Bu gece Şaban ayının 15.ci gecesi olan Berat Kandilidir. Bu gece faziletli, bereketli ve pek mübarek gecedir. Bu gecenin fazilet ve bereketini sohbetimizin içerisinde izah etmeye çalışacağım.
Cenab-ı Hak cümlemize anlamayı ve amel etmeyi nasip etsin. Cümlemizi bu gece berâet edilen (günahları affedilen) kullarının arasına koysun.
Kuran-ı Kerimin mübarek bir gecede indirildiği bildirilmektedir; Kadir Gecesinde yahut Şaban ayının yarı-sı olan Berâet gecesinde indirilmiştir gibi iki gecede indirildiği ifade edilmektedir. Peki bu hususu nasıl birleştirmek mümkün olacaktır?
Kuran-ı Kerim Levh-ı Mahfuzdan, yedinci gökten dünya göğüne Berat gecesinde inmiştir. Kuran-ı Kerim bu gece Levh-ı Mahfuzdan kül (toptan) halinde dünya semasına, sonra oradan da kısım kısım Resulüllah (s.a.v)e indirildi. Bu gecenin mübarek olmasının sebebi de bundandır. Zira Kuran-ı Kerimin inmesi dini ve dünyevi bir çok faydalara sebeptir. Yahud bu mübareklik o gece meleklerin inmesinden, ilahi rahmetin feyz anından, duaların kabul ve icabet olunmasından, nimetlerin taksim ve kazaların bölünüp ayrılmasındandır. Müfessirler bu mübarek gece hakkında ihtilâf ettiler. Ekseriyet bunun Kadir Gecesi, ikrime ile bir taife de Berâet gecesi olduğunu söylerler.
Çoğunluğun dayandığı hususlar şunlardır: Cenab-ı Hak El-Kadr süresinde Kuran-ı Kerimi Kadir gecesin-de, Duhan süresinin 3.cü ayetinde ise mübarek bir gecede indirdiğini beyan buyurmuştur. Buna göre mübarek gecenin şaban gecelerinden değil, Ramazan gecelerinden biri olması icap eder. Cenab-ı Hak mübarek geceyi duhan süresinin 4.cü ayetinde: Onda her hikmetli iş ayrılır diye vasıflandırmış, Kadir Gecesi hakkında da onda melekler ve ruh her emirden Rablerinin izniyle inmekte olduğunu beyan buyurmuştur ki, bu emir o seneden gelecek seneye kadar olan amel, rızık, hayat, ölüm gibi Allahın takdiri ve kazasıdır.
İbn-i Abbas (r.a) der ki: Cenab-ı Hakkın bütün kazaları Şabanın nısıf gecesinde (15. Gecesinde) memur meleklere teslim edilir. Bazılarına göre Berâet gecesi emirlerin levh-ı mahfuzdan istinsahına başlanır, kâtipler bu geceden gelecek seneye müsadif aynı geceye kadar olacak vakaları yazar ve bu Kadir gecesinde bitirilir de rızıklara aid nüsha (Mikâil) aleyhisselâma, haberlere aid nüsha (Cebrail) aleyhisselâma, Amellere aid nüsha dünya göğünün sorumlusu olan (İsrafil) aleyhisselâma, musibetlere aid olan nüsha da (Azrail) aleyhisselâma teslim edilir.
Beraet Gecesi bir Müslüman olarak önemsememiz ve değerlendirmemiz gereken pek yüce bir gecedir. Bir Ramazan ayı Kadir gecesinden başlayarak yirmi üç yıllık zaman dilimi içerisinde Hz. Muhammed (s.a.v)e getirdiği Kuran-ı Kerimin ayetleri ve surelerini Cebrail (a.s) nereden alıyordu?
Cebrail (a.s), Hz. Peygamber (s.a.v)e indirdiği Kuran ayetlerini ve surelerini dünya göğündeki bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz hususi yerinden alıyordu. Berâet gecesi, Kuran-ı Kerimin ilâhi bilgilerin mekânı olan yedinci gökteki levh-ı mahfuzdan Cebrâilin aldığı dünya göğündeki özel mekânına bir bütün halinde indirildiği bir gerçektir. Bunun içindir ki Berâet gecesi Kuranla ilgili bir gecedir. Rabbimiz Duhân suresinin ilk üç ayetinde bu gerçeği şöyle açıklar: Hâa Mîm. Gerçekleri açıkça bildiren bu kitaba, Kuran-ı Kerime and olsun. Hakikaten biz Onu mübarek bir gecede indirdik. (Duhân,1-2-3) Dünyamızdaki tabiat düzeninin , ihtişamını hiç düşündük mü? Yağmurlar, karlar yağar. Fırtınalar, kasırgalar, hortumlar, zelzele ve depremler meydana gelir. Kara toprakta binbir çeşit renk ve kokuda mahsuller sergilenir. Denizlerde ve karalarda muhtelif cins balıklar ve hayvanlar doğar ve ölür. İnsanlarda da doğumlar ve ölümler birbirini takip eder. Yeryüzündeki v gökyüzündeki bütün bu olaylar programlı mıdır? Bu hadiselerin düzenleyici vazifelileri var mıdır? Elbette ki vardır. Sayılamayacak kadar çok ve muhtelif olan bu olguların plânlı ve vazifelileri mevcut olduğuna göre, bu vazifelerin planlandığı bir zamanda vardır. Bütün bu olaylar kader programı içinde programlanarak hazırlanmaktadır. Vazifelileri de meleklerdir.
Bazı müfessirler ayette işaret edilen mübarek gece nin Berat Gecesi olduğu kanaatindedirler. Buna göre; Kuranın tamamın Berat Gecesi levh-i mahfuzdan dünya semasına indirilmiş, Kadir gecesinde de ayetler peyderpey inmeye başlamıştır. (Bk. Elmalılı, V, 4293-4295)
Berâet gecesi aynı zamanda gelecek yıl içinde do-ğum, ölüm, rızıklar ve tabiat olayları gibi vücuda gelecek bütün olayların programlandığı zaman dilimidir. Anlaşılacağı üzere gelecek bir yılımızla ilgili hayat programımızın düzenlendiği gecedir. Rabbimiz bu geceyi şöyle açıklar: (Berâet gecesi öyle bir gecedir ki) Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir.. (Duhân, 4) İnsanlar arsı ilişkilerde, özellikle karşılanabilecek taleplerin geri çevrilmediği özel zamanlar vardır. Acaba Allah katında da taleplerin kabul edildiği, geri çevrilmediği zamanlar yok mudur? Bütün insan toplumlarında suçluların salıverildiği genel af günleri kabul edilmektedir. Acaba Allah katında günahkârlar için belirli af günleri ve geceleri yok mudur? Elbette ki vardır. Allah katında aracılığı (şefaati) red olunmayan isteği mutlaka kabul gören kulları da vardır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bu kulların başında gelir. Onun kabul olunan ve biz ümmetiyle ilgili bulunan dualarından biri ve bizim için en önemli olanı da Berâet gecesinde gerçekleşmiştir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v) şabanın 13.cü Gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, bu şefaatin üçte biri verilmiştir. 14.cü gecesi yine istemiş bu sefer de üçte biri daha verilmiştir. 15.ci gecesi olan Berâet gecesinde de talep etmiş, ürkek devenin sahibinden kaçtığı gibi Allaha kulluktan kaçanların dışında peygamberimize ümmetine şefaat etme hakkının tamamı verilmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazıra göre bu gecenin mübarek olmasının nedeni sayılan özellikleri şunlardır:
1. Her hikmetli işin bu gecede tefrîk edilmesi,
2. Bu gecede yapılan ibadetin faziletli olması,
3. İlâhî rahmetin inmesi,
4. Cenâb-ı Hakkın mağfiretinin herkesi kuşatması,
5. Resûlullah (s.a.s.)e şefaat hakkının verilmesi.
Hz. Peygamber (s.a.s.)in Şaban ayına ve özellikle bu ayın on beşinci gecesine ayrı bir önem vererek onu ihya etmiş, müminlere de bu geceyi ibadetle geçirmelerini ve gündüzünde de oruç tutmalarını tavsiye etmiştir. Bütün bunları göz önüne alan bazı âlimler bu geceyi namaz kılarak, Kuran okuyarak ve dua ederek geçirmenin sevaba vesile olacağını söylemişlerdir. Peygamberimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurur: Şabanın on beşinci (Berâet) gecesinde ibadetle kâim olun ve gündüzün-de ise oruç tutun. Muhakkak ki Allah Teâlânın rahmeti, güneşin batışında dünya göğüne nûzul eder de şöyle buyurur: Agâh olun ey kullarım; İstiğfar eden yok mu? Onu mağfiret edeyim, Rızık isteyen yok mu? Onu rızıklandırayım, Bir şeye mübtelâ olan yok mu ki ona (istediğini) vereyim. Ve bu şekilde hitapları fecir tulû edinceye kadar devam eder, gider. (Et-terhib ü Vetterhip c.2,shf.119, Hadis.14).
Hz.Aişe (r.he) validemizden: Demiştir ki bir gece Peygamber (s.a.v) yanımdan ayrılıp gitmişti. Onu aramak üzere çıktım. Bir de başını göğe kaldırmış olduğu halde kendisini Cennetul Bakide (Medinedeki mezarlık) buldum. Beni görünce:
Yâ Aişe, Allah ve Rasûlünün seni bırakmış olmasından mı korktun? dedi.
Hayır, dedim. Diğer zevcelerinden birinin yanına gitmiş olduğunu zannettim de
Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v). Allah Şabanın yarısında geceleyin dünya semasına tecelli eder. Kelp kabilesinin koyun sürüsündeki kıllardan sayıca daha çok kimselerin günahlarını affeder. buyurmuştur. (Et-Tâc, c.2, shf.93).
Yine Hz. Aişe (r.anha) validemizin bildirdiğine göre, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Berat Gecesini ibadetle geçirmiş ve kıldığı namazın secdesinde şöyle dua etmiştir: Allahım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum. Ya Rabbi! Senden yine Sana sığınıyorum. Sen yücelerden yücesin, Seni layık olduğun şekilde medhü sena edemiyorum. Sana layık bir şükürle şükredemiyorum. Sen ancak kendini övdüğün gibisin. (Müslim, Salat, 222; İbniMace, C. 1, s. 444).
O halde bu geceyi boş geçirmeyelim, ibadet ve taatle değerlendirelim. Bol bol tevbe ve istiğfar ederek, günahla-rımızın affını isteyelim. Fakat şunu da unutmayalım ki bu gece günahı bağışlanmayan bazı kişiler de olacaktır.
Peygamberimiz (s.a.v), bu gecede af dışı kalanları şu hadisleriyle bildirmektedir: Muhakkak ki, Allah (c.c) Şabanın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip her şe-yi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna... Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna. (et-Tergib vet-Terhib,2:118). Allah Teâlâ Şabanın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allaha ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar. (ibni Mace, ikametüs-Salât, 191; Tirmizi, Savm, 38).
İşte bunlar işledikleri kötülükleri bırakıp da tevbe ederek Allaha yönelmedikçe affedilmezler. Cenab-ı Hak bir Ayet-i Celilede şöyle buyurmaktadır: O, kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini (tevbe ile) bağış-layandır. (Şûrâ süresi, 25). Bu nedenle günahlarımızın affı için Berâet gecesini bir fırsat olarak değerlendirip tevbe ve istiğfar etmeliyiz. Çünkü bu manada Berat gecesinin tevbe-i istiğfar, dua ve ibadetlerle ihyâ edilmesinin önemi büyüktür.
İnanalım ki Allah (c.c) bizim isteklerimizi ihsan buyuracak ve bizleri bağışlayacaktır. Çünkü Berâet gecesi, müminler için bir kurtuluş ve arınma gecesidir. Berâet gecesinin nurâni kıymetleri üzerinde uyanık bulunalım. Şerefli ve faziletli saatlerini ganimet bilelim. İlahi ganimetlere, mağfiretlere, cennetlere koşalım. Peygamber ahlakı ile ahlaklanalım. Allahtan korkalım, emirlerini yerine getirelim. Zira takva yolu, saadet ve selâmete götürür. İsyanlar ve günahlar nedamet ve pişmanlık getirir. Bu gece Allahtan, hayırlar, bereketler ve inayetler isteyelim. Nefsimiz, ailemiz, hısım ve akrabalarımız ve bütün iman kardeşlerimizin huzur bulması için ısrarla dualar edelim. Dini ölçülerle önemini açıklamaya çalıştığımız Berâet gecesi, Kadir gecesi gibi yılın günleri arasında devreden ve kesin olarak bilinmeyen bir gece değildir. O kesin olarak bilinen ve Şaban ayının on dördüncü gecesini on beşine bağlayan mübarek bir gecedir. Bu sebeple zamanı belli olan bu gecenin feyzinden ve bereketinden faydanmış olalım. Berat gecesine mahsus belirlenmiş ibadet şekli ve özel bir namaz yoktur. Bu gece çokça kaza ve nafile namazı kılınabilir. Ancak burada gecemizi kutlama ve nasıl ihyâ edileceği hususunu bir kez daha hatırlayalım.
1- Peygamberimiz (s.a.v) her kameri ayın 13,14 ve 15.ci günlerini oruç tutar ve oruç tutulmasını da tavsiye ederdi. Bizlerde şaban ayının 13.cü günü olduğunda o gün oruca başlamalı, 14 ve 15.ci gününü de oruçla geçirmeye çalışalım.
2- Berâet günü ve gecesi namazlarımızı mümkünse camide cemaatle kılmaya çalışmalıyız.
3- Ana-baba gibi büyüklerimizi ziyaret edelim ve onların dualarını alalım..
4- İbadetlerimizin kabulü ve günahlarımızın için çok çok dua etmeliyiz. Aişe validemiz (r.he), "Şayet Kadir Gecesi`ne tevafuk edersem nasıl dua edeyim?" diye Allah Resulü`ne sormuş, Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de ona, "Ellâhümme inneke afüvvün, tuhibbu`l-afve fa`fü annî" (Allah`ım! Şüphesiz Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.) (Tirmizi, Da`avât 89) duasını öğretmiştir. Kadir Gecesinde yapılması tavsiye edilen bu duayı tüm kandil gecelerinde ve hatta her zaman yapabiliriz.
5- Bu gecede, Kuran okuyalım, Kelime-i tevhid ve salavat-ı şerife okuyalım, tesbihatlar yaparak Rabbimizi zikredelim, tefekkür edelim, kaza, nafile ve teheccüd namazlarını kılmaya çalışalım.
Rahmet ayı Ramazanın gölgesi üzerimize düşmüştür. Berat Kandili bizlere bu mübarek ayı müjdelemektedir. Artık on bir ayın sultanı Ramazana bedenen, kalben ve ruhen hazırlanmalıyız. Bu günlerde farz ibadetlerimize ilave olarak nafile ibadetlerimizi ve hayır hasenatımızı daha da artırmalıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle bu gece idrak edeceğimiz mübarek Berat Kandilini tebrik eder, Cenâb-ı Haktan bu kutlu gecenin başta ülkemiz olmak üzere İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dilerim.