Cemaatin gelecekte kim tarafından ve nasıl yönetileceğine ilişkin iddiaların merkezinde Ali Erhan Kuriş ile mevcut yönetim bulunurken, Kısıklı’daki köşk ve misafirhanenin kontrolü de güç mücadelesinin önemli başlıklarından biri olarak gösteriliyor.

Cemaatin önemli merkezlerinden biri kabul edilen Kısıklı’daki köşk ve misafirhane çevresinde yaşanan tartışmaların, yalnızca aile içindeki miras paylaşımıyla sınırlı olmadığı öne sürülüyor. İddialara göre asıl anlaşmazlık, söz konusu mekânların yönetimi ve cemaat içerisindeki karar mekanizmasının kim tarafından kontrol edileceği konusunda yoğunlaşıyor.

Tartışmalarda, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’a ait olduğu belirtilen bir koltuk ile bazı kişisel eşyalar da gündeme getiriliyor. Ancak öne sürülen iddialara göre anlaşmazlığın temelinde bu eşyaların korunmasından çok, Kısıklı’daki merkezin yönetim yetkisinin kimde kalacağı bulunuyor. Alihan Kuriş’in mevcut konumunu korumaya çalıştığı yönündeki iddialar da cemaat içerisindeki güç mücadelesinin sembolik bir “koltuk” tartışmasına dönüştüğü yorumlarına neden oluyor.

Miras sürecine ilişkin dile getirilen bir başka iddia ise aile üyelerinden birinin sağlık durumundan yararlanılarak bazı taşınmaz ve hakların belirli kişilere devredilmek istendiği yönünde. Ayrıca Kuriş’in ölümü halinde bazı hakların başka bir aile ferdine geçmesini sağlayacağı ileri sürülen belgelerin bulunduğu da iddialar arasında yer alıyor. Bu durum, cemaat yönetiminin aile içerisindeki belirli isimler üzerinden devam ettirilmek istendiği tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Resmi kayıtlara ilişkin soru işaretleri

Tartışmalarda kişisel bilgilere yönelik bazı iddialar da yer alıyor. Doğum tarihi ile anne ve babanın evlilik tarihi arasında uyumsuzluk bulunduğu, ayrıca “Ali Erhan” isminin daha sonra “Alihan” olarak değiştirildiği ileri sürülüyor. Henüz resmi makamlar tarafından doğrulanmayan bu iddialar, Kuriş’in geçmişi ve cemaat içerisindeki konumuna ilişkin yeni tartışmaların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Ağır ithamlar dikkat çekiyor

Kuriş hakkında “Mehdi” olarak görüldüğü yönündeki söylemlerin yanı sıra dolandırıcılık ve büyücülük gibi çeşitli suçlamalar da dile getiriliyor. Ancak söz konusu iddiaların hangilerinin yargı kararları veya resmi belgelerle doğrulandığı konusunda netlik bulunmuyor. Cemaat içerisindeki anlaşmazlığın giderek büyümesi ise tartışmaların yalnızca iç mesele olmaktan çıkarak hukuki ve idari boyuta taşınabileceği değerlendirmelerini beraberinde getiriyor.

Kaynak: bursatv.com