Ağrısız büyüyen lenf bezlerine ve "B semptomlarına" dikkat

Hastalığın en yaygın bulgusunun lenf düğümlerindeki büyüme olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Özcan Sönmez, bu bezelerin genellikle ağrısız şekilde şiştiğine dikkat çekti. Tabloya "B semptomları" olarak adlandırılan sistemik işaretlerin de eşlik edebileceğini vurgulayan Sönmez, şu belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirtti:

  • 38 derecenin üzerine çıkan sebebi belirsiz yüksek ateş,

  • Özellikle geceleri uykudan uyandıracak düzeydeki yoğun terleme,

  • Son 6 ay içerisinde mevcut vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazlasının istemsizce kaybedilmesi.

Sönmez; yaygın kaşıntı, kemik iliği tutulumuna bağlı gelişen kan tablosundaki düşüşler, tümör kitlesinin baskısıyla oluşan tıkanıklık ve ağrılar ile böbrek tutulumu halinde vücutta meydana gelen ödemin de lenfoma belirtisi olabileceğini sözlerine ekledi.

Yaşa göre tür değişimi ve risk faktörleri

Lenfomanın her yaş grubunda ortaya çıkabildiğini ancak yaşa bağlı olarak türlerin farklılık gösterdiğini dile getiren Sönmez; Hodgkin lenfomanın özellikle çocukluk ile 15-35 yaş arasındaki genç erişkinlerde daha sık görüldüğünü, 40-60 yaş bandında bazı özel tiplerin öne çıktığını, non-Hodgkin lenfomaların büyük bir kısmının ise 60 yaşın üzerindeki bireylerde saptandığını kaydetti.

Lenfomanın gelişiminde bağışıklık dengesizlikleri, enfeksiyonlar ve çevresel maruziyetlerin pay sahibi olabileceğini aktaran Sönmez, risk faktörlerini şu şekilde sıraladı:

  • Enfeksiyonlar ve mikroorganizmalar: HIV, HTLV-I, Epstein-Barr virüsü (EBV), Hepatit B ve Hepatit C ile Borrelia burgdorferi ve Chlamydia psittaci gibi etkenler.

  • Tıbbi öykü ve maruziyet: Geçmişte kemoterapi veya radyoterapi görmüş olmak, organ nakli operasyonu geçirmek, immünsüpresif (bağışıklığı baskılayıcı) ilaç kullanımı ile tarım ilaçları (pestisit) ve kimyasal saç boyalarına uzun süreli maruz kalmak.

  • Otoimmün hastalıklar: Romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus (SLE), Hashimoto tiroiditi ve Sjögren sendromu gibi bağışıklık sistemi hastalıklarının lenfoma riskini artırabildiğini gösteren çalışmalar bulunuyor.

"Tedavi sonuçları açısından yüz güldürücü bir hastalık grubu"

Lenfomanın güncel tıp imkânlarıyla birçok evrede başarıyla tedavi edilebildiğini vurgulayan Sönmez, uygun protokollerle tam kür (kesin iyileşme) sağlanabildiğini ya da hastalığın uzun yıllar kontrol altında tutulabildiğini bildirdi. Tam iyileşme gerçekleştikten sonra da nüks (tekrarlama) riskinin tamamen sıfırlanmadığına işaret eden Sönmez, nüks eden vakalarda da etkili tedavi alternatiflerinin bulunduğunu, bu sebeple tedavi sonrasındaki periyodik doktor takiplerinin kesinlikle aksatılmaması gerektiğini vurguladı.

Enfeksiyon riskine karşı uyarı

Lenfomanın genetik ve bilinmeyen faktörler nedeniyle bütünüyle engellenemeyeceğini ancak genel riskleri azaltmak adına sigaradan uzak durulması, alkolün sınırlandırılması ya da bırakılması ve toksik kimyasallardan kaçınılmasının önemli olduğunu ifade eden Sönmez, bağışıklık baskılayıcı tedavi alan kişilerin kontrollerini ve hekim önerili aşılarını ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.

Tedavisi süren lenfoma hastalarına da uyarılarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Özcan Sönmez, bağışıklığın zayıfladığı bu süreçte enfeksiyon tehlikesine karşı çok dikkatli olunması, ortaya çıkabilecek ateşin derhal hekime bildirilmesi, beslenme ile hafif egzersiz planına özen gösterilmesi ve hekim direktiflerine harfiyen uyulması gerektiğini kaydetti.

Kaynak: İHA