1999 Marmara Depremi'nin acıları hafızalardaki yerini korurken, Marmara Bölgesi'nde meydana gelen her sarsıntı vatandaşlarda yeniden büyük deprem endişesine yol açıyor. Özellikle son günlerde Marmara Denizi'nin Adalar açıklarında art arda yaşanan küçük ölçekli depremler, “Büyük Marmara Depremi'nin habercisi mi?” sorusunu yeniden gündeme getirdi.

Sakarya Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu, Marmara'daki deprem hareketliliğini ve küçük sarsıntıların olası büyük depremle ilişkisini değerlendirdi.

“Marmara’da 6 büyüklüğüne kadar depremler beklenen bir hadise”

Marmara Bölgesi'nin Türkiye'nin deprem tehlikesi açısından en yüksek riskli bölgelerinden biri olduğunu belirten Utkucu, bunun temel nedeninin Kuzey Anadolu Fay Zonu olduğunu söyledi.

Whatsapp Image 2025 04 24 At 09.28.03

Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Bölgesi'nden üç kol halinde geçtiğini ifade eden Utkucu, kuzeydeki kolun Sakarya'da şehir merkezinin hemen güneyinden, Arifiye ve Sapanca Gölü altından İzmit Körfezi'ne, ardından Adalar açıklarından Gelibolu'ya doğru uzandığını anlattı.

Geçmiş 1500 yıllık dönemde Marmara Bölgesi'nde 6,8'in üzerinde çok sayıda deprem yaşandığını belirten Utkucu, 1912 Mürefte-Şarköy, 1953 Yenice-Gönen, 1964 Manyas, 1957 Bolu-Abant, 1967 Adapazarı-Mudurnu Vadisi ve 1999 depremlerini hatırlattı.

Utkucu, bu nedenle Marmara'da küçük depremlerin meydana gelmesinin olağan olduğunu vurgulayarak, “Böyle bir coğrafyada depremler, özellikle 6 büyüklüğüne kadar depremler her zaman beklenen bir hadise olarak ele alınmalıdır. ‘Olacak mı, olmayacak mı?’ diye sorulmamalıdır. Böyle bir coğrafyada yaşıyoruz” dedi.

“Bu depremler büyük depremin işaretçisi diyemeyiz”

Marmara'da özellikle Marmara Ereğlisi ile İzmit Körfezi çıkışı ve Kartal açıklarına kadar uzanan bölgenin deprem biliminde önemli bir sismik boşluk olarak değerlendirildiğini belirten Utkucu, bölgede büyük deprem üretme potansiyelinin bulunduğunu söyledi.

Ancak son yaşanan mikro depremlerin büyük bir depremin habercisi olduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade eden Utkucu, önemli bir noktaya dikkat çekti.

“Bu aktivite büyük depremin işaretçisi mi?” sorusuna deprem bilimi açısından kesin bir yanıt verilemeyeceğini belirten Utkucu, bir depremin ancak büyük deprem meydana geldikten sonra “öncü deprem” olarak nitelendirilebileceğini söyledi.

Utkucu, “Büyük deprem meydana gelirse ancak bu depremlere öncü etiketi vurulabilir. Öncesinde ‘Bu öncü depremdir’ demek bilimsel açıdan doğru değildir” değerlendirmesinde bulundu.

2025'teki 6,2'lik depremle bağlantısı olabilir

Utkucu, Sakarya Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nde yaptıkları çalışmalarda 23 Nisan 2025'te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki Silivri depremi ile aynı yıl Marmara Ereğlisi açıklarında meydana gelen yaklaşık 5 büyüklüğündeki depremin ilişkisini de incelediklerini söyledi.

Modelleme çalışmalarında 5 büyüklüğündeki depremin, 6,2 büyüklüğündeki Silivri depreminin artçısı olduğunu gösteren bulgular elde ettiklerini aktaran Utkucu, son yaşanan Adalar açıklarındaki hareketliliğin de 2025'teki depremin oluşturduğu gerilme değişimiyle bağlantılı olabileceğini dile getirdi.

Ancak bununla ilgili özel bir çalışma yapılmadığının altını çizen Utkucu, önceki çalışmaların bu yönde ipuçları sunduğunu belirtti.

“Mikro depremler gerilimi boşaltmıyor”

Son günlerde meydana gelen küçük depremlerin yer kabuğunda biriken stresi önemli ölçüde boşaltıp boşaltmadığı da merak edilen konular arasında.

Bu ihtimalin “çok düşük” olduğunu söyleyen Utkucu, küçük depremlerin büyük deprem için biriken enerjiyi kayda değer ölçüde azaltamayacağını vurguladı.

Konuyu bir benzetmeyle anlatan Utkucu, küçük depremlerin oluşturduğu enerji boşalımının, büyük deprem için biriken gerilimin yanında son derece küçük kaldığını ifade etti.

Utkucu, 6 büyüklüğündeki bir depremin enerjisinin yaklaşık 32 adet 5 büyüklüğündeki depreme, 5 büyüklüğündeki bir depremin ise yaklaşık 32 adet 4 büyüklüğündeki depreme denk geldiğini belirtti. Benzer şekilde 6,2 büyüklüğündeki 2025 Silivri depremine denk bir enerji boşalımı için yaklaşık 32 bin adet 3 büyüklüğündeki depremin meydana gelmesi gerektiğini söyledi.

Bu nedenle küçük depremler meydana geldi diye Marmara'daki büyük deprem için biriken gerilimin ortadan kalktığının düşünülmemesi gerektiğini vurguladı.

Images

Marmara'da tsunami olur mu?

Marmara'nın altından geçen Kuzey Anadolu Fayı'nın ağırlıklı olarak yanal atımlı bir fay olduğunu belirten Utkucu, bu nedenle tsunami üretme potansiyelinin düşük olduğunu söyledi.

Bununla birlikte deniz altında meydana gelebilecek heyelanların tsunami oluşturabileceğine dikkat çeken Utkucu, Marmara'da birkaç metre yüksekliğinde tsunami ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Utkucu, geçmiş depremlerde Marmara'da tsunami izlerine ilişkin bilimsel çalışmalar bulunduğunu belirterek, Pasifik Okyanusu'ndaki gibi 10, 20 veya 30 metrelik dalgaların beklenmediğini ancak 2-3 metre civarında tsunami ihtimaline karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.

“1999 depremi sonrası gerilme halen devam ediyor”

1999 İzmit Depremi'nin ardından Yalova açıklarından Adalar açıklarına uzanan fay üzerinde çok sayıda artçı deprem meydana geldiğini hatırlatan Utkucu, 1999 depreminin bölgede önemli bir gerilme değişimi oluşturduğunu söyledi.

Sakarya Üniversitesi'nde yapılan çalışmalarda bu gerilme etkisinin yıllar içinde azalarak da olsa devam ettiğine ilişkin bulgular elde edildiğini belirten Utkucu, 2025'te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki Silivri depreminin de bölgede yeni bir gerilme artışı oluşturmuş olabileceğini ifade etti.

Utkucu, Adalar açıklarındaki mevcut deprem hareketliliğinin hem 1999 depreminin oluşturduğu gerilme değişimi hem de 2025 Silivri depreminin etkisiyle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.

“Küçük depremler oldu diye endişeye kapılmadım”

Marmara'da meydana gelen son küçük depremlerin ardından vatandaşların paniğe kapılmaması gerektiğini vurgulayan Utkucu, kendisinin bir deprem bilimci olarak bu hareketlilik nedeniyle “yeni bir büyük deprem geliyor” şeklinde bir endişeye kapılmadığını söyledi.

Ancak bunun Marmara'da büyük deprem tehlikesinin olmadığı anlamına gelmediğini de özellikle belirten Utkucu, Doğu Marmara'da 7 civarında bir depremin her zaman hesaba katılması gerektiğini ifade etti.

Utkucu, “Bu küçük depremler oldu diye büyük deprem hemen olacak, hemen bunun peşinden gelecek demek bilimsel bir ifade değildir. Ancak öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki 6 büyüklüğündeki depremler devamlı beklenmeli” dedi.

1999 depreminde Arifiye, Gölcük ve Gölyaka hattının kırıldığını, ancak Doğu Marmara'nın tamamının kırılmadığını belirten Utkucu, bu nedenle bölgede 7 civarında bir deprem tehlikesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: MEDYABAR