Yapay zekanın insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturabileceğine dair çarpıcı senaryolarıyla bilinen eski OpenAI çalışanı Daniel Kokotajlo, geleceğe ilişkin karamsar öngörülerini yeniden değerlendirdi. Daha önce teknoloji dünyasında geniş yankı uyandıran ve 2027 yılını kritik bir eşik olarak gösteren Kokotajlo, yapay zekanın gelişme hızının beklediğinden "biraz daha yavaş" seyrettiğini kabul ederek insanlık açısından belirlediği dönüm noktasını daha ileri bir tarihe erteledi.
Kokotajlo’nun geçtiğimiz nisan ayında yayımladığı ve “AI 2027” başlığını taşıyan senaryo, denetimsiz biçimde hızlanan bir yapay zekâ gelişiminin küresel güç dengelerini altüst etmesini ve insanlık için varoluşsal bir krize yol açmasını öngörüyordu. Ancak gerçek dünyanın beklenenden çok daha karmaşık olması ve yapay zekânın otonom biçimde kod üretme yeteneklerinin öngörülen hızda ilerlememesi, bu karamsar tabloyun yeniden gözden geçirilmesine yol açtı. Güncellenen değerlendirmelere göre, yapay zekânın kendi kendini geliştirerek süper zekâ düzeyine ulaşmasının 2027 yerine 2030’lu yılların başında gerçekleşmesi daha olası görülüyor.
Uzmanlar, yapay zekanın satranç oynamak gibi dar alanlarda sergilediği başarının, gerçek dünyanın devasa ataleti ve karmaşık yapısı karşısında aynı hızla ilerleyemediğine dikkat çekiyor. Bir zamanlar bilime yakın duran "yapay genel zeka" kavramı, bugün birçok araştırmacı için yavaş yavaş bir bilim kurgu anlatısına dönüşmeye başladı. OpenAI CEO’su Sam Altman’ın bile kendi şirketinin hedeflerine dair "tamamen başarısız olabiliriz" şeklindeki temkinli açıklamaları, teknoloji dünyasındaki bu devasa dönüşümün sanıldığı kadar pürüzsüz olmayacağını kanıtlar nitelikte. Sonuç olarak, yapay zekanın dünyayı bir güneş paneli tarlasına çevirmek için insanlığı tasfiye edeceği o korkutucu ihtimal, şimdilik modern dünyanın bürokrasisine ve teknik engellerine takılmış görünüyor.





