AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısı sürerken Genel Merkez’de yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın toplantının açılışında Terörsüz Türkiye sürecinde yürütülen çalışmaları değerlendirdiğini ve sürecin başarıya ulaşması için atılacak adımlara ilişkin talimatlar verdiğini ifade etti.
"Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci için çok emek sarf edildi"
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin TBMM Başkanlığına sunulmasıyla beraber 2 yıllık Terörsüz Türkiye hedefinin en önemli aşamasına gelindiğini belirten Çelik, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci için çok emek sarf edildi. Pek çok çalışma yapıldı. Artık AK Parti’de yapılan çalışmaların sayısını unuttuk. Kurduğumuz heyetle beraber çok yoğun bir şekilde mesai harcadık. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi; etrafımızdaki gelişmeleri çok iyi izlediğimizde yakın bölgemizde emperyalistlerin ve Siyonistlerin bölgeyi parçalamaya dönük hangi şer şebekelerini devreye soktuğunu düşündüğümüzde esasında Türkiye Cumhuriyeti’nin köklü devlet aklının bugün siyasette ve diğer alanlarda tecelli eden siyaset aklının milletimizin değerlerinin bir neticesi olarak ortaya çıktı. Bölgemizdeki bütün bu gelişmeleri değerlendirdiğimizde özellikle son 10 yılda göreceğimiz şey şudur; kurallı bir dünya düzeni sona ermiştir. Kuralsız bir dünya düzenine geçilmiştir. Kaotik bir şekilde ortaya çıkan tablo neticesinde dünyanın bütün dikişleri sökülmektedir" ifadelerini kullandı.
"Terörsüz Türkiye süreci emperyalist ve Siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesidir"
Son yıllarda bütün bölgenin alt üst edilmesi için bazı kötü planların devreye sokulduğunu gördüklerini dile getiren Çelik, "Günün sonunda şu oldu; terör örgütleri üzerinden yükseltilen bütün bu dalgalar bölge haklarının daha çok acı çekmesine yol açtı. Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Ezidi acı çekti ve tüm bunların içerisinde aslında bölge kendi iradesini özgün şartlarıyla ortaya koyamamanın büyük bedellerini ödedi. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge diyerek ortaya koyduğumuz bu irade aslında bölgemize dönük olarak kötü niyet bekleyen emperyalist ve Siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesidir. Burada devletimizin inlerce yıllık tecrübesi, milletimizin binlerce yıldır tarihin içerisinden süzülerek gelen kardeşliği ve basireti bütün bu politikaların ana dinamiğini oluşturmuştur. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeyi bir cümle ile tanımlayacak olsak bu bölgemizde herkes için kötü niyet besleyenlerin düşüncelerine geçit vermeyecek diye verilen bir cevaptır diyebiliriz. Çok hassas çalışmalar yürütüldü. Günün sonunda meselenin sahibi 86 milyon tüm vatandaşımızdır" değerlendirmesinde bulundu.
"Yasal düzenleme PKK’nın tüm uzantılarla sona ermesini hedeflemektedir"
Terörsüz Türkiye hedefinde yapılan çalışmaların yanı sıra esas meselenin silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkması olduğunu aktaran Çelik, "Türkiye çok uzun zamandır silahlı terör örgütünün tehdidiyle karşı karşıyadır, buna karşı mücadele etmiştir. Kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz fedakarlıklarıyla terörün ve terörün arkasındaki siyasi projelerin hedefine ulaşması engellenmiştir. Bugün gelinen noktada yapılan yasal düzenleme PKK/KCK terör örgütünün Türkiye, Suriye, Irak, İran ve Avrupa’daki legal ve illegal bütün uzantılarıyla gündemden çıkmasını ve sona ermesini hedeflemektedir. Bu son derece açık bir şekilde şimdiye kadar ifade edilmiştir, bundan sonrasında da takip edilecek husus budur. Terörün gündemden çıkması; devletimizin nitelikleri, milletimizin değerleri ve hukuk devleti ile demokrasinin imkan kabiliyetleri çerçevesinde ortaya koyduğu seçenekler sayesinde gerçekleştiriliyor. Bütün devletlerin bu tip kendilerine dönük tehditler karşısında sert güçleriyle mücadele yöntemleri ile hukuk, siyaset gibi yumuşak güçleriyle mücadele yöntemleri vardır. AK Parti’den önce de MGK tavsiyeleriyle terör örgütünden ayrılmak isteyenlere yönelik bir zemin oluşturulması için bunlar gündeme getirilmiştir. Bugün gelinen noktada ise bütün bu tecrübelerden yola çıkarak son derece güvence veren bir çerçeve yasa ortaya çıkmıştır" ifadelerini kullandı.
"Sürecin başarıya ulaşması için hepimiz gayret etmeye devam edeceğiz"
PKK/KCK terör örgütünün Türkiye, Suriye, Irak, İran ve Avrupa’daki legal ve illegal unsurlarıyla sona ermesinin silahlı terör unsurunun demokrasi üzerinde bir yük olmaktan çıkaracağına dikkati çeken Çelik, "Türkiye, bu silahsızlanmaya beraber bu tehdidin sona erdiğini bu süreç başarıya ulaşırsa hep beraber görecektir. Sürecin başarıya ulaşması için hepimiz gayret etmeye devam edeceğiz" dedi.
Terörün gündemden çıkmasının ardından yepyeni bir iklim doğacağını dile getiren Çelik, "Bu iklim; demokrasimizin üzerindeki bu stresin kalkmasıyla beraber demokrasimizin ölçeğini büyütecek, demokrasimizin derinleşmesine daha çok imkan verecek. Demokratik birtakım adımların atılması için daha güçlü siyasi ve demokratik iklimin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bundan sonrasında PKK/KCK terör örgütü sona erer, MGK kararıyla bu tespit ve teyit edilirse ondan sonrası demokrasimizin silahlı tehdit yükünden kurtulmasıyla beraber siyasetin demokratik tartışmaların iklimi kendi ölçeğini büyüten bir boyuta ulaşacaktır. Bu Türkiye’nin Türkiye Yüzyılı hedeflerine giderken, bölge ve küresel barışa katkı yaparken çok daha yüksek bir performans ortaya koyması demektir" açıklamasında bulundu.
"TBMM’de bir izleme komisyonu bütün bu süreci takip edecek"
PKK terör örgütünün feshedilmesiyle beraber Türkiye’nin geleceği açısından da yepyeni bir sayfa açılma imkanının da ortaya çıkacağını söyleyen Çelik, bu sayede bölgede terör örgütleri üzerinden vekalet savaşları yoluyla birbirine düşürülmeye çalışılan kardeş halklar arasına giren terör örgütlerinin de ortadan kalkması için yeni bir iklim oluşacağını kaydetti. Yasanın PKK’nın tüm uzantılarıyla silahlarını bırakması, bunun teyit edilmesi ve sonrasında MGK kararının alınmasının ardından devreye gireceğini hatırlatan Çelik, "Bunu yönetecek bir kurul olacak. Ayrıca TBMM’de bir izleme komisyonu bütün bu süreci takip edecek. Bütün milleti temsil eden unsurlarla birlikte bütün bu sürecin yürütüldüğü bir tablonun içerisindeyiz" ifadelerine yer verdi.
"Mesele terörün gündemden çıkarılmasıdır"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda süreçle ilgili net tartışmaların yapıldığını aktaran Çelik, "Bu tartışmalar neticesinde farklı siyasi partilerden son derece sağduyulu açıklamalar geldiğinde bu süreç katlanarak büyüdü. Dolayısıyla orada Cumhur İttifakı olarak milletvekillerimiz yüksek katkıda bulundular. DEM Parti’den sağduyulu konuşan vekiller yüksek katkıda bulundular. Yine Meclis’te temsil edilenlerden bağımsız olan arkadaşlarımızdan da sağduyulu konuşanlar oldu. Yine o zaman CHP içerisinden son derece sağduyulu katkılar yapan arkadaşlarımız oldu. Bütün bu tablo aslında Türkiye’nin yüksek bir iradeyi topyekun nasıl gerçekleştirebileceğini göstermiş oldu. Şimdi geldiğimiz noktada yüksek bir sayıyla bu teklif verildi. Şimdiye kadar yapılan çalışmalar neticesinde silah bırakma, PKK terör örgütünün tasfiyesi ve silahları bırakması şeklinde bir yaklaşımın yasal bir güvenceyle destekleneceği net bir şekilde bu başvuruyla birlikte ortaya koyulmuştur. Mesele terörün gündemden çıkarılmasıdır. Bu yasal çerçeve bunu yönetecek hukuki navigasyonu oluşturmaktadır. Bu tarihi bir yaklaşımdır" diye konuştu.
"Türkiye’nin üçüncü bir göze ihtiyacı yok"
"Terörsüz Türkiye sürecinde yapılan tartışmalardan bir tanesi dünyadaki farklı modelleri gözeterek bir üçüncü göz olması gerektiği şeklindeydi" diyen Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
"Biz ısrarla buna karşı çıktık. Türkiye’nin bir üçüncü göze ihtiyacı yoktur. Bazı ülkelerde iç savaş vardır, üçüncü göz gerekir. Bugün 86 milyon açısından söylediğinizde Türk ile Kürt’ün arasına üçüncü bir gözün girmesi dünyanın en saçma meselesi olur. Hiçbir üçüncü göze gerek yok. Bütün bu sürece bakacak olan milli bir göz var, o milli göz de 86 milyonun tamamıdır. Bu açıdan da bu süreç kendi açısından özgün bir süreçtir. Kendi sorunumuzu kendi irademizle halledebileceğimize dair net bir tutumdur. Bu da bu açıdan dünyaya verilmiş bir mesajdır. Pek çok ülkeden ya da dünyadaki bu süreçlerde görev yapmış pek çok meşhur isim bu sürece (terörsüz Türkiye) dahil olmak istedi. Verdiğimiz cevap nettir; böyle bir durumu tartışma konusu olarak bile gündemimize almıyoruz. Bunu tartışmıyoruz. Üçüncü göz yok sadece milli göz var." dedi.




