Dünya petrol ve LNG sevkiyatının yaklaşık yüzde 20’sinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini sekteye uğratmaya yönelik hamleler, öngörülenin aksine küresel ölçekte bir ekonomik krizi tetiklemedi.

Küresel piyasaların alternatif tedarik kanallarına kısa sürede yönelmesi, İran’ın boğazı stratejik bir baskı unsuru olarak kullanma kapasitesini zayıflattı. Analist Arash Azizi, ABD’nin devreye aldığı deniz ablukasının İran ekonomisi üzerindeki baskıyı artırırken Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareket alanını da önemli ölçüde daralttığını belirtiyor.

İç pazarda kıtlık ve protesto riski

Yaptırımların dövize ve küresel finans ağlarına erişimi tamamen kapatması, İran halkı üzerinde doğrudan bir baskı oluşturuyor. Yakıt ve buğday başta olmak üzere temel ithal ürünlerde yaşanan tedarik sıkıntıları, artan enflasyonla birleşerek yönetim tarafında ciddi bir toplumsal patlama endişesi yaratmış durumda.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent stratejinin rejimi çöküşe götüreceğini savunurken, bölgesel yetkililer yönetim içi çatlamalara dikkat çekiyor.

Ekonomik baskıya rağmen yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıklarına erişim taleplerinden vazgeçmeyen Tahran ile arabulucular arasında mekik diplomasisi sürüyor.

Eski ABD müzakerecisi Dennis Ross, İran'ın boğazdan dikte ettiği "geçiş ücreti" ısrarından vazgeçip meşru seyir ve çevre güvenlik hizmetleri adı altında bir bedele razı olmasının krizde yeni bir anlaşma zemini yaratabileceğini öngörüyor.

Kaynak: Ekonomim