Allah´ın Müslüman kullarına bir manevi nimet olarak verdiği mübarek Ramazan ayının yaklaşması dünya üzerinde yaşayan tüm Müslümanlar tarafından sevinçle karşılanmaktadır. Aynı zamanda her Müslüman bu ayın gelişine sevinmektedir. Bunu, aynı duygu içinde olan herkes hissetmektedir. Zira bu ayın başlangıcı rahmet, ortası mağfiret sonu da cehennemden kurtuluştur. Bu aya, 18.06.2015 tarihinde kavuşuyoruz. Çarşamba günü akşamı ilk teravih namazını kılacağız inşallah.

Dünyanın her tarafında yaşayan Müslümanlar Ramazan ayının gelişine sevinirken aynı zamanda bu ayda yapacaklarını da planlar ve programlar yaparlar. İfa edilecek her ibadet karşılığında bin sevap alma hakkını veren bu mübarek ayın her anını en iyi şekilde değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Bunun için bizler birey olarak ay içinde neler yapabiliriz? Gücümüz nispetinde neler üretebiliriz? Bütün bunları düşünerek yapabileceklerimizi bir plan dâhilde ay içinde yapma azmimizi ortaya koymalıyız..

Yaptığımız plan içinde: vakit namazlarıyla beraber teravih namazları, tutacağımız oruç, okuyacağımız Kur´anı Kerim, yapacağımız Hatimler, boş zamanlarımızı kitap okuyarak zikir, tesbihat ve tembihatla değerlendirebiliriz.. Bununla beraber maddi yönden yapacağımız yardımları, fakir ve yetimlere uzatacağımız yardım ellerimizi, dostlarımıza, komşu ve diğer Müslüman kardeşlerimize vereceğimiz iftarları, önemine binaen yerine getirmeye çalışırız.

Peygamberimiz (sav) efendimiz, “Ramazan ayının gelişinden sevinç duyan müslümanın vücudunu, Allah cehennem ateşine haram kılar” buyurdular. Ramazan ayının gelmesinden dolayı sevinmek, gelince de aya saygı duymak, aydan azami derecede istifade etmek, kişiyi Allah´ın rızasına ulaştırır. Ramazan ayı, özel bir aydır. Müminler için manevi bir nimettir. Ayın bu özelliğini Müslüman olarak iyi düşünmeliyiz. Bu ayın özelliği ile ilgili Yüce Allah, şöyle buyurmuştur. “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, onda Kur´an, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun.” (Bakara 2/185.)

Mübarek Ramazan ayında Kur´anın indirildiği ve farz olan orucun bu aya tahsis edildiği, ayette açıklanmıştır. Bu yönüyle bu ay, Kur´an ve oruç ayıdır. Şaban ayında Müslümanlara farz kılınan orucun tutulması Ramazan ayına tahsis edilmiştir.

Oruç ibadeti yılda bir ay, akıllı, ruhsal ve fizyolojik olarak dini emirlere muhatap olma kıvamına gelen her bireye farz kılınmıştır. Orucun Ramazan ayında farz kılınmış olması ve bu isimle anılmaya başlaması, Kur´an´ın bu ayda indirilmiş olmasındandır.  Ramazan ayına atfedilen kutsiyetin sebebi de budur. Nitekim Ramazan ayı tanıtılırken; “Ramazan ayı ki, Kur´an kendisinde indirilmiştir…” buyurulmuştur.

Her ibadet bir veya birçok boyutuyla diğerlerinden farklılık arz eder. Oruç da diğer ibadetlerde bulunmayan pek çok farklı cihetle ehemmiyet arz eder. Allah´ın hoşnutluğunu ve sevgisini kazanmak için tutulan orucun hem birey hem de toplumla ilgili birçok faydası vardır; insana yakınlık göstererek evrendeki her şeyi onun emrine veren Allah sayısız nimetleriyle yaşamasını sağla- mıştır. Oruçluyken yiyip içemediğimizin farkına vararak mülkün gerçek sahibini tanıma imkanı buluruz. Bu da Allah´a olan inancımızı pekiştirir ve güvenimizi temin eder. Sayısız nimetlerine karşılık ona hamdetmeyi ve müteşekkir olmayı öğretir.

Her istediğinde yiyip içemeyen mümin, arzu ve davranışlarını kontrol altına alarak güçlü iradesiyle disiplinli yaşamayı öğrenir. Hayatın zorluklarına karşı tahammül gücü kazanır, yeme içme isteğine, şehevi arzu ve dürtülere karşı sabırlı olmayı, acele ile değil teenni ile hareket etmeyi öğretir. Bu sebeple oruç sabrın yarısı olarak tanımlanmıştır.

Oruçluyken Allah´ın huzurunda olduğunu bilen kimse söz ve davranışlarını kontrol ederek hoş ve hoşnut eden güzellikleri tercih eder. Kur´an´ın aşılamak istediği ahlak güzelliğine sahip olur. Bireylerin, ailelerin ve toplumların huzur ve mutluluğu sağlanmış olur.

Ailede, toplumda, iş yerinde pek çok insanla bir arada bulunmak zorunda ve eğiliminde olan insan, orucun bereketi ile aile içinde, komşular, akrabalar ve eş dost arasında iftar ve sahur programları yaparak orucun dünyadaki sevincini paylaşır. Aynı ortamı paylaştığı bireylerle iyi ilişkiler kurarak kardeşlik ahlakını ve hukukunu geliştirir.

Beden sağlığını korumak için dengeli beslenme alışkanlığının kazanılması oruçla elde edilen kazanımlardan biridir. “Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz” Hadisi orucun sağlık açısından değerini göstermektedir. Çünkü sağlıklı, güçlü ve zinde bir hayat, ancak dengeli beslenmekle imkan bulur.

Oruç, bireylerin toplumsal ödev ve sorumluluklarının hatırlanmasına ve uygulanmasına katkı sağlar. Yıl boyu açlıkla ve geçim derdiyle mücadele etmek zorunda olanların halini anlamayı ve onlara yardımcı olmayı öğretir. Cömertlik ve fedakârlık duygularını geliştirir.

Hz. Peygamber (sav)´den gelen mukabele kültürüyle Ramazan ayının Kur´an´la değer kazandığını, insan hayatının da Kur´an´la kıymetleneceğini, dolayısıyla her gün Kur´an´la az veya çok meşgul olmanın, onun ilkeleriyle yaşamanın bir zorunluluk olduğu anlaşılır. Teravih namazlarının yoğunluğuyla namaz odaklı bir yaşamın kaçınılmazlığı görülür.

İnsanları doğru yola sevk eden ve Hakla buluşturan, Müslümanları, her türlü kötülüklerden arındıran, inananları kaynaştıran, manevi hazzı en yüksek mertebeye ulaştıran Mübarek ay geliyor. Müjdeler olsun Müslümanlara. Her anı önemli bir değer olan Ramazan ayını, en iyi şekilde değerlendirme adına şimdiden plan ve program yapmalıyız. Sayılı günlerden ibaret olan bu zaman dilimi geldiği gibi, zamanı gelince de gidecektir. Önemli olan ayın bizlerden ayrılırken memnun, bizim de bu zaman diliminden ayrılırken istifade ettiğimiz halde ayrılmamızdır.

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş ayı olan Ramazan-ı Şerife kavuşmaya ramak kaldı. Ramazan-ı Şerif ayı yaklaştıkça heyecanımız da artıyor. Nasıl heyecanlanmayalım ki?. Allah Teâlâ insanlar içerisinden Hazret-i Peygamber (s.a.v) Efendimizi, şehirler içerisinden Mekke-i Mükerreme´yi aylar içerisinden ise Ramazan-ı Şerif ayını seçmiştir. Üçaylar diye bilinen Receb ayı ile başlayıp Şaban ayı ile devam eden bu aylar aslında Ramazan-ı Şerif ayının habercisi mübarek aylardır.

17 Haziran Çarşamba gününü 18 Haziran´a bağla-yan Perşembe akşamı ilk teravih namazları kılınıp aynı gece sahurla Ramazan-ı Şerif ayına girmiş olacağız inşallah.

Ramazan-ı Şerif ayı, Allah-u Teâlâ´nın bu ümmete rahmet ettiği, günahlarını mağfiret buyurduğu ve cehennemden kurtardığı bir aydır. Nitekim Efendimiz (s.a.v): “Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret sonu da cehen-nemden kurtuluştur.” buyurmuştur.

Ramazan-ı Şerif ayı, bu ümmetin ayıdır. Fazileti büyük, kazancı çoktur. Bu aya hürmet ve tazim etmeliyiz. Efendimiz [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] buyurdular ki: “Eğer kullar Ramazan ayında neler olduğunu bilseydiler, elbette ümmetim bütün senenin Ramazan olmasını isterlerdi.” Allah dostları altı ay önceden; “Ya Rabbi bizi Ramazan ayına ulaştır” diye dua ederlermiş.

Çünkü bu aydaki manevi kazancın büyüklüğünü bildikleri için, bu ayı kaçırmak istemiyorlar. Ramazan-ı Şerif ayı, gerçekten de büyük bir manevi ticaret mevsimidir. Hazret-i İbni Abbas [Radıyallahu Anh]´ ın rivayet ettiği uzun bir hadisi şerifte Efendimiz [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]  şöyle buyurmuştur: “Cennet seneden seneye Ramazan ayının girmesiyle süslenir ve temizlenir.”

Ramazan-ı Şerif ayını bir misafir gibi beklemeli ve yine bir misafir gibi ağırlamak için gayret sarf etmeliyiz. Nasıl ki evimize bir misafir geleceği zaman bir taraftan ev düzenlenirken diğer taraftan misafiri memnun etmek için alışverişler yapılmakta ve özel yemekler hazırlanmakta ise bir ay boyunca bize misafir olacak olan Ramazan-ı Şerif ayının da bizden memnun bir şekilde ayrılması için o denli ruhen ve bedenen hazırlıklar yapmalıyız.

Cami ve mescitlerimizin temizliğinden tutun çevremiz ve dostlarımızla olan ilişkilerimize kadar her şeyi yeniden gözden geçirilmeliyiz. Ruhumuzu ve zihnimizi meşgul eden bütün olumsuz düşüncelerden arındırmalıyız. Ramazan-ı Şeriften önce tövbe ve istiğfar edip bu mübarek aya günahsız bir şekilde girmenin yollarını aramalıyız. 

Ramazan-ı Şerif ayından istenildiği gibi faydalanabilmemiz için kötü alışkanlıklarımızı, kusur ve günahlarımızı terk etmeliyiz. Özellikle sigara vb. gibi kötü alışkanlığı olan kardeşlerimiz Ramazan-ı Şerif ayına bu alışkanlıklarından sıyrılmış bir şekilde girmeleri konusunda azim ve kararlıklarını ortaya koymalıdırlar.  Bütün varlığımızla Yüce Allah´a [Azze ve Celle] yönelelim. Bu ayı ibadet, dua ve hayır hasenatla ihya edip, bol bol Kur´an okuyalım.

Camilerde okunan mukabeleleri takip edelim, evlerimizde Kur´an okuma programları düzenleyelim. Kur´an okumasını bilmeyenler Kur´an ayına yaklaştığımız bu günlerde bir an evvel harekete geçmelidirler. Bu mübarek ay ve gecelerde kendimiz için bir muhasebe yaparak ne yaptım, ne yapıyorum, ne yapacağım sorularının cevabını bulmaya çalışalım. Bu mübarek aya arınmış bir kalp ve tertemiz bir vücutla girmenin ayrı bir özelliği ve güzelliği tartışma götürmeyecek gerçekler cümlesindendir.

Ramazan-ı Şerif ayına hazırlık ev halkıyla birlikte yapılmalı ve özellikle çocuklar da bu heyecanın içine çekilmelidir. Oruç tutmaları teşvik edilmeli, cami ve cemaate katılmaları sağlanmalıdır.

Ramazan-ı Şerif ayı, namaz ve oruç ibadetlerinin yanında aynı zamanda bir yardımlaşma ayı olmalıdır. Bu ayda yoksullar, düşkünler daha çok hatırlanmalıdır. Yakınlarımız, komşularımız ve yoksullar için iftar sofraları kurmalıyız.

Hastalar ziyaret edilmeli, dualar edilip dualar alınmalıdır. Dargınlıklara ve kırgınlıklara son vermeliyiz. Midelerimize oruç tutturduğumuz kadarı ile diğer azalarımıza da oruç tutturmalıyız. Başkalarına aza ve eziyet teşkil edecek olan bütün tutum ve davranışlardan sakınmalıyız.

Hazret-i Cabir bin Abdullah (r.a)´in rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte, Hazret-i Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdular: “Allah Teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı Şerifte beş şeyi ihsan eder ki, bunları hiçbir peygambere vermemiştir:

1- Ramazanın birinci gecesi, Allah Teâlâ Mü´minlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azap etmez.

2- İftar zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allah Teâlâ´ya, her kokudan daha güzel gelir.

3- Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolmaları için dua ederler.

4- Allah Teâlâ, oruç tutanlara, ahirette vermek için, Ramazan-ı Şerifte Cennette yer ta´yîn eder.

5- Ramazan-ı Şerifin son günü, oruç tutan Mü´minlerin hepsini affeder.”

Bu ilahi nimetlere mazhar olmak dikkat ister, ciddiyet ister. Hepsinden daha ziyade gayret ister. Allah, cümlemizi bu mübarek aya kavuşmayı ve kendisinden istifade etmeyi nasib etsin. Rabbim bu fırsatı değerlendirip Ramazan-ı Şerifin feyzine, bereketine cümlemizi nail eylesin.

Peygamber (sav) Efendimizin bir Hadis mealiyle konumuzu bitirelim. “Allah”ım, Recep ve Şaban ayını bizler için mübarek kıl. Bizleri huzur ve barış içersin-de Ramazan ayına kavuştur” âmin.

 

Hepinizin Ramazan-ı Şerif ayı mübarek, amelleriniz makbul olsun. Dualarda buluşmak dileğiyle…