Deluxe Düğün Salonunda düzenlenen genel kurul toplantısına oda ve dernek başkanları ile kooperatif üyeleri katıldı.
Divan heyetinin seçilmesinin ardından kongre saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Yönetim kurulu ve denetim kurulları raporları ile bilançonun okunmasının ardından ayrı ayrı ibra edildi.
Raporların ardından başkan adayları Özcan Ayhan ve Bülent Temelli konuşma yaptı. Konuşmalar sırasında karşılıklı yaşanan atışmalar nedeniyle gerginlikler yaşandı.
Bülent Temelli, "Bir gün otururken Özcan Başkan ziyaretime geldi.Bundan dört sene önce bir yönetim kurulu toplantımızda dedi mobilyacılar odasında benim şu hayalim var ya dedi her zamanda dinleriz. Hep de anlattır. Gerçekten o hayali gerçekleştirmesinden de mutluluk oluyorum. Bir kooperatif kuralım. Ben de ondan sonra mobilyacılar odasındaki isteklerimi arzularımı tamamlamış olacağım dedi. Peki ne yapacaksın başkanım? Ben Ali Nur Başkan’dan da istedim vermedi. Alper Başkan’dan da istiyorum vermedi. Bana bir beş yüz dönüm yer olursa, iki yüz elli dükkan olursa, arkadaşlarımızı kira derdinden kurtarırsak mutlu olacağım ve ben ondan sonra bu, oda başkanlığına devam edeceğim. Eğer olmazsa da zaten bu geçtiğimiz dört önceki seçimde de aday olmayacağını beyan etti. Peki başkanım, aynen söylüyorum kendisine buradan, senin bu şekilde ve talebine bir belediye başkanı arsa verebilir mi? Veremez. Niye veremez? Sen gidiyorsun, keresteciler istiyor. O gidiyor, o gidiyor… İşte bütün meslekler istiyor. Buna bir hikaye yazacağız, altını dolduracağız. Eğer birisi yapıyorsa alkışlamak lazım ama yok birileri sahte sahip çıkıyorsa ona da izin vermemek lazım. Değerli arkadaşlar ve ben işte bu görüşmelerin sonunda, yedi sekiz aylık süren görüşmelerin sonunda o size haritaları gösterdiğim, o gösterdiğim için de çok da kızdığı sayın başkanının hatırlıyorsunuz. Arkadaşlarıma 18 toplantı yaptım. 160 kişiyle görüştüm. Eğer ben bugün 500 arkadaşla o iki buçuk aylık başkanlık dönemi görüşmelerini tamamlamış olsaydım, bugün burada hiçbirisinin kafasında soru işareti kalmayacaktı. O arkadaşlarımdan anında borcunu hemen orada ödeyen arkadaşlar oldu. Niye? İnancı kaybolmuş. Artık ben bu işten bir şey beklemiyorum diyen insanlar özel alışkanlıklarla gidiyor. Biz bunu sağlamaya çalıştık ve değerli arkadaşlar, şunu söyleyelim, bununla ilgili yapılabilecek her şey, Türkiye'nin en büyük küçük sanayi sitesi olarak değil en teknolojik, en gelişmiş küçük sanayi sitesi kooperatifini ulusal ve uluslararası kaynaklarla yapmak üzere yola çıktık" dedi.
Özcan Aydın, "Ben siyaset yapmıyorum, ben siyasetçi değilim. Ben sizin gibi esnafım, işin içinden gelen birisiyim. Ben bir işverenim, ben bir yöneticiyim, ben bir başkanım. Bu kooperatifi kuran kişiyim. O benim görev verdiğim arkadaş. Ne görev verdiysem onu yaptı. Bunun takibini yapan benim. Diğer arkadaşlar da öyledir. Bir işletmenin yanında çalışan çok güzel personeller olur, çok güzel dış ticaretçileri olur, çok güzel figürler olur. Ama işletmenin başı kimse bir iş eğer kötü giderse bir spor kulübü de kötü giderse başkanı suçlarlar, antrenörü suçlamazlar. İyi giderse antrenör alkışlanır, başkan unutulur. Bugüne kadar burası iyi gittiyse kötü de gittiyse başkan bendim. Bütün sorumluluğu ben alıyorum arkadaşlar. Şimdi Bülent, MODEF’ten saydı. Ben MODEF’in başkan yardımcısıydım. Ali Nur başkandı o da yöneticiydi. İmzayı atanlardan biri bendim, biri Ali Nur. İmza yetkili bendim. Ben şahsı senet imzaladım biliyor musunuz arkadaşlar? MODEF binasının büyümesi için bugün bir milyon dolar yapar. Ben de bir milyon doların olmadığını düşünüyorum. Kim biliyordur? Kimse bilmiyordu. Bu kooperatifi kurmak o kadar kolay değildi. Bana bundan önceki kaymakam söz verdi. İkinci etaptan sana buradan yer vereceğim dedi. Bekleme süremiz ondan dolayıydı. Arkadaşlar benim çalışacağım çok güzel profesörler ekipler var, siyasetçiler var. Kendisini Ankara'ya götürdüm. Türkiye'de de birçok kooperatife götürdüm. Orada aldıklarını burada satıyor. Sanki tek başına gitmiş gibi. Ankara’ya gittiğimizde her zaman beraberdik. OSB’leri gezdik beraber. Ben saklamıyorum. Ama ben yaptım derse, orada duracak. Seni buraya kim getirdi? Arkadaşlar kooperatifimiz emin ellerde. Benim 11 tane OSB ve kooperatif bitirmiş adamla görüşmelerim var. Orada aldığı bilgileri burada satıyor.Her işi kendi yapmak istiyor, anlaşmayı sevmiyor. Öyle bir şey yok. Bizim rotamız belli. Bitmek üzere şu an OSB’yle anlaşmamız bittiği an bizim yerimiz hazır arkadaşlar. Plan projeye geçeceğiz. Daha sonrasında altyapı çalışmaları için destek arayışına başlayacağız. Hepsi hazır. Bunu tek başına Bülent yapacaksa, Özcan yapacaksa buna da inanmayın bu bir ekip işi. İşin başındayım. Şimdi arkadaşımız 10 bin TL’ye itiraz etti biliyor musunuz? 4 tane imzaya çıkardım. Neden çıkardım? Bunların hepsi iş adamı. 2 tane imza lazım her yerde. Arayacağız, kimi arayacağız bir tek ben. Benim imzamla olmuyor ki. Onun için bir yetki daha verdik. O arkadaşa da 10 bin TL fark yazdık. Ben şimdi sana bir şey soracağım. Bunu söylemeyecektim. ‘Ben buraya gelirsem bu parayı alırım 2 tane iş yeri isterim’ dedin mi demedin mi?". dedi.
Kürsüye gelen Bülent Temelli, “Değerli arkadaşlar şimdi bazı inşalar bunları o kadar güzel satıyor ki. Ben az önce bir şey söyledim size. Hiçbir kurumda sosyal işimde kimsenin parasıyla hava yapmadım. Ama arkadaşlar alışmışlar ya milletin parasıyla spor kulüplerine para vermeye, oraya vermeye, buraya vermeye. Daha arkadaşlar işin başındayız. Kooperatifi kurduk, bir miktar para aldık. Getirdi bir tane İzmir’den Turgay Şahin diye birisi. Şehir plancısıymış daha bize lazım değil. Bize arsayı OSB’den aldığımızda lazım olacak. Sorduk kaç para istiyorsun diye. Dedi ki aylık 150 bin+KDV yıllık 2.5 milyon. Bu arkadaş bizden 5 tane dükkan parası istiyor. Biz bunu yapıyoruz da 2 dükkan daha istesek biz alamayız. Niye? Çünkü biz bu işi fahri olarak yapıyoruz. O lafı sen dükkan istedine getirdi. Ben istemedim. Mesela 10 bin TL değil arkadaşlar. Mesele birine daha görev tahsis ederek başkanlık maaşı vermek. Biz biraz daha bunlarla ilgili ayrı düştük. Ben sıkıp yalayan, sizin paranızla burada genel kurulda değil mahşer gününde hesap verecek şekilde yaptım. 100 bin TL maaş istemişim. Siz az önce söylediniz 25 bin TL, 45 bin TL kabul edenler etmeyenler. Müdürünüzde diyor ki bu paraların tam olarak verildiğine. Bundan fazla kimse alamaz ki. Bunu şimdi Bülent 100 bin TL maaş istiyor. Bülent dükkan istiyorla anlattı. Ben öyle bir şey istemedim. Herkesi kullanabilmek için vaatlerde bulunuyor sonra da sen istedin oluyor. Bana bunları söyleyen kendisi. Olmaz diyen benim. Benim bu arkadaşlar yollarımızı ayırmamızın sebebi bunlardır." dedi.
Tekrardan konuşmasına devam eden Özcan Ayhan, "Değerli arkadaşlar, şimdi arkadaşın kafasında başka projeler var. Ben ona engel oluyorum. Neden engel oluyorum? Bizim sanayicilerimizin yerlerine mermercileri almak istiyor, otomotiv sektörünü almak istiyor. Depo yerleri yapmak istiyor. Başka mesleklere yer açmak istiyor. Ben buna karşı olduğum için zaten işin başında mobilya, ağaç işleri ve yan sanayi diye bana sözleşme yazdırdı. Ana sözleşmemizin dışına çıkamıyor. Ama bunların yarın bu başa geçtiği zaman, eninde sonunda bir yol bulacak, buradan ana sözleşmeyi değiştirecek, diğer mesleklere kapıyı açacak, bizi mobilyacılarla mermercileri bir arada iş yeri yapmaya mecbur edecek. Aklında bu düşünceleri bir türlü atamıyoruz, sindiremiyoruz. Ben başkanken olmaz diyorum. Yalnız olursa ona kimse dur diyemez. Arkasındaki ekipten hiçbiri ona otur diyemez.
İşte İnegöl’ün buradan taşınması lazım. Gibi gibi şeylerle bizi de bu şekilde anlatmayla uyutmaya çalıştı ama biz kabul etmiyoruz. Değerli arkadaşlar, bizim planımız, projemiz, işimiz bellidir. Bize inanın güvenin, kurucu başkan hiçbir yerde bu kadar başarılı bir dönemde görevinden alınmamıştır. Bu arkadaşlar fırsat kolladılar, koltuğa oyunla oturdular ve sonra ben kendisine dedim ki, iş yerinde bunu da yalanlasın ister ‘Seçime git Bülent’ dedim. ‘Ben seçimle uğraşmam’ dedi. Ben seçimle uğraşamam diyen adam 15-20 gün sonra ben tekrar göreve gelince, bu sefer imza toplayıp seçim istedi. Bu da mı yalan? Bize inanın, güvenin, destekleyin." dedi.





