Mevcut 20 milyon dolarlık ihracatını önümüzdeki 5 yıl içinde 50 milyon dolara çıkarmayı amaçlayan şirket, 40 ülkede kurumsal showroom ağı oluşturmayı ve yeni franchise üretim modelleriyle uluslararası pazarlarda daha etkin bir konuma ulaşmayı planlıyor.

Üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdüren Saloni Mobilya, aynı zamanda markalaşma, mağazalaşma ve küresel satış kanallarını genişletme alanlarında da yatırımlarına devam ediyor. Saloni Mobilya CEO’su Haluk Özbek, şirketin bugün Türkiye’nin önde gelen premium mobilya markaları arasında yer aldığını belirterek, önümüzdeki dönemde Saloni’yi dünya çapında daha güçlü bir marka haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.

Mobilya sektöründe başarı için yalnızca üretim gücünün yeterli olmadığını dile getiren Özbek, günümüzde rekabetin en önemli unsurunun güçlü bir marka değeri oluşturmak olduğunu söyledi. Saloni’nin kuruluşundan bu yana bu vizyonla hareket ettiğini vurgulayan Özbek, şirketin hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda kalıcı bir marka kimliği oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti. Özbek, "Bugün üretim teknolojilerine erişmek, verimli fabrikalar kurmak artık tek başına fark yaratmıyor. Kalıcı başarı için güçlü marka algısı oluşturmak gerekiyor" dedi. Saloni’nin büyüme stratejisinin merkezinde satış kanallarının yer aldığını belirten Özbek, ilk kurumsal mağazalarını 2006 yılında açtıklarını belirtti. Üretim yatırımları kadar satış kanallarına da yatırım yapılması gerektiğine inandıklarını kaydeden Özbek, bugün Türkiye’de yaklaşık 50 mağazaya ulaştıklarını ifade etti. Yurt dışında ise showroom yatırımlarının hızlandığını belirten Haluk Özbek, "Amerika’daki beşinci showroomumuzu açıyoruz. Dünyada 200’ün üzerinde satış noktasına sahibiz. Kurumsal showroom sayımız ise 25’in üzerine çıktı. Yakın gelecekte 40 ülkede kurumsal showroom yapılanmasına ulaşmayı hedefliyoruz" diye konuştu.

Turquality ile ihracat hedefini büyüttü

Saloni Mobilya’nın son üç yıldır yıllık ortalama 20 milyon dolar seviyesinde ihracat yaptığını belirten Özbek, Turquality programına dahil olmalarının şirketin uluslararası büyüme yolculuğunda önemli bir avantaj sağlayacağını ifade etti.

Programın markalaşma ve küresel pazarlarda kalıcı olma hedeflerine güç katacağını dile getiren Özbek, Saloni’nin bu destekle ihracatını artırmayı ve dünya pazarlarında daha güçlü bir marka kimliğiyle yer almayı amaçladığını söyledi. Haluk Özbek, "Önümüzdeki beş yıl içerisinde ihracatımızı 50 milyon dolar seviyesine taşımayı hedefliyoruz. Turquality’nin sağladığı desteklerle markalaşma ve uluslararası pazarlardaki kalıcılığımızı daha da güçlendireceğiz" dedi.

Saloni’nin 7-8 farklı fabrikada, yaklaşık 80 bin metrekarelik kapalı alanda üretim gerçekleştirdiğini aktaran Özbek, şirket çatısı altında 800’e yakın kişiye istihdam sağlandığını ifade etti.

Şirketin uzun vadeli vizyonuna da dikkat çeken Özbek, teknoloji dünyasında sıkça kullanılan “unicorn” kavramını mobilya sektörüne uyarlamak istediklerini söyledi. Saloni’nin yalnızca üretim gücüyle değil, oluşturduğu marka değeriyle de sektörde ayrışmayı hedeflediğini belirten Haluk Özbek, "Orta vadede Türkiye’nin ilk unicorn değerine sahip mobilya markası olmayı hedefliyoruz. Bunun için tasarım, mühendislik, üretim ve markalaşma alanlarında yatırımlarımızı sürdürüyoruz" dedi.

Kolektif üretim modeliyle büyümesini sürdürüyor

Saloni Mobilya’nın sektörde ayrışmasını sağlayan önemli unsurlardan birinin “kolektif üretim modeli” olduğunu belirten Özbek, şirketin farklı ürün gruplarını ayrı üretim tesislerinde hayata geçirdiğini söyledi.

Yatak odası, yemek odası, sandalye, sehpa ve baza gibi ürünlerin farklı fabrikalarda üretildiğini aktaran Özbek, her tesisin yönetiminde ortaklık esasına dayalı bir model benimsediklerini ifade etti.

“Yükü de kazancı da paylaşma” anlayışıyla ilerlediklerini vurgulayan Haluk Özbek, bu sistemin üretim süreçlerinde verimliliği artırdığını, aynı zamanda kalite standartlarının daha yukarı taşınmasına katkı sunduğunu kaydetti.

Tasarım kampüsünde yeni koleksiyonlar hazırlanıyor

Tüketici alışkanlıkları ve beklentilerinin hızla değiştiğini belirten Haluk Özbek, dijitalleşme ve sosyal medyanın etkisiyle kullanıcıların tasarım konusunda artık daha seçici ve bilinçli davrandığını söyledi.

Şirket bünyesinde 25’in üzerinde kreatif ekip çalışanının görev yaptığını aktaran Özbek, her yıl yeni koleksiyonlar hazırladıklarını ve bu ürünleri Türkiye ile yurt dışındaki showroomlarda eş zamanlı olarak tüketicilerle buluşturduklarını ifade etti.

Saloni’nin yalnızca tasarım alanında değil, mühendislik tarafında da güçlü yatırımlar yaptığını dile getiren Haluk Özbek, şirket bünyesinde 55’in üzerinde mühendisin istihdam edildiğini kaydetti. Özbek, modüler yapıya sahip ve çok fonksiyonlu ürünlerin Saloni’ye pazarda önemli bir rekabet avantajı sağladığını vurguladı.

“Dijitalleşme tek başına yeterli değil”

Sanayide dijitalleşme ve yapay zeka yatırımlarının önemli olduğunu belirten Özbek, ancak bu alanlardaki gelişmelerin tek başına kalıcı bir rekabet üstünlüğü sağlamayacağını söyledi. Geleceğin üretim anlayışında insan emeği, zanaatkarlık ve nitelikli iş gücünün yeniden daha fazla önem kazanacağını ifade eden Özbek, Saloni bünyesinde yapay zeka ve yazılım geliştirme alanlarında çalışan özel ekiplerin bulunduğunu kaydetti.

Teknolojinin üretim süreçlerinde önemli bir rol oynadığını vurgulayan Özbek, asıl farkı ise iyi yetişmiş insan kaynağı, güçlü tasarım kabiliyeti ve hikayesi olan ürünlerin ortaya koyacağını dile getirdi.

Franchise üretim modeli gündemde

Saloni’nin küresel büyüme stratejisinde uluslararası üretim ortaklıklarının da önemli bir yer tuttuğunu belirten Özbek, yurt dışında Saloni markasıyla üretim yapılmasına yönelik görüşmeler yürüttüklerini söyledi.

Komşu ülkelerden birinde Saloni markasıyla mutfak üretimi için anlaşma sürecinde olduklarını aktaran Özbek, Latin Amerika başta olmak üzere farklı pazarlarda franchise üretim modelleri üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da da benzer yapılanmalar planladıklarını belirten Haluk Özbek, mobilya lojistiğinin yüksek maliyetli bir alan olduğuna dikkat çekerek, belirli bölgelerde yerinde üretim ve franchise modeliyle büyümeyi hedeflediklerini kaydetti.

"Türk mobilyasının algısını birlikte yükseltmeliyiz"

Türk mobilya sektörünün küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşması için sektörün ortak marka algısını geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Özbek, kaliteli tasarım, güvenilir üretim ve güçlü markalaşmanın Türkiye’nin rekabet gücünü artıracağını söyledi. Türk tasarımcılarla çalışmaya büyük önem verdiklerini belirten Özbek, genç tasarımcıların ve mühendislerin sektöre kazandırılmasının önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olacağını sözlerine ekledi.

Kaynak: Ekonomim