu tüm şeffaflığıyla kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Çok fazla uzatmak istemiyorum; söylediğimiz her şey aslında somut belgelerle ortadadır. Bu konuların farklı yönlere çekilmemesi gerekir.
Tarım ve üretim süreçleri üzerinden yürüyen bu tartışmalar, özellikle damla sulama ve gübreleme gibi teknik konularla da ilişkilendirilmektedir. Bizim yaklaşımımız nettir: doğru üretim, doğru bilgi ve şeffaf süreç.
Bu meselelerin siyasi ya da farklı alanlara çekilmesi yerine, teknik ve gerçek veriler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz." dedi.





