Mahkeme, söz konusu talebi kabul ederken, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi çıraklık ve stajyerlik dönemlerinin uzun vadeli sigorta kapsamında değerlendirilmesine ilişkin önemli bir karar verdi.
1987 ile 1989 yılları arasında, 16 yaşındayken Makine Kimya Endüstrisi’nde çırak olarak çalışan bir kişi, bu dönemdeki çalışmalarının zorunlu sigortalılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini öne sürdü. Çalışma süresinin emeklilik hesabına dahil edilmesi talebiyle iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açtı.
İlk derece mahkemesi, davacının çıraklık döneminde üretime yönelik çalışmalarda bulunduğunu, meslek öğrenme sürecinin ise ağırlıklı unsur olmadığını değerlendirerek davayı kabul etti. Bölge adliye mahkemesi de bu kararı yerinde buldu.
Dosyanın temyiz edilmesi üzerine devreye giren Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay kararında, sosyal güvenlik hakkının Anayasa ile güvence altına alınan temel haklardan biri olduğuna dikkat çekildi. Bu nedenle sigortalı çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davaların incelenmesi gerektiği vurgulandı.
Kararda, 506 sayılı eski Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre sigortalılık niteliğinin hizmet akdinin kurulması ve fiilen çalışmaya başlanmasıyla kazanıldığı belirtildi. Ancak aynı kanunda, çıraklık dönemi sayılan sürelerde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin hükümlerin uygulanamayacağına işaret edildi.
Yargıtay, çıraklık ilişkisinde asıl amacın iş görme değil, meslek ve sanat öğrenme olduğunu belirtti. Buna karşın, kişinin iş yerinde fiilen üretim sürecine dahil edilmesi ve mesleki eğitimin geri planda kalması halinde, bu ilişkinin çıraklık olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.
Kararda ayrıca, çıraklık sürecindeki uygulamalı üretim faaliyetlerinin eğitimin doğal bir parçası olduğu kaydedildi. Bu faaliyetler sigortalı işçilerin yaptığı işlere benzese bile, öğrenim kapsamında kaldığı sürece hizmet akdinden söz edilemeyeceği belirtildi.
Bu nedenle Yargıtay, çıraklık döneminde geçen sürelerin doğrudan emeklilik prim günlerine eklenemeyeceğine hükmederek, mahkemenin kararını bozdu.





